Siyasette ortalamaya dönüş başladı

Gökhan Ugan 09 Haziran 2015, 09:51

 

Bir genel seçimi daha geride bıraktık. Sanırım bu hafta seçim sonuçları haricinde pek bir şey konuşulmayacak. Biz de geleneğe uyalım ve kendimizce seçimin ekonomik ve politik olarak bize neler getirebileceğine bir bakalım.

Televizyon kanallarında yorum yapan siyaset uzmanları durmadan seçmenin nasıl bir mesaj verdiğini yorumlamaya çalışıyor. Bence bu seçimin ortaya çıkardığı belirgin sonuçlar aşağıdaki gibi:

1. Seçim barajı, seçmenin gerçek tercihinden çok stratejik tercih yapmasına neden oldu. Emanet oy diye bir kavram siyaset hayatımıza kazandırıldı.
2. Türkiye’nin başkanlık sistemine henüz hazır olmadığı ortaya çıktı.
3. Seçmen partiye değil, parti liderine oy verdi.
4. Seçmenler yoğun ayrıştırıcı siyaset nedeniyle uçlara doğru sürüklenirken, seçimin sonucunu ılımlı seçmen belirledi.
5. Türkiye’nin net bir şekilde merkez sağda yer alan ılımlı bir partiye ihtiyacı olduğu ortaya çıktı.

Türkiye için en büyük tehlike ülke kaderi üzerinde belirleyici rol oynayan rasyonel düşünen ılımlı seçmen sayısındaki azalma. Uzun bir süredir sürdürülen ayrıştırıcı siyaset insanlarımızı maalesef uçlara itti ve fanatikleştirdi. Uca itilen seçmenin oyları kemikleşti. Seçim sonuçlarına şöyle bir bakalım: Sünni İslam’ı ön plana çıkaran AKP, Türk Milliyetçiliğini ön plana çıkaran MHP, Kürt Milliyetçiliğini ön plana çıkaran HDP toplam oyların %71’ini almış. Şu anda merkez solda yer alan CHP diğer partilerle karşılaştırıldığında daha ılımlı gözüküyor.

AKP 2011 seçimlerine göre 2 milyon 600 bin adet oy kaybetti. AKP ile HDP çözüm sürecinde çıkmaza girince HDP parti olarak seçime gireceğini açıkladı ve daha önce AKP’ye oy veren muhafazakar/dindar Kürt Milliyetçileri HDP’ye oy verdi. HDP parti olarak seçime girince daha önce AKP’ye oy veren muhafazakar/dindar Türk Milliyetçileri de MHP’ye oy verdi. Toplam seçmen sayısının 3 milyon 800 bin arttığı düşünülürse AKP çok önemli bir güç kaybına uğradı.

CHP 2011 seçimlerine göre oyunu 360 bin artırdı. Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben “seni başkan yaptırmayacağız” söylemi CHP’li ılımlı seçmen üzerinde etkili oldu, önemli bir CHP seçmeni barajı geçmesi için HDP’ye stratejik oy verdi. CHP bu kaybını ilk kez oy kullanan kesimden aldığı oylarla kapatmış görünüyor.

MHP 2011 seçimlerine göre oyunu yaklaşık 2 milyon adet artırdı. Bu artışta en önemli faktör, HDP’nin seçime parti olarak girmesi ve barajı geçmesi halinde, AKP’nin başkanlık sistemine geçebilmek için HDP ile koalisyon veya işbirliğine gidebileceği ve bu durumun Türkiye’nin toprak bütünlüğüne zarar vereceği endişesi oldu. Bu endişe oyların AKP’den ve bir miktar CHP’den MHP’ye kaymasına yol açtı.

HDP ilk kez parti olarak seçime girdiği için bire bir karşılaştırabileceğimiz bir veri yok. Ancak 2011 yılında yapılan seçimde bağımsız adaylara verilen oylar ile karşılaştırıldığında HDP bir hayli oy almış görünüyor. Bu patlamayı AKP’nin başlattığı çözüm sürecinde ilerleme isteyen seçmenlerle, Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında başkanlık sistemini istemeyen seçmenler gerçekleştirdi.

