Euro Bölgesi piyasalarında 2016’da neler bekleniyor ?

Ayça Karaca 19 Ocak 2016, 13:28

 

Avrupa yeni yıla Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı  genişlemeci para politikasının ekonomi üzerinde yarattığı olumlu etkileri deneyimleyerek giriyor. Natixis tarafından hazırlanan Ocak ayı raporunda Euro Bölgesi piyasalarının  yeni yılda durumunun ne olacağı  analiz ediliyor. Euro Bölgesi finansal piyasalarının Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) genişlemeci para politikası yüzünden  2016’da büyük olasılıkla potansiyel olarak  çok  düşük faizler, düşük düzeyde enflasyon ve sınırlı ücret artışlarıyla karşı karşıya kalması bekleniyor.   Hazırlanan analizde ayrıca Euro Bölgesi ülkeleri arasında parasal genişleme dolayısıyla faiz oranlarında bir dönüşümün olması öngörülüyor. AMB’nin politikalarının enflasyonu indirmekte yeterli başarıyı sağlayamamasının   yatırım yapılabilecek likidite miktarını arttıracağı tahmin ediliyor.

Raporda halen düşük faiz oranları, ekonomik toparlanma, likidite bolluğu, artan şirket karlılıkları, euro’nun değer kaybetmesi ve emtia fiyatlarındaki düşme  nedeniyle   değerlemesi düşük yapılan  Avrupa hisse  senetlerinin  cazibesinin artması bekleniyor. Piyasadaki likidite bolluğu nedeniyle  varlık fiyatlarındaki yüksek volatilite ve riskten kaçınma algısının değişebileceği de öngörülüyor.

ABD ile Euro Bölgesi arasında  parasal politika ayrışmasının  dolar/Euro kurunda yüksek dalgalanmayı tetikleyebileceği  ve ABD- Euro Bölgesi  hisse senedi ve kredi piyasaları arasında değişken trendlere yol açabileceği de tahmin ediliyor. ABD’deki  piyasaların  kötüye gidişinin Euro Bölgesi’ne doğru yayılma riski doğurabileceği de kaydediliyor.  Bu nedenle yatırımcılar için amacın Avrupa hisse senetlerindeki  olumlu performanstan yararlanma, piyasalardaki dalgalanma ve ABD’den gelebilecek bir yayılma  riskine karşı riski yönetme (hedge) olduğu ifade ediliyor.

Euro Bölgesi finansal piyasalarında bu yıl ön plana çıkması beklenen altı karakteristik özellik şu şekilde sıralanıyor:

Çok düşük uzun dönemli faiz oranları:

AMB tarafından uygulanan parasal genişlemenin 2017’ye kadar devam etmesi, emek maliyetlerinde sınırlı artışlar, düşük enflasyon  -2016’da en fazla %1 olması bekleniyor- ve büyüme oranlarındaki ılımlı iyileşme   Euro Bölgesi’nde uzun dönemli faiz oranlarının düşük seyredeceği beklentisini güçlendiriyor.

Euro Bölgesi ülkeleri arasında faiz oranlarının uyumlulaşması

AMB’nin Euro Bölgesi hükümet tahvillerini alımlarına devam etmesi  hükümet tahvillerinin Euro bölgesi tahvillerine dönüşümünü devam ettirecek. Bu duruma neden olarak ise AMB bir ülkenin hükümet tahvilini aldığı zaman o ülkenin ülke riskinin azalması çünkü AMB bu tahvilden dolayı bir kayıp yaşadığı zaman bu kaybın tüm Euro Bölgesi ülkeleri tarafından yeniden kapitalize edilmesi gösteriliyor. Bu durum da AMB’nin devam eden parasal genişleme programının  Euro Bölgesi ülkeleri arasındaki uzun dönemli faiz oranlarının sürekli bir biçimde dönüşümüne yol açması gerektiği  anlamına geliyor.

