Türkiye’nin ihracat menzili nasıl artırılabilir?

Onur Çelik 11 Mayıs 2020, 08:05

 

İhracat menzili, bir ülkenin veya şirketin ihracat yaptığı ülkelerin uzaklıklarının, o ülkelere yapılan ihracatın toplamdan aldığı paya göre ağırlıklandırılması ile hesaplanır. Başkentler arasındaki kuş uçuşu mesafeye dayanan bu hesaplamaya göre Türkiye’nin ortalama ihracat menzili yaklaşık 3 bin km’dir. Dünyadaki en büyük 20 ihracatçının ihracat menzilleri incelendiğinde ise, Türkiye’nin, ihracat menzili dar olan Avrupa ülkelerine benzediği görülmektedir. Çin, Japonya, Malezya, Kore ve Tayland gibi Uzak Doğu ülkeleri ve Amerika ise ortalamada 6 bin km’lik menzilleriyle ihracat menzilleri geniş ülkeler arasında yer almaktadır.

 

Uzak Doğu ülkeleri geniş ihracat menzilleriyle Türkiye’ye erişirken, maalesef Türkiye uzak pazarlara mal satma konusunda sorun yaşayan ülkeler kategorisinde yer almaktadır. İhracat menzilinin düşüklüğü, Türkiye’nin ağırlıklı olarak komşu ülkelerle ve bölgelerle ticaret yapmasından kaynaklanmaktadır. Diğer ülkelerin ise daha çok okyanus aşırı ihracat yapabildikleri görülmektedir.

UZAK DİYARLAR İHRACATÇILARI BEKLİYOR

Yukarıda yer alan analizden de anlaşılacağı üzere ülkemizin ihraç pazarlarının kompozisyonu, geleneksel pazarlarımız olan Avrupa ve MENA bölgesine bağımlı olduğumuzu göstermektedir. Ülkemizin Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri ile Uzak Doğu ülkelerine yeterince ihracat yapamıyor oluşu, bu pazarlara girebilmek/pay alabilmenin ihraç pazarlarımızın sayısının ve ihracat menzilimizin artırılması dolayısıyla da ihraç pazarı risklerimizin azaltılması adına elzem olduğunu düşündürtmektedir.

Bu anlamda neler yapılabilir kısaca özetleyecek olur isek,

1) İhracata ilişkin elimizdeki veriler, yurtdışı satış sürecinde az sayıda müşteriye ve sınırlı sayıda ülkeye bağımlılığın yüksek olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede ihracat yapılan ülke ve müşteri sayısı arttırılarak portföy genişletilmelidir.

2) İhracat pazarları hakkında detaylı bilgilere ulaşmak için, uluslararası bağımsız kuruluşlara sektör ve ürün bazında ciddi pazar araştırmaları yaptırılmalıdır.

3) Yine az sayıda müşteriye olan bağımlılık göz önünde bulundurulduğunda çalışılması bırakılan ülkelerin & firmaların tekrar kazanılması ve kök sebeplerinin ortadan kaldırılması için gayret gösterilmelidir.

4) İhracat süreçlerinde çeşitli pazarlara satış yapabilmek adına ihracatçıların aracılar ile çalıştığı ve önemli rakamlara ulaşan komisyon ücretleri ödediği bilinmektedir. Ülke olarak uzun zamandır ihracat yaptığımız pazarlar ve ikili diyaloglarımızın geliştiği müşterilerimiz ile aracısız ticaret yapabilmek adına geliştirilebilecek alternatiflerin değerlendirilmesi söz konusu pazarlara derinlemesine nüfuz edebilmek adına yararlı olacaktır.

5) İhraç pazarlarının daha iyi analiz edilmesi, pazar dinamiklerine bağlı olarak ortaya çıkan fırsat ve tehditlerin hızlı takibi ve uzmanlık oluşturulabilmek adına, ihracatçı şirketlerimizin personelinin pazar bazında ve/veya mamul ve/veya müşteri bazında uzmanlaşacağı bir organizasyon yapılanmasına gitmelidirler.

6) İhracatçılarımız, daha çok müşteri &potansiyel müşteri ziyareti yapmalı ve ziyaret sıklığını artırmalıdır.

7) İhracatçılarımız, ihraç edilen ürünlerimizin marka bilinirliği, imajı, kalitesi ve ürünlerinin algılanma şekline ilişkin detaylı bilgilere ulaşmak için bağımsız anket kuruluşlarına yurtdışında anketler yaptırmalıdır. Alınan sonuçlara uygun aksiyon planları üretilmeli, eksiklikler telafi edilmelidir.

8) İhracatçılarımızın Eximbank’ın finansal kaynaklarına erişimleri artırılmalıdır.

9) Turquality gibi, ihracatçıları özellikle kurumsallaşmaya yöneltecek devlet teşvikleri yaygınlaştırılmalıdır.

10) Katma değeri yüksek ürün ihracatı gerçekleştiren şirketlerimize pozitif ayrımcılık yapılmalı, onlara daha çok devlet desteği verilmelidir.

11) Uzak coğrafyalara ihracat yapan şirketlerimize navlun desteği verme konusunun üzerinde daha çok çalışılmalıdır.

12) E-ticaret ve e-ihracat konusu hafife alınmamalı, değişen dünyaya adaptasyon için yoğun çaba sarf edilmelidir.

13) Gümrük birliğinin başta tarım ve hizmetler sektörlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi, yine AB’nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalayacağı üçüncü ülkelerle müzakare ve karar alma sürecine Türkiye’nin de dahil edilmesi ya da imzalanacak STA’nın Türkiye’yi bağlamayacağının belirlenmesi için ivedilikle adım atılmalıdır.

14) Ülke olarak çok daha fazla sayıda ülke ile STA imzalayarak ihracatçıların pazara girişi kolaylaştırılmalıdır.

Sonuç

Günümüzde de tam manasıyla hiçbir ülke dışa kapalı ve korumacı bir ekonomik sisteme sahip değildir. Çünkü dış ticaret sıfır toplamlı bir oyun değildir. Rasyonel olarak hareket edildiği, iyi organize olunduğu, güçlü ve zayıf yanların tam olarak belirlenip doğru bir stratejinin benimsenmesi halinde her iki taraf yani gerek ihracatçı gerekse ithalatçı bu oyundan karlı çıkacaktır.

Türkiye de var olan ekonomik yapının değiştiğini ve bu değişime direnmenin mümkün olmadığını fark etmiş ve 1980’li yıllara kadar uyguladığı ithal ikameci dış ticaret politikası terk etmiş, ihracata ve sanayileşmeye dayalı bir dış ticaret politikasını uygulamaya koymuştur.

Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına doğru ilerlerken, ağırlıklı olarak düşük katma değerli ürünlerden oluşan, yıllık 180 milyar dolarlık ve ortalama menzili 3000 km olan ihracat kompozisyonu, potansiyelimiz de göz önünde bulundurulduğunda ülkemize yakışmamaktadır. 2023 yılı hedefi olan 500 milyar dolarlık ihracat tutarını kısa vadede yakalamak mümkün görünmese de ülke olarak ilk etapta bu hedef için gerçekten çok ama çok sıkı çalışmalıyız.

Yorumlar

Diğer Yazıları