Peki şimdi ne olacak?

Ekonomik açıdan konuşmak gerekirse gelinen noktada piyasalar için en olumlu sonuç AKP’nin tek başına iktidar olacak kadar oy alması, HDP’nin ise barajı geçmesi olacaktı. Ancak sandıktan koalisyon çıktı. Liderlerin ne dediğine kulak asmadan azınlık hükümeti seçeneğini dışarıda bırakarak olası koalisyon senaryolarını birlikte değerlendirelim:

AKP-MHP Koalisyonu (Türk-İslam sentezi): Medyada en çok seslendirilen bu birleşme çözüm sürecindeki ilerlemeyi durdurabileceği gibi, kutuplaşmayı da artırabilir. MHP başkanlık sistemini ve çözüm sürecini, aktif olarak rol alacağı bir platforma çekmek isteyecektir. Piyasalar için kısa vadede olumlu, uzun vadede olumsuz sonuçlar üretebilir.

AKP-HDP Koalisyonu (Kürt-İslam sentezi): Çözüm süreci büyük ihtimalle HDP lehine hızlanır. HDP’nin müzakerede alacaklarına bağlı olarak başkanlık sistemi için referandum yolu açılabilir. Piyasalar için olumlu olarak algılansa bile belirsizlik devam edecektir.

CHP-MHP-HDP Koalisyonu (Ilımlı Milliyetçi sentez): MHP ile HDP, CHP’nin önderliğinde aynı çatı altında birleşebilirse iç barış konusunda çok önemli bir adım atılmış olur. Gönlüm bu koalisyondan yana, ama açıkçası böyle bir olasılık pek mümkün görünmüyor.

AKP-CHP Koalisyonu (Ilımlı İslam sentezi): AKP başkanlık sistemi sevdasından vazgeçerse mümkün görünüyor. Bu koalisyon CHP’nin gözetimindeki şeffaf bir çözüm sürecini yönetebilirse dışarıdan HDP’nin de desteğini alabilir. Kısa ve uzun vadede istikrar vadedeceği için piyasalar tarafından olumlu fiyatlanabilir.

Yukarıdaki dört seçenekten piyasalar için en hayırlısı AKP-CHP koalisyonu olarak göze çarpıyor. Ancak bu olasılık için başkanlık sistemi rüyasının bir müddet rafa kalkması, CHP’nin koalisyonun büyük ortağı olma hevesinden vazgeçmesi lazım. Şu anda parti liderlerinin söylemlerini çok kayda değer bulmuyorum. İlk tur görüşmeler de büyük olasılıkla olumsuz sonuçlanacak. Ancak ikinci/üçüncü tur görüşmelerde partilerin “milletin âli menfaatleri için bir takım fedakârlıklarda bulunmak zorunda” olduklarına dair açıklama yapmaları pek mümkün.

Türkiye’nin siyasi ortalaması merkez sağdır. İstatistikte “ortalamaya geri dönme (mean reversion)” teorisi, serilerin zaman zaman ortalamadan sapsa da eninde sonunda ortalamaya geri döneceklerini savunur. Görünen o ki, Türk siyasetinde de bir ortalamaya dönüş hareketi başlamış durumda. Bu ortamda güçlü bir liderle merkez sağda yer alacak parti, çok hızlı bir yükseliş gösterebilir.

Siyasetin oynak bir zemini vardır. Ne demişti Süleyman Demirel: “Dün dündür, bugün bugündür.”

Saygılarımla,

NOT: 16 Haziran Salı günü saat 16:00’da veya 25 Haziran Perşembe günü saat 20:00’de Piyasa Bozucu Eylemler Tebliğinin bireysel yatırımcılara, aracı kurumlara ve halka açık şirketlere getirmiş olduğu yükümlülükleri düzenleyeceğimiz webinar’da tartışıyoruz. Webinar hakkındaki bilgi ve kayıt için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

http://inforceed.com/tr/Egitim/113-webinar-piyasa-bozucu-eylemler-tebligi

Yorumlar

Diğer Yazıları