Atlar işsiz kaldığında…

Gökhan Ugan 24 Mart 2015, 07:00

 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Aralık 2014’te mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 10,4 olarak gerçekleşti. Bu oran son beş yılın en yüksek işsizlik oranı. Yetkililerce alınan siyasi ve ekonomik kararların işsizlik üzerindeki etkisi tartışılmaz. Bu konudaki yorumları konunun yakın takipçilerine bırakıyorum. Benim bu yazımda tartışmaya açmak istediğim konu, teknolojik gelişmelerin işgücü ve istihdam üzerindeki etkisi.
Atın insan hayatındaki önemini hatırlayın. Savaşta, ulaştırmada, yük taşımada ve tarımda insanın en yakın dostu ve yardımcısıydı. Bir gün motorlu taşıtlar icat oldu, atlar işsiz kaldı. Nereye gitti o kadar at? 2009’da 166.753 adet olan ülkemizdeki at sayısı, 2014’de %21 azalarak 131.497 adete gerilemiş. Bugün at deyince aklımıza altılı ganyandan başka bir şey gelmiyor.
Teknoloji artık hayatımıza öyle bir girdi ki, kendi içinde moda akımları bile yaratmaya başladı. Her teknolojik yenilik hayatımızı biraz daha kolaylaştırıyor; bu nedenle çok hoşumuza gidiyor. Ancak diğer yandan tüketim arttıkça hata yapmadan daha çok, daha cazip ve daha ucuz üretme arzusu, teknolojinin bu ihtiyaca yönelik geliştirilmesine de yol açıyor. İnsanlar ekonomideki yerlerini yavaş yavaş makinalara, bilgisayarlara ve robotlara bırakıyor.
Avrupa’da şubesiz bankacılık oldukça yaygınlaştı. Bankacılık işlemleri artık çoğu ülkede internet üzerinden gerçekleştiriyor; para çekme/yatırma ihtiyaçlarını ise ATM’ler karşılıyor. Nereye gitti o kadar bankacı? Borsanın eskileri işlem salonunun arı kovanı gibi olduğu günleri çok iyi hatırlar. Müşteri emirleri telefonla borsa salonundaki görevliye iletilir, görevli aldığı emirleri tahtalara yazabilmek için oradan oraya koşuştururdu. Şimdi yatırımcı emrini elindeki cep telefonundan bile borsaya bir tuşa basarak iletebiliyor. Nereye gitti o kadar borsacı? En son ne zaman birinden mektup aldınız? En son kime üzerinde şehir manzarası olan kartpostal gönderdiniz? Şimdi varsa yoksa e-posta, sms ve anlık yazışma uygulamaları. Nereye gitti o kadar postacı?
İşgücüne ihtiyaç kalmayan insanlar yaşamak için mecburen sektör değiştirmeye zorlanıyor. Ama gün gelecek, kaçacak bir yer, geçecek bir sektör artık kalmayacak. İşini kaybeden nüfusun geleceğine ilişkin planlama yapılmazsa, teknolojik yenilikler onları bulan ve geliştirenleri zengin ederken, birilerini işsiz bırakmaya devam edecek. Mühendisler kendi giden ve hiç kaza yapmayan araçları geliştirdiğinde kamyon ve otobüs şoförleri, dolmuşçular, taksiciler işsiz kalacak. GPS güdümlü kargo taşıyan hava araçları geliştirildiğinde dağıtım elemanları, ameliyat yapan robotlar geliştirildiğinde doktorlar işsiz kalacak. İşte o zaman insanlar tarım ve hayvancılığın önemini daha iyi anlayacak. Çünkü teknolojiyi geliştirip size satan kişilerin de yemeye ve içmeye ihtiyacı var. TÜİK verilerine göre 2001’den 2014’e tarım alanlarımız %6 azalmış. Bu alanların çoğu yüksek ranta yenik düşenler tarafından imara açılıyor. Bir Kızılderili atasözü gidişatımızı çok iyi özetliyor aslında: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”
Belki de planlamaya atlar işsiz kaldığında başlamalıydık. Ama yine de hiçbir şey için geç değil. Bana kalırsa bu planlamada tarım ve hayvancılık en önemli rolü kapmalı. Paramızı nereye yatıralım diye soranlara şu tavsiyeyi yapıyorum: torunlarınıza ekip dikebilecekleri, hayvan yetiştirebilecekleri bir tarım arazisi satın alın. Bu çılgınlık bu şekilde devam ederse yakın bir zamanda bir avuç toprak, bir ons altından daha değerli olacak gibi görünüyor.
Saygılarımla.

Yorumlar

Diğer Yazıları