Küresel ekonomi yavaşlarken dolar güçleniyor

Ayça Karaca 29 Nisan 2019, 11:23

 

Global ekonomik krizin sonrasında ivme kazanan küresel ekonomide yavaşlama sinyalleri gelmeye başladı. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından yayınlanan son tahminler özellikle gelişmiş ülkeler ve Asya başta olmak üzere küresel ekonomik büyümenin ılımlı bir şekilde azalmaya başladığını gösteriyor. ABD Kongresi tarafından yayınlanan hizmete özel  Nisan 2019 tarihli “Küresel Ekonomide Yavaşlayan Büyüme “ adlı raporda  gelişen ve gelişmekte olan ülkelere ilişkin büyüme tahminleri ve ABD ekonomisi ile dolar üzerindeki etkileri ele alınıyor.

Bu kapsamda, IMF tarafından Nisan 2019’da yayınlanan “Küresel Ekonomik Görünüm 2019” raporunda küresel ekonominin 2019 ve 2020 yıllarında sırasıyla %3,3 ve %3,6 büyüyeceği öngörülüyor. Raporda ayrıca küresel ticaretin %3,4 artarken enerji fiyatlarının da %13 düşeceği tahmin ediliyor. OECD’nin  Mart ayında yayınladığı raporda ise küresel ekonominin 2019 ve 2010 için sırasıyla %3,3 ve %3,4 büyümesi bekleniyor.

Uluslararası kuruluşlar küresel yavaşlamaya sebep olarak; ticaret savaşlarının tırmanması, finansal koşulların sıkılaşması, Merkez Bankaları arasındaki para politikalarının uyumsuzluğu (bazı Merkez Bankaları faiz artışına gider ve parasal teşviği azaltırken diğerlerinin tam tersi yönde politika izlemesi) yüksek düzeydeki hane halkı ve ülke borçluluk düzeyleri, İngiltere’nin AB’den çekilişinin (Brexit) yaratacağı potansiyel etkiler ve Çin’in büyümesindeki yavaşlama gibi riskleri gösteriyor.

Bu kapsamda, diğer gelişmiş ülkelere göre 2018’de %2,9 büyümesi beklenen ve daha iyi performans gösteren ABD ekonomisinin de yavaşlaması bekleniyor.  IMF, ABD’nin 2019 ve 2020’de sırasıyla  %2,3 ve %1,9 büyüyeceğini öngörüyor. Benzer şekilde ABD Merkez Bankası da (FED) Amerikan ekonomisinin 2019’da %2,1 büyüyeceğini tahmin ediyor. 

Bazı analistler de ABD ekonomisinin göreceli olarak güçlü kalmaya devam edeceğini ancak başlıca ticari partnerlerin ekonomilerindeki bozulmanın  ülke ekonomisini negatif olarak etkileyeceğini ve bu tahminleri olumsuz yönde değiştireceğini ileri sürüyor. Ayrıca,  ABD ve diğer  ekonomik aktörler arasındaki geniş finansal ve ekonomik bağlar nedeniyle Amerika’nın küresel ekonomiyi etkileyeceği ve gelişmelerden de etkileneceği belirtiliyor. Bu etkilerin sermaye hareketlerinde, doların uluslararası piyasalardaki değerinde, faiz oranlarında ve ABD ticaret hacminde kendini göstermesi bekleniyor.

Gelişmiş ülkelerde büyüme azalıyor

Gelişmiş ülkeler arasında Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere’nin 2019’da daha yavaş büyüyeceği öngörülüyor. OECD Euro Bölgesi için büyümenin 2018 ve 2019 için sırasıyla %1 ve %1,2’ye gerilemesini bekliyor. Avrupa Merkez Bankası da (ECB) Avrupa için daha önce %1,7 olan büyümenin %1,1’e düşeceğini kaydediyor.  Avrupa ülkelerindeki büyümenin yerel politik sorunlar, ihracat yapılan pazarlardaki  durgunluk ve Brexit’in ekonomik etkisinin belirsizliğinin halen devam etmesi gibi gelişmelerden olumsuz etkileneceği tahmin ediliyor.  Japonya’nın ise 2019’da %1 büyüyerek olumlu bir görünüm sergilemesi ancak 2020’de bu oranın %0,5’e gerilemesi bekleniyor.  

