Amerikan Seçimleri: Eğer…. kazanırsa ne olur?

Ayça Karaca 18 Mart 2016, 13:16

 

ABD’de 8 Kasım’da düzenlenecek Başkanlık Seçimlerinde şu ana kadar oldukça sürpriz sayılabilecek gelişmeler yaşandı. Ünlü milyarder Donald Trump beklenmedik bir şekilde Cumhuriyetçi kanatta öne geçerek liderliğini sürdürürken eski Cumhuriyetçi Vali Jeb Bush ve Florida Senatörü Marco Rubio gibi güçlü rakiplerini safdışı bıraktı. Ancak Cumhuriyetçi Partide Trump’a karşı muhalefet giderek güçlenirken Temmuz’da düzenlenecek Kurultayda Trump’ın adaylığını engelleme planları yapılıyor. Demokratlar tarafında ise nispeten daha heyecansız sayılabilecek bir yarış gözleniyor, Hillary Clinton en yakın rakibi Bernie Sanders’a karşı liderliğini sürdürüyor.

Bu çerçevede 2016 seçim sonuçları şu anda öngörülemez bir nitelik taşırken Başkan’ın kim olacağına bağlı olarak Amerikan ekonomisinde çok farklı etkiler yaratması da olası bulunuyor. Natixis analistleri Thomas Julien ve Yuze Yuan tarafından hazırlanan özel raporda her iki partinin aday adaylarının ekonomik politika önerileri ve bunların potansiyel etkileri ele alınıyor.

Raporda 2016 yılında süren Başkanlık kampanyasının şu ana kadar oldukça sıra dışı bir seyir izlediği belirtiliyor. Her ne kadar 2015 yılındaki kamuoyu yoklamaları yarışın Hillary Clinton ve Jeb Bush arasında geçeceğini ileri sürse de mevcut politik sistemin dışından adayların yükselişi sürpriz oldu. Donald Trump adaylığını açıkladığından beri bunun gelip geçici bir rüzgar olmadığını rakibi Ted Cruz ile arasında giderek açılan oy farkıyla gösteriyor.Bu arada Jeb Bush yarış dışı kaldı. Demokratik Sosyalist Bernie Sanders ise Hillary Clinton’a bir tehdit olarak belirdi

Cumhuriyetçilerin ve Demokratların ön seçimleri 1 Şubat’ta Iowa ile başladı. 50 eyalette yapılacak ön seçimler yazın son bulacak ve partiler kongrelerinde başkan adaylarını açıklayacak. Cumhuriyetçi Parti adayı olmak için 1237 delegeyi Demokrat Parti adayı olmak için 2382 delegeyi kazanmak gerekiyor. Şu ana kadar Trump 662 Clinton ise 1588 delege kazandı. Trump’ın en yakın rakibi Ted Cruz 408 delegeye ulaştı. Clinton’ı ise 817 delegeyle Bernie Sanders izliyor.

ABD’de Başkanlık seçimlerinin yanı sıra Senato ve Temsilciler Meclisi seçimleri de bu yıl yapılacak. Halen Cumhuriyetçiler her iki Mecliste de çoğunluğu elinde tutuyor Ancak bu yıl yapılacak Senato seçimlerinde daha çok Cumhuriyetçi sandalyeler değişecek. Kongre seçimlerinin sonucu yeni seçilmiş Başkanın kendi gündemini uygulayıp uygulayamayacağını göstermesi açısından önem taşıyor.

Bu çerçevede raporda adaylar tarafından önerilen ekonomik programlar ele alınarak bu planların uygulanması halinde ekonomiye etkilerinin ne olacağı ABD kamuoyunda tartışılıyor.

Cumhuriyetçiler: Cumhuriyetçi adayların çoğu Obamacare’in (Çalışmayanlar da dahil olmak üzere herkese daha erişilebilir sağlık sigortası sunmayı sağlayan yasa) yürürlükten kaldırılması taraftarı olarak görülüyor. Ayrıca kişisel ve şirketlere uygulanan vergi oranlarının düşürülmesini ve göçmen politikalarında reform yapılmasını amaçlıyorlar. Adaylar denk bir bütçeyi de planladıkları için vergi kesintileri kamu harcamalarında ciddi düşüşlerle dengelenebilir. Diğer türlü bu politikalar kamu borcunda önemli bir artışa neden olabilir. Adaylar ayrıca ABD Merkez Bankası’nın (FED) para politikasına daha fazla kontrol getirilmesine de (kurala dayalı parasal politika ve daha fazla denetim kontrolü) olumlu yaklaşıyor.

