Hisse senedi riskini nasıl ölçeriz?

Gökhan Ugan 25 Mayıs 2015, 11:15

 

Geçen haftaki yazımızda borsa yatırımcıları arasında efsane olan alfa kavramının ne olduğuna değinmiş, pozitif alfanın endeks vadeli işlem sözleşmeleri kullanılarak nasıl garantilenebileceğini örnek yardımıyla açıklamıştık. Bu hafta da yatırımcılar arasında risk ölçütü olarak kullanılan beta kavramı üzerinde duracağız.

Beta katsayısı, hisse senedi fiyatının genel fiyat hareketleri karşısında göstermiş olduğu reaksiyonun bir ölçüsüdür. Genel fiyat hareketlerini genel kabul görmüş bir hisse senedi endeksi temsil eder. Bir hisse senedinin beta katsayısı 1’den düşükse o hisse senedine ait fiyat değişkenliğinin (volatilite) ortalama bir hisse senedine oranla daha düşük olduğu, beta katsayısı 1’den yüksek olduğunda ise fiyat değişkenliğinin daha yüksek olduğu kabul edilir.

Beta katsayısının işareti pozitif ise hisse senedi fiyatının endeks ile aynı yönde, negatif ise endeks ile aksi yönde hareket ettiği anlaşılır. Beta katsayısının sıfır olması, o hisse senedinin fiyatının genel fiyat hareketleri karşısında duyarsız olduğuna işaret eder.

Birçok kaynak çeşitli yöntemlerle beta katsayısı hesaplamaktadır. Ancak bu hesaplamaların nasıl yapıldığını bilmeden beta katsayılarına bakıp yatırım kararı almak hayal kırıklığı yaratabilir. Beta katsayısı hesabında doğru bilinen bazı gerçekleri aşağıda sıralamaya çalıştım:

1. Beta hesaplaması hisse senetlerinin kapanış değerleri üzerinden değil, ağırlıklı ortalama fiyatları üzerinden yapılmalıdır. Kapanış değerleri üzerinden yapılan beta hesaplamaları dönem içerisindeki hareketliliği ihmal edeceğinden sağlıklı olmayacaktır.
2. Beta hesaplaması hisse senetlerinin logaritmik değişim oranları üzerinden yapılmalıdır. Regresyon analizi doğrusal bir tahminleme yöntemidir. O yüzden geometrik artan bir seri olan hisse senedi fiyatları üzerinden yapılacak beta hesaplaması yanlış olacaktır. Fiyat serisi önce oransal artış/azalış hesaplanarak doğrusallaştırılmalı, daha sonra logaritması alınarak normal dağılıma uygun hale getirilmelidir.
3. Beta hangi periyoddaki verilerle hesaplanmışsa, o periyodu temsil eder. Örneğin, günlük fiyatlar üzerinden hesaplanan beta katsayısı ile bir aylık tahmin yapmak doğru olmayacaktır. Beta katsayısı günlük tahmin yapılacaksa günlük, aylık tahmin yapılacaksa aylık, yıllık tahmin yapılacaksa yıllık verilerle hesaplanmalıdır. Beta katsayısının aylık verilerle hesaplanması genel kabul görmüş bir uygulamadır.
4. Beta katsayısının hesaplamasında kullanılan veri sayısı ne kadar fazla olursa, katsayının temsil kabiliyeti o kadar yüksek olur. Aylık verilerle hesaplanan beta katsayısı genellikle son 60 veriye (5 yıl) dayandırılır.

Beta katsayısı, temsil ettiği portföyün veya kıymetin likiditesi konusunda da fikir verebilir. Fiyat değişkenliğinin fazla olması, kıymetin düşük likiditeye sahip olduğunun bir göstergesi olabilir. Bu nedenle beta katsayısı 1’den yüksek olan hisse senetleri genellikle küçük ve sığ piyasaya sahipken, betası 1’den büyük olan hisse senetlerinin piyasası büyük ve derindir.

İKEA’da değişen bir şey yok

Geçenlerde gardırop almak isteyen bir arkadaşımla İKEA’ya gittik. Arkadaşım teşhirde bulunan bir modeli beğendi, ama kapağın birini yine teşhirde bulunan aynalı model ile değiştirmek istedi. Müşteri temsilcisi arkadaş aynalı kapağın stokta olmadığını, 10 gün sonra geleceğini söyledi. Peki dedik ve bakınmaya devam ettik. Yine teşhirde bulunan başka bir gardırobu sorduk. O modelin kapakları da stokta yokmuş ve bir ay sonra gelecekmiş. Arkadaşım cebindeki 2000 TL ile gardırop alamadan IKEA’dan ayrıldı.

IKEA müşteri temsilcileri bu durumu yurt dışıyla çalışmalarına ve gümrükte yaşanan sıkıntılara bağlıyor. Ben merak ediyorum acaba IKEA yurt dışı ile çalışan tek firma mı? Veya gümrük görevlilerinin IKEA ile bir alıp veremedikleri mi var? Stokta olmayan ürünler neden teşhir ediliyor? Müşteri memnuniyeti konusunda sınıfta kalan IKEA Türkiye’deki mağazaları için yurt içi bir stok merkezi kurarak siparişlerin ithalat kaynaklı gecikme riskini mağazalarının üzerinden alırsa durum düzelir.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.

Saygılarımla.

Yorumlar

Diğer Yazıları