Temerrüt Takası Sözleşmeleri (CDS)

Gökhan Ugan 05 Ekim 2015, 17:20

 

Credit Default Swap, yani CDS sözleşmeleri son yılların en popüler finansal enstrümanı olma yolunda hızla ilerliyor. CDS’ler Türkçeye çeşitli şekillerde çevriliyor, ancak benim en çok uygun gördüğüm karşılık temerrüt takası sözleşmeleri. Bu yazımızda CDS’lerin hangi amaçla nasıl kullanıldıklarını örnek yardımıyla açıklamaya çalışacağız.

CDS’lerin temelde iki önemli işlevi var. Bu sözleşmeler asıl olarak alacakların sigortalanması amacıyla kullanılmaktayken, diğer taraftan borç verilen kurumların temerrüde düşme olasılığını göstermesi nedeniyle önemli bir kredi risk göstergesi olarak da takip edilmektedir.

CDS sözleşmeleri en basit ifadeyle borç verdiğiniz kişi borcunu ödeyemezse, alacağınızı CDS satıcısından alabildiğiniz finansal bir anlaşmadır. Tabi bu avantajı elde etmek için CDS satıcısı sizden belirli bir ücret talep eder. Bu ücrete CDS primi denir ve CDS sözleşmesinin nominal değeri üzerinden hesaplanan bir baz puan ile ifade edilir. CDS sözleşmeleri genellikle 5 yıl vadelidir ve büyüklükleri 10 veya 20 milyon USD’dir.

Türkiye CDS primleri 2014 Aralık ayı başından bu yana artış trendine girdi. 2 Aralık 2014 tarihinde 155 baz puan olan CDS’lerimiz, 2 Ekim 2015 tarihinde 313 baz puandan işlem gördü. Türkiye riskini sigortalamanın maliyeti bir yılda iki katına çıktı.

Peki Türk CDS primlerinin 155 baz puandan 313’e çıkması ne anlama geliyor? Türk devletinin çıkarmış olduğu enstrümanlara 10 milyon USD yatırım yapan biri Türk devletinin borcunu geri ödeyememesi durumunda alacağını tahsil etme garantisini satın almak için CDS satıcısına 2 Aralık 2014 tarihinde yılda 155 bin USD prim öderken, şimdi 313 bin USD ödemek zorunda kalıyor. Türkiye olarak kredi riskimizde kötüye doğru bir gidiş olduğu açık, ancak Rus CDS’lerinin 372 baz puandan işlem gördüğü düşünülürse yatırımcıların Türkiye’yi Rusya’dan daha az riskli gördüğü söylenebilir.

Bu CDS’leri kim satıyor diye merak edenler için söyleyelim: CDS’ler kredi notu yüksek yatırım kuruluşları tarafından satılıyor. Tabi burada önemli olan CDS’i satan kuruluşun kredibilitesinin, borcunu üstlendiği kuruluşun kredibilitesinden daha yüksek olması. Aksi takdirde sistem çalışmaz hale gelir. Kimse bir Yunan yatırım kuruluşu tarafından satılan ve Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin çıkarmış olduğu borçlanma araçlarına yapılan yatırımın ödenememesi durumunda koruma sağlayan CDS’leri satın almaz. Diğer bir ifade ile CDS satın alanlar, CDS’leri satan kuruluşların kredi risklerini üstlenmiş olurlar; ancak üstlendikleri risk eskisine nazaran çok daha az olduğu için durumu kabul ederler.

Sayısal bir örnekle sözleşmelerin nasıl işlem gördüğünü anlatalım. Yabancı bir yatırımcı 10 milyon USD’yi 1USD=3 TL’den bozdursun ve elde ettiği 30 milyon TL ile yıllık %10 faizli devlet tahvili alsın. Diğer taraftan Türkiye’nin borcunu geri ödeyememe riskine karşı 313 baz puandan işlem gören 10 milyon USD’lik bir CDS satın alsın. Birinci yılın sonunda yabancı yatırımcımız Türk tahvillerinden 3 milyon TL gelir elde ederken, CDS satıcısına 313 bin USD ödeyecektir. Burada USD/TL kurunun nasıl geliştiği önemlidir. Sene sonunda 1USD=3 TL olursa yatırımcı 1 milyon USD yerine 687 bin USD kâr etmiş olacaktır, ama karşılığında Türkiye’nin borcunu ödeyememe riskinden kurtulacaktır. USD TL karşısında değer kazanırsa yatırımcının kârı azalacak, USD değer kaybederse kârı artacaktır.

CDS’ler amacı doğrultusunda kullanıldıkları zaman gerçekten faydalı enstrümanlar. En önemli dezavantajı tezgahüstü piyasalarda işlem gördüğü için ne kadarlık bir hacim gerçekleştiğinin tam olarak bilinememesi. CDS’ler bazen piyasaların manipüle edilmesi amacıyla kullanılabiliyor. Bu konuya haftaya Borsa Gündem’de yazacağım yazıda değineceğim.

Saygılarımla,

Yorumlar

Diğer Yazıları