Demokratlar: Demokratlarda yarış daha ekonomik çok eşitsizlikler, alt yapı yatırımlarının arttırılması, eğitim ve sağlık hizmetleri için ek hükümet desteği ve en zengin hane halklarından daha yüksek vergi alınması üzerinde yoğunlaşıyor.

Gelin Amerika’yı yeniden büyük yapalım” Eğer Trump kazanırsa ne olur?

Bundan yedi ay önce Donald Trump’ın Cumhuriyetçi adayı olarak zaferini ilan etmesi çok düşük bir olasılık olarak görünse de bugün Trump en yakın rakipleriyle arasındaki farkı açarak bu olasılığı güçlendirmiş bulunuyor. Milyarder işadamı seçim kampanyasını ulusal güvenlik, göçmenler ve uluslararası ticaret (Çin, Japonya ve Meksika ile ticaret anlaşmalarını yeniden görüşmek ve outsourcing’i -dış kaynak kullanımı- önlemek için ticaret engellerini arttırmak ) üzerine kurdu.

Mali politika açısından ise dört ayrı vergi dilimi oluşturulmasını öneriyor (%0, %10, %20 ve %25) En üst vergi diliminin geliri 150.000 dolar üzerindeki evli olmayan mükellefler ve 300.000 dolar üzerindeki evli mükellefler için uygulanması öngörülüyor. Trump ayrıca sermaye kazançları vergisini ve temettü vergisini azaltmayı ve emlak ve şirketler vergisi oranlarını da %15’e çekmeyi planlıyor.

Toplam maliyet ve olası etki: TPC (Vergi Politika Merkezi-politik olmayan bir organizasyon) Donald Trump’ın mali önerilerinin önümüzdeki on yıl içerisinde kamu gelirlerini 9,5 trilyon dolar azaltacağını öngörüyor. (Büyüme üzürinde bir etkisi olmayacağı varsayımıyla GSYİH’nın %4’ü ) Cumhuriyetçi adayların değişik önerileri arasında bu plan kamu maliyesi üzerinde en büyük etkiyi yaratabilir ve öngörülmemiş mali harcama kesintilerine neden olabilir (CRFB- Sorumlu bir Federal Bütçe için Komite kuruluşu bu kesintilerin %40 ile %80 arasında olabileceğini öngörüyor) ya da uzun vadede kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini tehdit edebilir. Bu nedenle her ne kadar sadeleştirilmiş bir vergi rejimi ve daha düşük vergiler özel yatırımı canlandırsa da büyüme üzerindeki etkisi oldukça belirsiz ve maliyeti karşılaması olası görünmüyor (bu planın maliyetini karşılamak için reel GSYİH büyüme oranının %7-10 arası olması gerekiyor) Göçmenlerin kitlesel sınırdışı edilmesi planı (11 milyon illegal göçmen) ve daha sert göç prosedürleri potansiyel büyümeyi, nüfus büyümesini azaltarak ya da yavaşlatarak etkileyebilir.

“Cesur Muhafazakarlar”: Eğer Ted Cruz kazanırsa ne olur?

Ted Cruz sıradan bir gelir türü için %10 vergi oranını öneriyor ancak her vergi mükellefi için standart indirim oranını 10.000 dolara çıkarıyor. Cruz ayrıca sermaye kazançları ve temettü vergisi oranlarını %10’a düşürmeyi ve kurumlar gelir vergisini %16 oranındaki bütün sermaye geliri ve işçi maaşlarına uygulanacak iş transfer vergisiyle (Katma Değer Vergisine benzer) değiştirmeyi planlıyor.

Cumhuriyetçi aday İç Gelir Hizmetleri kurumunu da lağvetmeyi vaat ediyor. Cruz’un iş transfer vergisi oldukça fazla eleştiriyle karşılaştı ve şirketlerin katma değer vergisinin artmasına fiyatları yükselterek yanıt verecekleri ve bütün yükün tüketicilere yansıyacağı şeklinde yorumlara neden oldu. Ted Cruz ayrıca FED’in denetlenmesi yasasını destekliyor ve kurallara dayalı parasal politikanın savunucuları arasında yer alıyor.

Toplam maliyet ve olası etki: TPC, Ted Cruz’un önerilerinin önümüzdeki on yılda mali gelirleri 8,6 trilyon dolar azaltacağını öngörüyor. ( büyüme üzerinde bir etkisi olmadığı varsayımıyla GSYİH’nın %3,6’sı) Olumlu bir açıdan bakıldığında bu plan yeni yatırımlar yapmak için büyük olasılıkla teşvik edici olurken vergi kodunu basitleştirebilir. Ancak diğer adaylar gibi hükümet tarafında gelirlerin azalmasına rağmen önemli ölçüde harcama kesintilerini engellemesiyle bu plan kamu maliyesinin sürdürülebilirliği açısından bir risk taşıyor.  

