AB kurtarma paketinin piyasalara ve ekonomilere etkisi ne olacak?

Ayça Karaca 22 Temmuz 2020, 11:15

 

AB  Konseyi’nde dört gün süren yoğun müzakerelerin ardından liderler dün 1,8 trilyon euro tutarındaki mali paket üzerinde anlaşmaya vardılar. Paketin 750 milyar euro tutarındaki kısmı pandemi sonrası kurtarma fonu için ayrılırken 2021-2027 arası yedi yıllık  bütçe ise 1 trilyon 74 milyar euro tutarında olacak. Anlaşma uyarınca  750 milyar euro tutarındaki kurtarma  fonunun (RRF) 390 milyarlık kısmı hibe, 360 milyar euro’luk kısmı ise kredi olarak kullandırılacak. Bu doğrultuda  Avrupa Parlamentosu (EP) Ekonomik ve Bilimsel Politikalar Genel Müdürlüğü ekonomistleri tarafından hazırlanan 21 Temmuz tarihli “Anlaşmaya vardık” başlıklı gizli raporda da yeni paketin içeriği ve ülke ekonomileri ve piyasalar için önemi ele alınıyor. 

Anlaşmada neler var?

· Toplam 1 trilyon 824 milyar euro tutarındaki paketin 1,074 milyarlık kısmı 2021-2027 arası çok yıllı bütçeyi oluşturuyor. Ayrıca “Frugal Four-Tutumlu Dörtlü”nün  (Avusturya,Danimarka, İsveç ve Hollanda) bütçeye yaptıkları katkı karşılığı aldıkları iadenin (rebate) arttırılmasını da içeriyor.   

· AB kurtarma paketi için öngörülen 750 milyar euro’yu 2026 yılına kadar sermaye piyasalarından borçlanarak temin edecek. AB Komisyonu’nun sermaye piyasalarından borçlanma yetkisi alması öngörülüyor. Başlangıçta  hibe için 312,5 milyar krediler için de 360 milyar euro önerilmişti. 

· Planlanan hibeler ve krediler ‘Multiannual Financial Framework’ (MFF) ve ‘Next Generation EU’ (NGEU) programlarının enstrümanları aracılığıyla verilecek. Bu  programların temel olarak Avrupa Yeşil Anlaşması ve dijital dönüşüm için yapılacak yatırımlar için kullanılması planlanıyor. 

Kurtarma Fonu’nun tahsisatında ise Konsey tarafından geçtiğimiz hafta önerilen plana bağlı kalındı. Bu plan doğrultusunda  fonun %70’inin ilk iki yıl (2021-2022) kalan %30’luk kısmın ise bu yıl yaşanan resesyonun derinliğine ve 2020-2021 GSYİH performansına bağlı olarak 2023’te kullandırılması öngörülüyor. 

Bu kapsamda, hibelerin  Komisyon’un reform, istihdam ve büyüme için  spesifik önerilerine bağlı olarak ülkelerin hazırlamak zorunda oldukları ulusal toparlanma planlarına  bağlı olarak koşullu kullandırılması planlanıyor. Komisyon’un ülkelerin ilerlemesini izleyerek Konsey’e bilgi vermesi de tasarlanıyor. Paketin büyüklüğünün krizin sertliği dikkate alındığında nispeten küçük olduğu ve fonların 1 Ocak’ta efektif hale gelebileceği dikkate alındığında reel ekonomiye fonların ulaşmasının 2021 ortasını bulabileceği eleştirileri de getiriliyor.

Raporda  ar-ge, dijitalleşme, yeşil anlaşma ve sağlık alanında yapılacak uzun dönemli yatırımların orijinal plandaki tutarlarında kesintiye gidildiği de vurgulanıyor. Ancak daha bir yıl öncesinde Euro Bölgesi’nde ortak bütçe hazırlamanın ne kadar zor ve görüşmelerin başında üye devletlerin birbirinden ne kadar farklı görüşlerde olduğu düşünüldüğünde ortaya çıkan sonuç bir başarı olarak değerlendiriliyor. Bu anlaşmanın birlik ve dayanışmadan çok sert pazarlıkların sonucu olduğu ve bütün mücadelenin ne kadarının Avrupalı vatandaşlar için olduğunu ve ne kadar politik sermayenin kullanılmak zorunda kalındığını  zamanın göstereceği de vurgulanıyor.    

Anlaşma ekonomi ve piyasalar için ne anlama geliyor?

EP ekonomistlerince  yapılan ön hesaplamalara göre  ilk iki yılda RRF’den kullanılacak maksimum hibe tutarı AB GSYİH’sının %1,6’sına ulaşan tutarda  218,75 milyar euro olacak ve ülkelerin kullanımları arasında büyük farklılıklar gözlenecek.    