Yatırım yapmak için likiditenin bollaşması 

AMB’nin genişlemeci para politikası Euro Bölgesi enflasyonu üzerinde fark edilir bir etki yaratmadı. Yüksek işsizlik oranı emek maliyetlerinde süren bir yavaşlamaya yol açıyor. Yüksek borç düzeyi yüzünden verilen kredi toparlanması yavaş ılımlı seyrediyor ve Euro Bölgesi’nde hissedilen servet etkisi çok zayıf durumda. Euro’nun değer kaybetmesi enflasyon üzerinde geçici bir etkide bulundu. Bu durum parasal politika duruşunun çok genişlemeci olmaya devam edeceğini ve dolayısıyla yatırım yapmak için gerekli likidite bolluğunun süreceğini gösteriyor.

Avrupa hisse senetlerinin değer kazanması

Düşük faiz oranlarının, Euro Bölgesi’ndeki ekonomik toparlanmanın, likidite bolluğunun, ücretlerin kısıtlanmasının artan şirket karlılığının, euro’nun değer kaybetmesinin, petrol fiyatlarındaki düşmenin ve Avrupa hisse senetlerinin  başlangıçtaki değerlemesinin ılımlı bir düzeyde olmasının  bir sonucu olarak  Avrupa hisse senetleri yatırımcılar için 2016’da kesinlikle cazip bir yatırım aracı olarak görülüyor. Avrupa kredi piyasaları aynı olumlu faktörlerin etkisini görmesine ve kredi piyasalarındaki son dönemlerdeki yeniden fiyatlamaya rağmen  hala göreceli olarak pahalı değerlendiriliyor. 

Yüksek volatilite

Merkez Bankaları tarafından yaratılan likiditenin bol olması ancak piyasalardaki likidite miktarının düşük olması nedeniyle küçük şoklar veya önemsiz haberler  bir varlık grubundan diğerine  çok büyük sermaye transferlerinin gerçekleşmesine  neden oluyor. Bu da 2015 yılında da tanık olduğumuz  volatilite dönemlerindeki hızlı değişimlerin ve riskten kaçınma oranının yüksek oluşunun nedenini açıklıyor.

ABD ile Euro Bölgesi arasındaki konjonktürel gerilik

ABD şu anda genişleme döneminin sonundayken Euro Bölgesi ise parasal genişleme döneminin başında bulunuyor. Bu durum  parasal politikaların ayrışmasını (ABD’de kademeli sıkılaşma hüküm sürerken Avrupa’da daha güçlü bir genişlemenin devam etmesi) açıklıyor.  

Parasal politikaların ayrışmasının etkisi kendisini en çok  faiz oranlarında, hisse senedi fiyatlarında ve kredi spread’leri  üzerinde gösteriyor.  ABD ile Euro Bölgesi arasındaki bu eşi görülmemiş ayrışma bir çok soruyu gündeme getiriyor:

Raporda şirket karlarındaki düşme ve temerrüt oranlarının (default rates) artması nedeniyle ABD’de finansal piyasalardaki durumun kötüleşmesinin bekleniyor. Bu bağlamda gündeme gelen ilk soru ABD’de finansal piyasalardaki kötüleşmenin Avrupa piyasalarına sıçrayıp sıçramayacağı veya Avrupa ile ABD piyasaları arasında önemli bir ayrışma olmayacağı oluyor.  Natixis ABD ile Euro Bölgesi arasındaki konjonktürel ayrışmanın yarattığı belirsizlikler nedeniyle  dolar/Euro kurunda yüksek volatilite bekliyor.

Sonuç:

Bütün bu veriler ışığında yatırımcıların:

-Güçlü performans gösteren Avrupa hisse senetlerinden yararlanmaları (düşük faiz oranları, likidite bolluğu, artan karlılık, zayıf Euro ve düşük emtia fiyatları) tavsiye ediliyor.

-Ancak önemli piyasa düzeltme hareketlerine karşı volatilitenin  yönetilmesi (hedge edilmesi) öneriliyor.

-Ayrıca ABD’de parasal genişleme döneminin sona ermesinden dolayı hisse senetleri piyasalarının kötüleşmesinin  yayılma riskinden de korunulması gerektiği  belirtiliyor.    

Yorumlar

Diğer Yazıları