ABD’den kur savaşı hazırlığı

Ayça Karaca 16 Temmuz 2019, 08:37

 

ABD’den Kur Savaşı Hazırlığı

Dünya ekonomisinde 2008 küresel ekonomik krizinden bu yana yaşanan sıkıntılar karşısında ülkelerin dış ticaretten edindiği refahı kaybetmemek adına kur üstünlüğünü korumaya çalıştığı görülüyor. Kur üstünlüğünü korumak için izlenen politikalarda ise  ABD ve Çin'in başrolü oynadığı gözleniyor. ABD Çin ile karşılıklı gümrük tarifelerinin yükseltilmesiyle giderek tırmanan ticaret savaşında  geri adım atmaya yanaşmıyor. Döviz kurunu manipüle ettiğini ve rekabet avantajını kaybettiğini düşündüğü ülkelere karşı ise ticaret savaşlarında yeni bir cephe olarak adlandırılabilecek kur cephesini açmaya hazırlanıyor.

Kur manipülasyonu ve etkileri

Halen ticaret savaşlarında en önemli tartışmayı diğer ülkelerin ticari avantajı kazanmak için para birimlerinin değerini bilinçli olarak düşürmeye yönelik politikalar izlemeleri (kur manipülasyonu) oluşturuyor. Zayıf bir para birimi ihraç mallarını  yabancılara karşı ucuzlatırken ihracatı ve bu sektördeki istihdamı arttırıyor.   

Bu kapsamda, ABD Kongresi uzmanı Rebecca Nelson tarafından hazırlanan “Döviz Kuru Manipülasyonu ve Telafi Edici Vergiler” başlıklı Temmuz 2019 tarihli özel raporda Yönetim tarafından döviz kuru manipülasyonuna karşı son zamanlarda planlanan önlemler ve karşı görüşler yer alıyor. Rapora göre ABD Ticaret Bakanlığı tarafından Yönetime dolara karşı parasının değerini düşük tuttuğu belirlenen ülkelerden yapılan ithalata ek gümrük vergisi getirilmesi yetkisi verilen bir yasa tasarısı sunuldu. Önerilen değişikliklere ilişkin bürokrasiden gelen görüşler de 27 Haziran’da kabul edildi. Bu tarz yasa tasarıları daha önce   2013 ve 2015 yıllarında çeşitli Kongre üyeleri tarafından gündeme getirilmiş ancak tartışmalı bir konu olduğu için Kongre tarafından yasalaştırılmamıştı.

Bu çerçevede, raporda son on yıldır bazı politikacıların ve analistlerin Amerikan ihracatının diğer ülkelerin adil olmayan döviz kuru politikaları yüzünden zarar görmelerine ilişkin endişelerini dile getirdiği kaydediliyor. Bu çevrelere göre diğer ülkeler ABD firmalarına ve işçilerine zarar vermek pahasına kendi ihracatlarını arttırmak amacıyla para birimlerinin değerini kasıtlı olarak  düşük tutuyor. Bu konuda 2017 tarihli bir raporda para birimlerinin değerini manipüle eden ülkelerin 2013-2017 yılları arasında her yıl  yaklaşık 600 milyar dolar adil olmayan ticaret avantajı sağladıkları öngörülüyor. Bu raporda ayrıca diğer ülkelerin kur manipülasyonunun Amerikan dış ticaret açığını yılda 200 milyar dolar arttırdığı ve küresel finansal kriz sonrasında (2009-2013)  yaklaşık 1 milyon kişi için istihdam kaybına sebep olduğu da tahmin ediliyor.

ABD’nin  halen kur manipülasyonu ile ikili ve çok taraflı araçlar yoluyla mücadele ediyor. Amerikan yasalarına göre Hazine Bakanlığı diğer ülkelerdeki kur politikalarına ilişkin olarak yılda iki kere rapor hazırlamakla ve gerektiği takdirde kur manipülasyonu gerçekleştiren ülkelere karşı önlem almakla yükümlü bulunuyor. ABD ayrıca G-7 ve G-20 ülkelerinin oluşturduğu ve uluslararası ekonomik sorunların tartışıldığı platformlarda da kur manipülasyonunu sürekli gündeme getiriyor. ABD, üyelerinin kur manipülasyonundan uzak kalmayı taahhüt ettiği Uluslararası Para Fonu  (IMF) üyeliğini de sürdürüyor.    

