Aracı kurum müşterilerinde yurt dışı vergi mahsubu sorunu

Mehmet Bingöl 27 Haziran 2019, 16:44

 

Türkiye’deki yerleşik kişiler zaman zaman Aracı Kurumlar vasıtasıyla, yurt dışı piyasalarda işlem gören menkul kıymetlere (hisse senedi v.b. gibi) yatırım yapabilmektedir.

Bilindiği üzere Türkiye’deki yerleşik kişiler “tam mükellef” statüsünde oldukları için yurt dışında elde ettikleri bu gelirler sebebiyle yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi vermek ve vergi ödemek zorundadır. İşte bu beyan ve vergi ödemesi sırasında uygulamada mükerrer vergi ödenmesine yol açan sorunlar çıkmaktadır. Bugünkü yazımızda, yürürlükteki mevzuat ve konuya ilişkin görüş ve değerlendirmelerimiz yer alacaktır.

Mevzuatımıza göre; yurt dışı hisse senedi yatırımından “temettü geliri” alan gerçek kişinin brüt kar payı tutarını Türkiye’de yıllık Gelir Vergisi beyannamesi ile vergi dairesine beyan etmesi gerekiyor. Bu tutar üzerinde Gelir Vergisi hesaplanıyor, hesaplanan bu vergiden de kişinin yurt dışında yapılan vergi kesintisini düşmesi ve kalan tutarı ödemesi söz konusudur. Zira yurt dışı şirket kar dağıtımı yaparken stopaj vergisi kesmekte ve kendi ülkesinde ödemektedir. Bu durumda para Türkiye’deki hesaplara vergi kesildikten sonra intikal etmektedir. Dolayısıyla temel vergi kurallarına göre; yurt dışında kesilen vergi tutarının kişinin verdiği gelir vergisi beyannamesindeki toplam vergiden düşülmesi gerekir. Türk Gelir Vergisi Kanunu da buna imkan vermektedir. (G.V.K. Madde: 123).

Ancak, mevzuatımıza göre; vergi indiriminin yapılabilmesi için yabancı ülkede ödenen verginin ödendiğinin tevsik edilmesi gerekiyor. Ve sorun burada başlıyor; çünkü yurtdışında vergi kesintisi yapıldığına dair yurt dışı belgede mükellefin (aracı kurum müşterisinin) ismi değil Türkiye’deki Aracı Kurum’un unvanı görünüyor. Zira yurt dışı saklamacı kurumda Türk Aracı Kurumu’nun hesabı var, aracı kurum müşterilerinin ise yok. Bu sebeple uygulamada Vergi Dairesi’nde sorun çıkmakta ve kişi mükerrer vergi ödemek durumunda kalmaktadır. Sonuçta aracı kurumlar da müşteri kaybetmekte ve müşteriler yurt dışında hesap açmaktadırlar.

Bir gelir üzerinden %60’ları geçen bir vergi yükü izah edilemez. Dolayısıyla aynı gelir üzerinden iki defa vergi ödenmesi sorununun çözümü gereklidir. Bu sayede vergide mükerrerlik giderilecek ve böylece yurt içi yerleşiklerin yurt dışında hesap açmalarının önüne geçilebilecektir.

Önerimiz; yurt dışı vergi kesinti tutarının Gelir Vergisi Beyannamesinin “vergi bildirimi” bölümünde yer alan “Yabancı Ülkede Ödenen Vergiler” satırına yazılarak E-Beyan sisteminden tahakkuk fişinin alınarak işlemin bitirilmesidir. Bilahare Vergi Dairesi’nce gerekli görülmesi halinde; yurt dışı vergi ödeme bilgisinin müşteri hesabının bulunduğu Türkiye’deki Aracı Kurumlarca verilmesi ve verilen bilgi yazısının Maliye Bakanlığı Gelir Vergisi Beyan sistemince kabul edilmesidir. Nitekim yurt içi kesinti uygulamasında da ortaya çıkan benzer sorun, 252 Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “4.3. Adına Vergi Kesintisi Yapılan ile Gelir Sahibinin Farklı Gerçek veya Tüzel Kişi Olması” bölümünde ele alınmış ve çözüme kavuşturulmuştur[1]. Bu çerçevede yurt dışı kesintilerde de aynı yaklaşım uygun olacaktır. Doğal olarak söz konusu aracı kurum yazısı; “hesaba gelen kar payı tutarı, müşteriye ait gelir kısmı-vergi kesintisi tutarı-kesinti oranı, kesintiyi yapan kurum, vergi kesintisinin yatırıldığı vergi idaresi” bilgilerini içermeli ve bu yazıya yurt dışı saklamacı kurumun yapılan vergi kesintisini gösteren evraklarınında eklenmesi gerekir. Madem sistemimiz beyan esasına dayanıyor, o halde vergi ödeyecek kişilerin işini kolaylaştırmak esastır.

[1] 252 Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği, Resmi Gazete Tarih/No: 06/04/2004-25425

Yorumlar

  • ub01 Temmuz 2019 17:24istanbul finans merkezi olacaksak bu konuların çözülmesi gerekir.

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları