Avrupa 2. dalgaya hazır mı?

Ayça Karaca 28 Eylül 2020, 08:54

 

Avrupa’da Kovid-19 vaka sayıları yazın sona ermesiyle birlikte giderek yükselirken bir çok ülkede yeniden tedbirler uygulanmaya başlandı. Avrupa Parlamentosu (EP) Ekonomik ve Bilimsel Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 24 Eylül tarihli gizli raporda vakaların kıtada yeniden tırmanışa geçmesinin ekonomik toparlanmaya olan etkileri ve yeni dalgaya ilişkin öngörüler ele alınıyor.

Raporda vaka sayısının bir çok bölgede eş zamanlı olarak artışa geçtiği ve önceki aylarda Euro Bölgesi’nde vaka sayısı 1 milyon kişide 31 iken bu rakamın 89’a yükseldiği belirtiliyor. Euro Bölgesi ortalama oranı ABD’deki rakamların altında olsa da (1 milyonda 131) İspanya’da 125’ten 237’ye ve Fransa’da 35’ten 151’e çıkarak bu ülke ortalamasını aştı. Avrupa’da vakaların açık havada bulunulan yaz aylarında yükseliş trendine girmesi virüsün daha rahat yayılacağı kapalı alanlarda vakit geçirilen kış ayları için oldukça olumsuz bir işaret olarak görülüyor. Salgında 2. dalga Mart-Nisan aylarında yaşanan daralmadan sonra ekonomide beklenen V şeklinde toparlanma için de büyük risk oluşturuyor. Birçok ülkede sıkılaşma önlemlerinin yeniden devreye sokulmasıyla birlikte ekonomik aktivitede yaşanacak olası daralma piyasalar için endişe kaynağı olmaya başladı. 

Bu kapsamda EP ekonomistleri ekonomik tahminlerin birçoğunun süren ekonomik toparlanmayı geriletecek sert ve yıkıcı ulusal karantinalardan Avrupa’nın kaçınacağı varsayımına dayandığını vurguluyor. Bunun yerine salgınla mücadelede iyi hedeflenmiş daha ılımlı ve bölgesel düzeyde kısıtlamalar öngörülüyor. Önlemlerin birçoğunun tüketici harcamalarını (özellikle eğlence ve konaklama ve turizm sektörlerinde) orantısız olarak sert etkilemesi bekleniyor. Ancak bu önlemlerin ekonomik toparlanmayı tamamen durdurmaktansa yavaşlatacağı tahmin ediliyor.

Avrupa’da Mayıs ve Temmuz ayları arasında satışlarda tüketici kaynaklı yaşanan hızlı geri dönüşün gerisinde kalan mal üretimi ve sınır ötesi ticaretin ılımlı bir şekilde toparlanmaya devam etmesi ve yıl sonuna doğru GSYİH’ya destek vermesi öngörülüyor. Ekonomistler raporda riskler ciddi ve yükselişte olsa da AB ekonomisi için ılımlı iyimserliğe temel oluşturacak beş neden sıralıyor:

1. Salgının ilk dalgasında karantinalarda edinilen tecrübeler kapsamında yeni ve  hedefe yönelik kısıtlamalar, ekonomik hasar ve virüsün yayılımının önlenmesi arasında  daha başarılı bir denge kurabilir. Bir çok ülke gerekli olmayan dükkanların kapanmasından kaçınırken kreşlerin ve okulların açık kalması ve öğrenciler eğitim alırken ebeveynlerin işlerine gidebilmesi için çaba gösteriyor. Yeni önlemler dalgası daha çok maske takılmasının yaygınlaştırılması ile insanların buluşma noktaları olan eğlence yerlerine alınan kişi sayısının kısıtlanması ve kapanış saatlerinin erkene alınması üzerinde yoğunlaşıyor. Bu tarz önlemler eğlence hayatını kısıtlasa da ekonomik aktivitenin sınırlı  bir alanını olumsuz etkilemiş oluyor.