Bu kapsamda, İtalya ve İspanya gibi daha kırılgan ülkeler  GSYİH’larının %2,5 ve %3,5 oranında hibe kullanırken Fransa, Almanya ve Hollanda gelecek iki yılda sırasıyla en fazla milli gelirlerinin %0,9, %0,4 ve %0,5 oranlarında hibeden yararlanabilecek. Özellikle pandemi döneminden daha sert etkilenen ve virüsle mücadele için katı karantinalar uygulayan ülkelerde bu paket ekonomileri için önemli miktarda teşvik sağlayacak. Ancak  fon gelecek yıl aktif hale gelecek ve 2023’e kadar %30’luk kısmı harcanmayacak. Bu kapsamda raporda salgının olumsuz etkilerini aşmak için acil ihtiyaç duyan ülkelere Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM) ve Acil Durumda İşsizlik Riskini Gidermek için Destek (SURE) gibi daha gevşek mali kurallar gerektiren programlara başvurmaları öneriliyor. 

Anlaşmayı olumlu karşılamak için altı neden : 

1) AB bugüne kadar sergilediği en büyük sınır ötesi dayanışma çabalarıyla Birliğin iç uyumuna ilişkin dünyaya güçlü bir mesaj verdi. Yakın dönemde bu güven etkisi paranın kendisinden çok daha önemli olabilir.

2) Anlaşma AB’nin hala işlediğini gösterdi. Gürültülü tartışmalar karışık yöntemlerle bir şekilde sona erdi ve ortak bir uzlaşmaya varıldı.

3) AB ve Euro Bölgesi mali birliği hedefleyen bir yolda ilerlemiyor. Ancak daha güçlü bir mali işbirliğine doğru çok önemli bir adım atıldı. Bu anlaşma bir örnek oluşturdu ve AB kriz zamanında borçlanma politikasını kabul etti. Bu durum gelecekte yaşanacak krizlerde de ortak bir mali politika izleneceğinin ön göstergesi oldu.

4) Her ne kadar İtalya ve krizden sert etkilenen ülkelerin istekleri tamamen yerine getirilmese de (390 milyar yerine 500 milyar euro hibe talebi) anlaşma bu ülkelerde özellikle Mart ve Nisan’da Birliğin gerekli dayanışmayı gösterememesiyle yükselen anti AB algısını kontrol altına almaya yardımcı oldu. Ayrıca anlaşma bu ülkelerdeki AB yanlılarının da elini güçlendirdi.    

5) Kurtarma fonundan yapılacak kullanımlar belli bir dereceye kadar İtalya ve diğer ülkeleri büyümeye yönelik reformlar izlemeye yöneltmek için teşvik olarak kullanılabilir. Euro krizini deneyimleyen ülkelerde ve Fransa’da (2012 ve 2015 arası) ciddi reformlar yapılmasından sonra AB’de hala kapsamlı ekonomik bir reform izlemeye ihtiyaç duyan tek büyük ülke İtalya olarak görünüyor. Bu anlaşma ile birlikte İtalya büyüme potansiyelini arttırmaya ve AB’nin geri kalanı ile kendisi arasındaki tehlikeli büyüme farkını kapamaya yönelik adımlar atma şansını elde edebilir. 

6) AB liderleri bu anlaşma ile Brexit’in AB için mali sonuçlarını da olumlu yönde etkiledi. Tarihinde ilk defa AB ülkelerin borçlanma piyasalarında önemli bir güç olarak ortaya çıktı. Anlaşma Avrupa Komisyonu’na “Next Generation EU” fonu için piyasalardan 750 milyar euro borçlanma yetkisi veriyor. Net tahvil ihracının 2026 sonunda bitmesi öngörülüyor. Tahviller 2058 sonuna kadar AB bütçesinden geri ödenecek.

Sonuç olarak ECB’nin uzun süredir tek oyuncu olarak boy gösterdiği piyasalarda Avrupa Komisyonu ikinci oyuncu olarak belirdi. Yeni oyuncunun tarihi ekonomik krizin baskısını ECB’nin üzerinden alması hatta “takım oyununu” geliştirirse daha fazla rol üstlenmesi beklenebilir.

Yorumlar

  • Metin22 Temmuz 2020 12:40Yazıda Ar ge , Digitalleşme , Yeşil Alan ve Sağlık konuları öne çıkıyor

    (%0,00) (%100,00)
  • murat can22 Temmuz 2020 12:24bu anlaşmanın türkiye'ye faydası olabilir mi, ne yapılabilir

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları