ABD Kongresi’nden G-20 Türkiye Zirvesi Raporu

Ayça Karaca 16 Kasım 2015, 15:26

 
G-20 dönem başkanlığını yürüten Türkiye 15-16 Kasım’da G-20 ülkeleri liderlerini Antalya Belek’te ağırlayacak. Zirveye günler kala ABD Kongresi uzmanı Rebecca M.Nelson tarafından hazırlanan 2 Kasım tarihli “G-20 ve Uluslararası Ekonomik İşbirliği-Kongre için Etkileri” başlıklı özel ve yayınlanmamış raporda G-20 teşkilatının önemi, gelecek hafta Antalya’da düzenlenecek olan G-20 zirvesinin gündemi ve örgütün etkinliğine dair farklı tartışmalar ele alınıyor.

Grup-20 ya da G-20 gelişmiş ve gelişmekte olan 20 ekonomi arasında ve uluslararası ekonomik işbirliğini ve koordinasyonu geliştirmek amacıyla kurulmuş bir forumdur. G-20 ilk olarak 1999’da kurulmuş ve 2008-2009 finansal krizi sırasında önemini ve etkinliğini arttırmıştır. Şu anda uluslararası ekonomik İşbirliği için en etkin forum olarak değerlendirilmektedir. Bu konumu II. Dünya Savaşı sonrası daha küçük gelişmiş ülkelerin oluşturduğu G-7 grubu uzun süre doldurmuştur. G-20 liderleri yıllık olarak toplanmakta ve daha alt düzeyde yetkililer arasında toplantılar yıl boyunca devam etmektedir. Önümüzdeki G-20 zirvesi 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya Türkiye’de düzenlenecektir. G-20’nin başlıca odak noktasını genel olarak finansal ve ekonomik konular ve politikalar oluşturmaktadır. Ayrıca gıda güvenliği, dış yardımlar, çevre ve dış politika konuları da tartışılan diğer konular arasında yer almaktadır.

ABD Kongresi Yönetimin G-20’ye katılımını, G-20’deki uygulamayı öngördüğü politika taahhütlerini ve diğer G-20 ülkelerini bu politikaları izlemeleri için teşvik etmelerinin gözetiminden sorumludur. Buna ek olarak ABD Yönetimi tarafından G-20 sürecinde uygulanacağı taahhüt edilen politikalar için gerekli yasal mevzuatın gerçekleştirilmesi de Kongre’nin sorumluluk alanına girmektedir. Yönetim tarafından G-20’de taahhüt edilen politikalar Kongre’nin yasama gündemini şekillendirebilir. 
 
TÜRKİYE’NİN 2015’TEKİ BAŞKANLIĞI

Türkiye G-20’nin 2015 yılında Başkanlığını yürütüyor. Bu kapsamda 15-16 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek liderler zirvesine ev sahipliği yapacak. Türkiye 2015 gündeminde “Kapsayıcı ve Sağlam Büyüme için Ortak Eylem”  başlığı altında üç temel konu ele alınacak:

Küresel Toparlanmanın Güçlendirilmesi ve Potansiyelin Artırılması: Cansız ve kırılgan büyümeye karşılık olarak küresel büyümenin hızını arttırmaya yönelik gerekli politikaların tartışılmasına öncelik verilecek. Bu tartışmalar G20 üyeleri arasında makroekonomik politika koordinasyonuna ve altyapı yatırımlarına geliştirmeye daha iyi nitelikli iş yaratılmasına ve çok taraflı ticari sistemin geliştirilmesini desteklemeye yönelik olacak. 
 
Dayanıklılığı geliştirme: G-20 ayrıca küresel ekonomiyi gelecekteki şoklara karşı daha dayanıklı kılmaya yoğunlaşacak. Küresel ekonominin dayanıklılığını arttırmaya yönelik –yeni düzenleyici yapıların oluşturulması, kurumda gelişen ülkelerin söz hakkını arttırmaya yönelik IMF reformlarının tamamlanması, IMF gözetiminin güçlendirilmesi, vergi kuruluşları arasında iki taraflı ve çok taraflı işbirliğinin arttırılması ve kamu ve özel sektörde yolsuzluğa karşı savaşın güçlendirilmesi ve hükümetle ilişkili işlerde şeffaflığın arttırılması gibi- birçok konu ele alınacak. 