Siyasi devrim geliyor”: Eğer Bernie Sanders kazanırsa ne olur?

Bernie Sanders kampanyasını ekonomik eşitsizliğe ve “finans sistemindeki yolsuzluklara” karşı savaşmak üzerine kurdu. Ekonomik programı sosyal güvenlik yardımlarını genişletmek, kamu üniversitelerini ücretsiz hale getirmek, devletin tüm sağlık harcamalarını tek elden kontrol ettiği ve herkese sağlık hizmeti sunduğu bir sağlık sigortası sistemi yaratmak, büyük altyapı harcamalarını başlatmak (10 yılda 1 trilyon dolar), gençlerin istihdamını desteklemek ve ücretli aile izni sistemini başlatmak üzerine kuruldu. Bu programların 10 yılda yaklaşık 17,2 trilyon dolar maliyeti olacağı öngörülüyor.

Bernie Sanders bu programların maliyetini dört ayrı vergi diliminde (37%, 43%, 48% ve 52%) vergi artışlarıyla karşılamayı planlıyor. En üst vergi oranının vergilendirilebilir geliri 10 milyon doların üzerinde olan mükelleflere uygulanması öngörülüyor. Yaklaşık %2,2 oranındaki sağlık sigortası priminin sağlık reformunu finanse etmek için hane sahiplerinin çoğuna getirilmesi amaçlanıyor. Sanders ayrıca sermaye kazançlarını ve temettü gelirlerini de daha fazla vergilendirmeyi öngörüyor. En yüksek emlak vergisi oranı %65’e çıkarılırken emlak vergi istisna uygulama sınırını da 3,5 milyon dolara çekmeyi taahhüt ediyor. Sanders vergi sistemindeki boşlukları da kapamayı ve Wall Street’te uygulanan finansal işlemlere de henüz açıklanmayan bir orandan vergi uygulaması getirmeyi amaçlıyor. Bernie Sanders FED’e daha fazla kontrol getirilmesini ve işsizlik oranı %4’e düşene kadar daha gevşek bir para politikası uygulamasını savunuyor. .

Toplam maliyet ve olası etki: Bernie Sanders’ın planının en büyük etkilerinden birinin daha yüksek vergilerle karşılanan daha yüksek kamu harcamaları yoluyla devletin mali büyüklüğünün artması olacağı tahmin ediliyor. (CRFB tarafından yapılan tahminlere göre %40 civarında bir mali büyüklük artışı bekleniyor) Bu plan kapsamında vergi gelirlerinde ilerleme kaydedilebileceği ancak bunun özel sektör yatırımlarını baltalama pahasına olabileceği kaydediliyor.

“Amerika için Hillary”: Eğer Hillary Clinton kazanırsa ne olur?

Hillary Clinton’ın programı Demokrat Obama yönetimi tarafından uygulanan programa bir çok yönden oldukça yakın duruyor. Hane halkı için uygulanan vergi dilimlerinde önemli değişikliklere gidilmezken daha yüksek gelirlere daha yüksek mali baskı uygulanması planlanıyor. Clinton’ın vergi planı geliri 5 milyon doların üzerinde olan kişilere ek vergi getirilmesini orta dönemli sermaye gelirlerine de daha yüksek vergi uygulanmasını öngörüyor. Daha yüksek vergi gelirlerinin kamu üniversitelerinin ücretinin kaldırılması ve genişletilmiş çocuk yardımı gibi çeşitli sosyal harcama programlarını finanse etmesi amaçlanıyor. Altyapı harcama planının (10 yılda 250 milyar doların üzerinde) Obama yönetimi tarafından Amerikan şirketlerinin yurt dışındaki iştirakleri aracılığıyla elde ettikleri karlara getirilmesi önerilen kendi ülkesine iade vergisine benzer iş vergisi reformu aracılığıyla finanse edilmesi planlanıyor.

Toplam maliyet ve olası etki: Hillary Clinton tarafından getirilen önerilerin Obama 2008 yılında Başkan seçildiğinden beri uygulanan kamu politikalarında çok önemli bir kırılma yaratması beklenmiyor. Obamacare’in sağlık bakım masraflarında artan harcamaları karşılamak için alınacak ek önlemlerle birlikte uygulamada kalmaya devam etmesi öngörülüyor. Mali baskının artan kamu altyapı harcamalarını finanse etmek amacıyla özellikle yüksek gelirliler ve iş dünyası bir ölçüde artacağı tahmin ediliyor.

Yorumlar

Diğer Yazıları