Ters yüz...

Önder Arslan 20 Kasım 2019, 16:35

 

Çiğnenen salkım, üzüm eşittir bana,
Aşk beni çekmektedir dört bir yana.
Döndüğüm gerçek, fakat çevren değil,
Kendi çevrem döndüğüm yer, baksana! (Mevlana) 

***
Geçmiş zaman, bir yazı okutturmuştu bana, “tersinden başlamalı, hayatı yaşamaya...” diye başlıyordu. Tersinden başladım rubainin bana düşündürdüklerine...

“Kendi çevrem döndüğüm yer, baksana !” 

kendi çevremde dönmeliyim...
periyodumu kırmalı, döne döne anlamalıyım alemi...
ters yüz olmalıyım..
hayatımı yaşamalıyım, kendim dışında hiçbir şey dönüşüme engel olmaksızın...
kâh altta kalmalı, kâh üste çıkmalıyım...
ki hayat herkesin kendi çukuruna düştüğü, alt üst olanların hikayesi değil mi? 

“Döndüğüm gerçek, fakat çevren değil,” 

dönüyorsam kendim için dönüyorum...bilmeliyim...bilmelisin...
dönüş kendi derinliğimi buldurmalı...
ve yolumu kendi gerçeğimle çizmeliyim...kendim dışımdakilere bakmaksızın...
çünkü son-lu-yum...
ki kendi son-lu-luğumla yüzleşmeliyim;
son-lu-luğumla başlamalıyım, son-suz-luk yolculuğuma...
bırakmalıyım hayat bitsin biteviye...aldırmamalıyım...hayatta iken hayatın sürekliliği dışındaki hiçbir şeye...kimseyi bulamadığımda dert çektirecek, kendimi bulup, kendim kendime dert olmalıyım.
ki kendi rüzgarım döndürsün kendimi, kendi gerçeğime...
kendi etrafımda dönmeliyim, dönebildiğimce... 

“Aşk beni çekmektedir dört bir yana.” 

aşkın özne olduğu bir cümle !
aşkın geçtiği her cümlede, yandım !
ilk iki mısrada kendime yandım, yandaştım...
şimdi kimden yanayım şaştım...
ki
cümle kapılar kapanır, açıldığında aşk kapısı...
gelmiştir artık ters yüz olma zamanı...
aşk bir yol, rengarenk, beyazdan siyaha...
kırmızı berisinden, kızıl ötesine...
aşkın geçtiği uzamda,
öteden beriden sıyrılmalı, ötelerden berilerden gerçeğe aşkla varmalı...
zerreden kürreye her şeyin döndüğü zamanda,
ve dahi Kepler’i kanunuyla anmalı...
aşk adına neyi keşfetmiş Kepler,
(her keşif, aşkın varlığının delilidir)
demiş ki;
“her gezegen güneş etrafında döner ve fakat güneşe en yakın noktada tantanalı bir hızla, güneşten uzaklaştıkça miskin miskin döner...”
ey sevgili!
kendi etrafımda döndüğüm kadar, senin etrafında döndüğüm de gerçek...
uzakta kaldığım zaman miskin miskin
sana yakın olduğumda tantanalı... 
yetsin artık
ne bu kelam,
aşkın, beni çekmekte dört bir yana...
vesselam... 

“Çiğnenen salkım, üzüm eşittir bana,” 

aşktan ötesi mi?
yol hikayesidir, tüm anlatacaklarım; asıl olan, geçmişime dönüşümün olmayacağı...ister güneşime yakın olayım, ister uzak; ister kendi etrafımda döneyim, ister güneşimin...isterse aykırı olup, kırayım periyodumu, çıkayım yörüngesinden güneşimin...
çok geç… 

çiğnenmiştir üzüm, bırakmıştır kendini yıllanmaya.
aşk şarabının verdiği sarhoşluk ile
olacaksa,
kendi mahzeninde ters yüz olsun zaman.

Yorumlar

Diğer Yazıları