Trump Yönetiminin  politikaları ve önerileri

Başkan Trump 2016 seçim kampanyası sırasında Çin’e karşı para biriminin değerini manipüle ettiği suçlamalarını sıkça dile getirmişti. Görevi devraldıktan sonra da Trump diğer ülkelerin kur politikalarına yönelik kaygılarını belirtmeyi sürdürdü. Trump yönetimi adil bulmadıkları kur politikalarına yönelik olarak ticaret müzakerelerini bir mücadele yöntemi olarak seçti. ABD-Meksika–Kanada arasında önerilen ticaret anlaşması bu tür anlaşmalarda ilk kez rastlanan ve ileride emsal olarak kullanılacağı öngörülen  döviz kuru politikalarına ilişkin hükümler içeriyor.

Rapora göre Ticaret Bakanlığı tarafından sunulan ve  kur manipülasyonunu, uygulayan ülkenin ihracat sübvansiyonu olarak değerlendirip  ABD’ye karşı gümrük vergileri uygulama hakkı veren  son yasa tasarısı  yıllardır tartışılan hususları içeriyor. Mevcut ABD yasalarına göre telafi edici vergiler ancak yabancı hükümetler tarafından sübvanse edilen  ithal ürünlere uygulanabiliyor.  Bazı Kongre üyeleri para biriminin değerini manipüle etmenin fonksiyonel olarak sübvansiyona eşdeğer olduğunu ve ABD yasalarına göre “suçlamaya olanak veren” sübvansiyon olarak değerlendirilebileceğini ileri sürüyor. (Bu da telafi edici vergi uygulaması için uygunluk anlamına geliyor).

Bu görüşü savunan  Kongre üyeleri döviz kuru manipülasyonuna dair ABD telafi edici vergi yasalarında değişiklik yapmak için yıllardır  düzenli olarak yasa tasarıları sunuyor. Bu tarz en yakın tarihli düzenleme de Senato’da 2015’te kabul edilen yasa değişikliği oldu ancak bu değişiklik Kongre’deki  muhalif görüşler nedeniyle nihai olarak yasalaşmadı. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan son öneri ise yeni bir yasaya gerek kalmadan mevcut mevzuatta değişiklikler yaparak telafi edici vergi politikası uygulama imkanı getiriyor.  

Kongre’de tartışmalar

Bu çerçevede,  önerilen politikanın hedefinde hangi ülkelerin olacağı şu anda bir soru işareti oluşturuyor. 2017 tarihli raporda kur manipülasyonunun 2014’ten beri şiddetinin azaldığı ifade ediliyor.  Hazine Bakanlığı da Kongre’ye altı ayda bir sunduğu raporda Trump göreve geldiğinden beri resmi olarak kur manipülasyonu yapan bir ülke saptamadı. Hazine Bakanlığı’nın makro ekonomi ve döviz kuru politikalarına göre oluşturduğu “izleme listesinde” ise Mayıs 2019 itibariyle Çin, Almanya, İtalya, İrlanda, Japonya, Malezya, Singapur, Güney Kore ve Vietnam bulunuyor.  Kongre yasalarına göre resmi kur manipülasyonu kriterlerini bu ülkelerden hiçbiri karşılamıyor. Çin için ise ayrı bir değerlendirme yapılıyor. Bu ülkenin 2003 ve 2014 arası döviz piyasalarına müdahalesi para biriminin değer kazanmasını sınırladı. Ancak Çin para birimi yuan’ın son dönemde değer kaybetmesi Trump yönetiminin bu ülkeye yönelik kaygılarını arttırıyor. Özellikle iki ülke arasındaki ticaret görüşmelerinin son aylarda çıkmaza girmesiyle yuan’ın değeri yaklaşık 7 seviyesine kadar geriledi. Halen dolar/yuan paritesi 6,90 seviyelerinde dengelenmiş görünüyor.

Diğer taraftan Kongre’de bazı üyeler ise kur manipülasyonunun ciddi bir problem olduğuna ilişkin kuşkularını dile getiriyor.  Bu üyeler  hükümet politikalarının uzun vadede döviz kurları üzerinde etkili olup olmadığı ve “manipülasyon” ile meşru Merkez Bankası müdaheleleri arasında ayrım yapmanın güç olduğu hakkında kuşkularını dile getiriyor. 

Sonuç olarak  dış ticarette milliyetçi ve korumacı tutumuyla bilinen Trump  kamuoyuna sosyal medyadan  verdiği mesajlarla da kur manipülasyonuna ilişkin olarak ciddi adımlar atmaya hazırlandığının sinyallerini veriyor. Ancak ticaret savaşlarında açılacak bu yeni cephe öncesinde alınacak önlemlerin nasıl işlevsel hale getirileceği ve ABD’nin Dünya Ticaret Örgütü üyeliğinden kaynaklanan sorumluluklarıyla uyumlu olup olmayacağı konularında çözüm bulması gerekiyor.

*Bu yazı yazarın kişisel görüşlerini yansıtmakta olup çalıştığı kurum yazıda yer alan görüş ve düşüncelerden sorumlu değildir

Yorumlar

Diğer Yazıları