2. Salgının yayılmaya başladığı Şubat’tan bu yana bilim adamları, sağlık personeli, politikacılar ve vatandaşlar Kovid-19 ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi edindi. Vakalardaki artışların Mart ve Nisan’da olduğu gibi sağlık sisteminin tıkanmasına ve ölümlerin artmasına neden olacağı endişeleri artık azalmış görünüyor. Yeni enfekte olanlar arasında gençlerin oranının artması ve semptom göstermeyenlere yapılan test sayısının yükselmesi de bu iyimserliğe katkıda bulunuyor.  Potansiyel lokal sorunlara karşın salgının başında sıkıntı yaşayan Fransa’nın Marsilya bölgesinde sağlık sisteminin artık vaka artışına karşın yeterli kapasitede olması örnek gösteriliyor.

3. Salgın beklenmedik bir şekilde kontrolden çıkmadığı takdirde ikinci dalganın tüketici ve üreticilerin ekonomiye yönelik güvenini daha az etkilemesi bekleniyor. Avrupa’nın ilk dalgayı kontrol altına almayı başarması ve edindiği tecrübe hane halkı ve iş dünyasında ikinci dalganın da bir süre sonra kontrol altına alınacağı güveni doğurdu.  

4. ABD’de vakalar Haziran ve Temmuz’da büyük bir artış sergilerken Ağustos ve Eylül başında azalma eğilimine girdi. Eylül sonuna doğru ise yeniden artış gözlenmeye başladı. ABD’nin ekonomik toparlanmayı baltalamadan ılımlı, belirli bir hedefe yönelik  ve bölgesel kısıtlamalar ile Ağustos’ta durumu stabil hale getirebilmesi Avrupa’da da vakalardaki artışı sert ve ulusal çapta karantinalar olmadan önleyebilme umudu yarattı.

5. Salgının başında Mart ve Nisan aylarında ABD’de talep önemli ölçüde azalmış ve Çin ile olan tedarik zinciri büyük oranda kesintiye uğramıştı. Şimdi ABD’nin ılımlı bir toparlanma içerisinde girmesi ve Çin ile tedarik zinciri problemlerinin büyük ölçüde çözülmesi AB’nin ihracatını da desteklemeye başladı. Her ne kadar Brexit belirsizlikleri yılın başına göre artmış olsa da 2019 sonuna göre daha az tartışılıyor.

Bütün bu olumlu unsurlara karşın Euro Bölgesi GSYİH’na ilişkin tahminlerde risklerin aşağı yönlü olduğuna dikkat çekiliyor. Ancak Avrupa Komisyonu’nun Euro Bölgesi için hesapladığı Ekonomik Güven Endeksi (ESI) Temmuz’da 82,4 iken Ağustos’ta 87,7’ye yükseldi. Bu iki zıt etkinin birbirini dengelemesi öngörülüyor. Euro Bölgesi’nde büyümeye ilişkin endişelerin artmasının ise euro’nun yükseliş trendini frenlemesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın Aralık toplantısında parasal genişleme miktarını arttırmasına fırsat vermesi bekleniyor.

Bu doğrultuda Avrupa’da yakın dönem için ekonomik riskler artıyor. Salgını yeniden kontrol altına almak için ulusal çapta uygulanacak sert karantinalar ekonomik görünümün kötüleşmesine yol açabilir. Potansiyel aşı çalışmalarından birinin başarıya ulaşması da 2021’de tahminlerin çok ötesinde hızlı bir ekonomik geri dönüş sağlayabilir. Bu iki uç tahmin arasında gerçekleşmesi en olası senaryo olarak ise tıptaki gelişmelerin salgını önümüzdeki yıl ekonomik görünüme etkisi giderek azalan bir tehdit haline getirmesi öne çıkıyor.

*Bu yazı yazarın kişisel görüşlerini yansıtmakta olup çalıştığı kurum yazıda yer alan görüş ve düşüncelerden sorumlu değildir.

Yorumlar

Diğer Yazıları