Sürdürülebilirliğin desteklenmesi: G-20 kalkınma, enerji, iklim finansmanı ve yoksulluğu yok etme ve düşük gelirli ülkelerde sürdürülebilir gelişmeyi sağlama çabalarını destekleme gibi konulara odaklanacak.  Bütün bunlara ek olarak, G-20 liderlerinin göç krizi, gıda güvenliği ve ülkeye özel yatırım stratejilerini tartışmaları ve finansal piyasalar reformları gibi mevcut konularda çalışmaya devam etmeleri bekleniyor. Bazı analistler Çin’in ilk defa Dönem Başkanlığını devralacağı 2016 yılını bekliyor. Analistler Çin’in ne tarz bir liderlik yürüteceği ve G-20 gündeminde hangi konulara öncelik vereceğini tartışıyor. ABD Hazinesi yetkilileri gelecek yılın G-20 gündeminde büyüme stratejilerinin en önemli konu olacağını bildiriyorlar.
 
G-20’NİN ETKİNLİĞİ TARTIŞMALARI

Küresel finansal krizin aciliyeti giderek azalırken G-20’nin daha etkin bir şekilde nasıl yol alacağı konusunda tartışmalar sürüyor. Üç senaryo bu tartışmalarda ön plana çıkıyor. Özellikle bir koordinasyon forumu olarak G-20 1)etkili 2)etkisiz veya 3) bazı durumlarda etkili ama diğerlerinde değil. Bu üç senaryo aşağıda ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır:

Senaryo 1: Etkili
G-20’nin uluslararası ekonomik işbirliğinin ileriye gitmesi için etkin bir forum olacağı yönünde görüşler bulunuyor. G-20’nin bu rolü üç nedenle oynayabileceğine inanılıyor. İlk neden olarak G-20’nin tüm önemli oyucuları masada toplaması, dünya nüfusunun üçte ikisini, dünya GSMH’sının %90’ını ve dünya ticaretinin %80’ini temsil ederken aynı zamanda yoğun müzakerelerin yürütülmesine imkan verecek ölçüde küçük olması gösteriliyor. İkinci neden olarak ise ulusal devlet başkanlarının müzakerelerde yer almasının önemli politika alanlarında taahhütte bulunmayı kolaylaştırabilmesi öne sürülüyor. Üçüncü neden G-20 liderleri tarafından tartışılan konularda, G-20’nin ticaret ve iklim değişikliği gibi  önemli sorunlarda görüş alışverişi yoluyla işbirliğini kolaylaştırabilmesi olarak gösteriliyor. Bu imkanın konuya özel toplanan forumlarda ve kuruluşlarda bulunmadığı kaydediliyor.

G-20’nin iyimser savunucuları finansal krizin en şiddetli zamanında G-20’nin başarısına vurguda bulunmuştur. Bu sürede G-20, ekonominin yeniden toparlanmasının yönlendirilmesinde  güçlü, merkezi ve benzersiz bir rol oynamıştır. G-20,  mali teşvikler, düzenleyici reformlar, IMF’nin borç verme kapasitesinin arttırılması ve diğer çabalarda en önemli kararların kaynağıydı. G-20 ayrıca Bank for International Settlements (BIS-Uluslararası Ödeme Bankası) Uluslararası Para Fonu (IMF) Dünya Bankası ve Finansal İstikrar Kurulu (FSB) gibi diğer uluslararası kuruluşları krize karşı gözlem ve çeşitli konularda uygulamada bulunma ile görevlendirdi. Son olarak, G-20 yanlıları politikalarda her zaman uzlaşma sağlanmasa bile G-202nin önemli ülkeler arasında daha fazla işbirliğini teşvik eden ve başlıca politika girişimlerinin tartışıldığı bir kurum olduğunu ileri sürüyor.

Senaryo 2: Etkisiz
Diğer bazı analistler G-20’nin uluslararası işbirliğinin ileriye gitmesini sağlayacak etkili bir forum olduğu konusunda dört ana nedenden dolayı şüphelerini belirtiyor. İlk olarak G-20  çok çeşitli ve farklı politik ve ekonomik bakış açılarına sahip bir dizi ülkeyi kapsıyor. Ekonomik toparlanma daha fazla iyileştikçe farklı çıkarlara sahip bu heterojen grup küresel ekonomik konularda anlaşmaya varmakta sorun yaşayacaklar. Bazıları G-20’nin Euro Bölgesi krizinde ya da Doha müzakerelerinin sonuca varmasına yardım edilmesinde gerekli liderliği sağlamakta başarısızlığa uğradığını belirtiyor.

