Bir dirhem et çok ayıp eder

Volkan Karsan 10 Ağustos 2020, 08:50

 

Bill Gates’in 'Bir gün ineklerin bağırsak hareketleri konusunda konuşacağım aklıma gelmezdi' sözlerini okuyunca hayvansal ürün yemekten kaçınmanın bir vegan fantazisi veya çevreci abartması ötesinde olduğunu düşünmeye başladım…

Küçük bir araştırma yapmayı ve paylaşmayı uygun buldum. Aslında yazacaklarımın tamamı internette farklı başlıklar altında var.

Önce iklim krizi kavramını anlamak gerekiyor.

Ve 1750’den beri atmosferdeki karbon miktarı yüzde 40 artmış ve azalacak gibi görünmüyor. Bunun başlıca nedenleri fosil yakıtların kullanımındaki artış ve fotosenteze yarayan ormanların azalması. Atmosferdeki fazla karbon miktarı yeryüzünde daha fazla ısının hapsolmasına ve kutuptaki buzulların erimesine neden olarak sera etkisini hızlandırır. Isınan hava buzulların erimesine neden olur. Buzullar eridikçe daha az güneş ışığını yansıtabilirler bu da havanın daha hızlı ısınmasına neden olur. Hava daha çok ısınırsa okyanuslar da daha çok ısınır. Deniz seviyesi yükselir ve seller meydana gelebilir. Doğal sistemler bozulur ve hava hareketleri zamanla aşırılaşır. İklim değişikliği farklı insanları ve bölgeleri farklı şekillerde etkiyebilir.

Yani yaşamın zorlaştığı bir dünya…

Bu noktada iklim krizine neden olan karbon ayak izi kavramı devreye giriyor:

Her birey yaşam şekline göre farklı miktarda karbon salımına neden olur. Yediğimiz gıda tipinden ulaşım şeklimize ve elektrik tüketimimize göre hepimizin karbon ayak izi farklıdır.

Karbon ayak izinde en büyük payı olan faktörlere bakalım:

* Ulaşım, endüstriyel işlemler, elektrik ve fosil yakıt kullanımı nedeniyle enerji tüketimi…

* 20’nci yüzyılın ortalarından itibaren sanayileşmeyle birlikte karbondioksit salımı kontrolsüz arttı ve artmaya devam ediyor.

* Et tüketimi artışıyla birlikte besi hayvanlarının seri üretime geçmiş olması atmosfere fazla miktarda metan gazı salınımına neden olmakta.

* Atık madde miktarı oldukça yüksek bir seviyede. Bu durum aynı zamanda dünyanın doğal kaynaklarına ve yaşam alanlarına da zarar veriyor.

Gelelim Bill Gates’in canını sıkan konuya, uluslararası bir rapordan özet:

Büyükbaş hayvanların saldığı, sera etkisi yaratan metan gazı tahminlerin yüzde 11 kadar üstünde. Sera gazlarının yüzde 16’sını oluşturuyor ve karbondioksitten çok daha güçlü. Bilim insanlarının hesabına göre önümüzdeki 100 yıllık periyotta metan gazının küresel ısınmaya etki potansiyeli karbondioksidin tam 28 katı.

Toparlamak gerekirse…

2019 yılında 52 ülkeden 107 bilim insanının hazırladığı ve 195 ülkenin üst düzey temsilcisinin 6 gün boyunca satır satır incelediği ve oybirliği ile onayladığı 1.200 sayfalık rapordan bir alıntı:

İklim krizinin oluşmasında en az paya sahip bir çok ülke iklim krizinin sonuçlarından en çok etkilenen ülkeler olacak. Karbon salımı ve sera gazı bazında, en zengin yüzde birlik kesimde yer alan bir kişi, en yoksul yüzde 10’luk dilimde yer alan bir kişiden 175 kat daha fazla karbon salımına sebep oluyor. Yani zenginler kirletirken fakirler ceremesini çekecek.

Bu gidişi tersine çevirmek de olası.  Yaban yaşamı umursamazca yok eden sorumsuz girişimlerden uzak durarak…  Ekosistemlere sahip çıkmayan girişimleri sınırlayarak…  Fosil yakıt tüketimini hızla kısarak…  Et tüketimini azaltarak…  Daha çevre dostu bir tarıma yönelerek…  Kullanılmadan çöpe atılan yiyecek miktarını kısarak…

Kısacası ihtiyaç kadar tüketmek, israf yapmamak en önemlisi…

Bu kez dip nota gerek yok, doğrudan sloganla bitireyim:

UNUTMAYIN… Bu dünyayı torunlarımızdan ödünç aldık.

BUGÜN ÇEVRE İÇİN NE YAPTINIZ?

Yorumlar

Diğer Yazıları