Yavaşlayan Çin endişe kaynağı

Gelişen ülkelerde ise Latin Amerika ve Ortadoğu ülkelerinin 2019’da stabil ya da hafif artış gösteren büyüme oranlarını deneyimleyeceği öngörülüyor. Ancak İran ve Venezuela’ya uygulanan  yaptırımların enerji piyasalarındaki fiyat dalgalanmalarını ve ekonomik gelişime ilişkin endişeleri arttırması bekleniyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve emtia piyasalarındaki riskler Avrupa ve Asya’daki yavaşlayan büyüme ile birleştiğinde ekonomisi emtia ihracatına bağımlı ülkelerin olumsuz etkilenebileceği belirtiliyor.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’de büyümenin yavaşlaması ise endişe kaynağı olmaya devam ediyor. IMF Çin için 2019’da %6,3, 2020’de ise %6,1 büyüme öngörüyor. Çin  ticari ve finansal ilişki ağının genişliği nedeniyle küresel ekonomik büyümede çok önemli bir rol oynuyor. Çin’de büyümenin azalması daha az hammadde ihraç edeceği anlamına gelirken bu durum özellikle hammadde ihracatçısı ülkeler için ekonomik  yavaşlama anlamı taşıyor. Bu etkilerin   Avrupa ve ABD’de yavaşlayan büyüme ile birleşerek Çin’in büyüme oranını azaltması bekleniyor

Doların güçlü geri dönüşü

Kongre uzmanları, küresel  büyümenin hızına ilişkin belirsizliklerin ve ABD büyüme oranlarının ve faizlerinin göreceli olarak güçlü kalmasının güvenli liman arayan yatırımcıları dolar cinsinden varlıklara yönlendirdiğini vurguluyor. Geçtiğimiz yıl içerisinde yatırımcıların Avrupa ve Çin hisselerinden dolar cinsinden varlıklar lehine çıktığı kaydediliyor.  Ayrıca, ABD Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ekonomik Analiz Ofisi (Bureau of Economic Analysis) yayınladığı raporda Amerikan çok uluslu şirketlerinin;

· 2017 Vergi Kesintisi ve İstihdam Yasası (Tax Cuts and Jobs Act P.L. 115-97) kapsamındaki vergi teşviklerine yabancı bağlı şirketlerdeki kar paylarını ülkelerine geri getirerek  karşılık verdiğini,

· Yabancı sermaye akımında bir önceki yıla göre 2018’de 500 milyar doların üzerinde ani bir yükseliş sağladığını ve

· Yurtdışında tuttukları fonları dolara çevirerek doların daha da değerlenmesine katkı sağladıklarını kamuoyu ile paylaştı.   

Bu kapsamda, dolar ve dolar cinsinden varlıklara yönelik talebin artması  2017 sonu ile 2019 başı arasındaki dönemde doların yaklaşık %7 değer kazanmasına neden oldu. Ayrıca, doların değer kazanması ve ABD’nin ithal mallarına olan talebinin  ihracatına olan dış talepten daha fazla olması da dış ticaret açığının 2018’de 891 milyar dolar olmasına yol açtı.

 Yavaşlayan küresel büyüme ve artan riskler doların  güçlenmesini hızlandırıyor. Ticaret savaşlarının, Merkez Bankaları çatışmalarının ve ambargoların hüküm sürdüğü ekonomi galaksisinde Jedi şövalyesi dolar istikrar ve güvenli liman vaadiyle  geri dönüyor.

*Bu yazı yazarın kişisel görüşlerini yansıtmakta  olup çalıştığı kurum yazıda yer alan görüş ve düşüncelerden sorumlu değildir.

Yorumlar

Diğer Yazıları