İkinci olarak bazı gözlemciler G-20’nin ülkelerin doğru bir karışımı olmadığını ileri sürüyor. Avrupalıların G-20’de aşırı temsil edildiği (Almanya, İtalya, İngiltere ve AB 20 temsilcilikten 5’ini alıyor) ama bazı önemli gelişen ülkelerin (Polonya, Tayland, Mısır ve Pakistan gibi) dışta bırakıldığına dikkat çekiyor. Avrupa çıkarlarına yoğunlaşarak ve önemli gelişen ülkeleri müzakere masasından dışlayarak küresel ölçekte ekonomik alanda işbirliğini sağlamanın zor olacağı ileri sürülüyor.

Üçüncü olarak ise bazı uzmanlar G-20’nin etkisiz olduğunu çünkü “ayıplama” dışında bir zorlama mekanizmasının bulunmadığını ve taahhütlerin yerine getirilmesi için yeterli olmayacak yetersiz bir takip mekanizmasının olduğunu belirtiyor. G-20’nin uluslararası ekonomide etkisiz bir yönlendirme komitesi olduğuna kanıt olarak G-20 şüphecileri son yıllardaki G-20 sonuç bildirgelerinde nadiren diğer ülkeler ya da kuruluşlar tarafından yerine getirilen taahhütlerin bulunduğunu ifade ediyor. Benzer bir şekilde bazı bildirgeler de somut politika taahhütleri içermeden daha fazla dikkat ya da çalışma gerektiren alanlara vurguda bulunmakla yetiniyor.

Son olarak uzmanlar kriz nedeniyle ortaya çıkan G-20’nin etkinliğinin azaldığını çünkü G-20 tarafından kapsanan konuların genişlediğini ancak bir zirveden diğerine çok az takip yapıldığına dikkat çekiyor. Örneğin Haziran 2010’daki Tokyo Zirvesi’nin en önemli sonuçlarından biri gelişmiş ülkeler arasında mali konsolidasyon olarak belirtilmişti. Ancak bu hedefler takip eden G-20 Seul Zirvesi’nde çok az gündeme gelmiş ve gündem diğer konularla birlikte kalkınmaya yönelmişti. Buna benzer şekilde Fransa’nın Kasım 2011 zirvesinde dikkati uluslararası para sisteminin reformuydu, ancak takip eden zirvelerde bu konunun ne kadar ele alındığı çok net değil.

Senaryo 3: Bazı alanlarda etkili
Üçüncü senaryo ilk ikisi arasında bir orta noktayı temsil ediyor. G-20’nin bazı konularda etkin olduğu ancak diğer konularda etkin olmadığını ileri sürüyor. G-20’nin ülkelerin ekonomik işbirliğini kritik olarak gördüğü ekonomik kriz zamanlarında etkili olduğu ancak ekonominin güçlü ve işbirliğine daha az ihtiyaç duyulan zamanlarda daha az etkin olduğu belirtiliyor. Bu görüşün savunucuları krizin zirvede olduğu zamanlarda daha güçlü taahhütlerin yapıldığına ancak ekonomik toparlanma yoluna girmişken zirvelerden daha zayıf sonuçların çıktığına dikkat çekiyorlar.

Diğer bir açıdan da G-20’nin bazı alanlarda uluslararası işbirliğini kolaylaştırmakta etkili olduğu ancak her konuda aynı başarıyı sağlayamadığı kaydediliyor. Örneğin, G-20 üye ülkeler arasında parasal politikanın koordinasyonu alanında Maliye Bakanlarına, Merkez Bankalarına ve liderlere bir araya gelip tartışmaları için resmi bir çerçeve sağlayarak etkinlik sağlamış olabilir. Birçok ülkede Merkez Bankaları para politikası üzerinde bağımsız bir kontrol yetkisine sahip bulunuyor ve G-20 zirvelerinde ele alınan konuları uygulama otoritesini elinde bulunduruyor.

Buna benzer bir şekilde, G-20’nin IMF ve FSB gibi uluslararası organizasyonları bazı işleri yapmaları veya raporlar yazmaları için görevlendirdiği zaman başarılı olabildiği kaydediliyor. Bunun aksine G-20’nin diğer politika alanlarında koordinasyonu sağlaması daha zor görünüyor. Örneğin Maliye Bakanları ve Devlet Başkanları tartışmasız bir şekilde ulusal düzeyde maliye politikalarında etkide bulunabilmelerine rağmen mali politikaların kontrolü yasama faaliyetleriyle belirleniyor. Bu çerçevede G-20 zirvelerinde erişilen kararlar sonucu ulusal yasama organlarının kendilerini ne kadar bağlı hissettikleri ve bu konularda G-20 koordinasyonunun ne derece etkin olduğu çok net değerlendirilemiyor.

Yorumlar

Diğer Yazıları