Türkiye’nin risk primindeki artış ve ekonomik beklentiler

Dursun Akbulut 27 Mayıs 2019, 14:03

 

2018 yılından itibaren, döviz kurlarında, enflasyonda ve büyümede meydana gelen daralma Türkiye Ekonomisi ile ilgili piyasalarda negatif beklenti yaratmış ve Türkiye’nin risk priminde önemli artışlar meydana gelmiştir.

Aşağıdaki tablolarda gelişmekte olan ülkeler arasında önemli yere sahip olan bazı ülkelerin ekonomik ve mali göstergelerindeki  2017 ve 2024 yılına kadar olan gelişmeyi göstermektedir. Bu tablolardaki CDS haricindeki veriler,  IMF tarafından hazırlanmış verilerdir. Bu tablolara bakıldığında Arjantin ve Türkiye dışındaki diğer ülkelerde genel olarak son iki yılda ekonomik  mali göstergelerde stabilite mevcut iken Türkiye ve Arjantin ve kısmen de Güney Afrika’da,  göstergelerde stabilite yerine değişkenlik hakim olmuştur. Türkiye özelinde değerlendirme yaptığımızda 2017 yılında Turkiye, Çin dahil diğer ülkelerin hepsinden daha fazla büyümüş ve çok yüksek bir cari işlemler açığı vermiştir. 2017 yılındaki bu aşırı büyüme 2018 yılında yerini yavaşlamaya ve 2019 yılında ise küçülmeye bırakmıştır.

Diğer taraftan yine bu verilere göre 2020 yılından itibaren tablodaki tüm ülkelerde değişkenlik yerine stabilitenin hakim olacağı, Türkiye dahil tüm ülkelerde ılımlı bir büyümenin meydana geleceği ve göstergelerde ise aşırı bir oynaklığın olmayacağı beklentisi oluşmuştur. Ancak bu beklentilere rağmen Turkiye’nin 5 Yıllık Bonoları ile ilgili CDS’inde aşırı bir artış meydana gelerek yükselme eğilimine girmiştir. Son rakam %5 veya 500 baz puandır.

Bu verilere göre Turkiye’nin 2018 ve 2019 yılında risk priminde yukarı doğru bir hareketin olması gayet normadir ancak 2020 ve sonrasındaki beklentiler oldukça olumlu olmasına rağmen risk primindeki bu aşırı artışı ekonomik beklentilerle izah etmek pek mümkün olmamaktadır. Risk primdeki bu artış ağırlıklı olarak jeopolitik riskler ve Amerika ile olan ilişkiler ve kısmen de içerideki siyasi gerilimin yurtdışındaki yansımasından kaynaklanmaktdır. Jeopolitik riskler ve Amerika ile olan ilişkiler ulusal çıkaralara dayalı uzun vadeli beklentilerle yönetilecek hususlardır ve gerektiğinde bir süreliğine sıkıntı yaşamakta gerekebilir ancak iç siyasette ve ekonomik yönetimde zaafiyet göstermemek lazımdır. Kaleyi içten sağlam tutmakta  fayda vardır.

Yorumlar

Diğer Yazıları