Negatif faizli tahvil balonu

PARA PİYASA - 02 Aralık 2019, 15:23

Gelişmiş ülkelerdeki negatif getirili tahvillerin değeri son üç ayda 4,5 trilyon dolar eridi. Negatif faiz olmasına rağmen yatırımcıların tercih ettiği tahvillerden kaçış sürecek mi?

 

Uluslararası piyasada dolaşan sıcak paranın güven sorunu küresel piyasalarda negatif getirili tahvillerin geçtiğimiz yaz ortasında 17 trilyon dolara kadar çıkmasına neden oldu. Ancak gelişmekte olan ülkelere yönelik oluşan ılımlı havayla birlikte negatif faize yönelim de azalıyor. Son üç ayda negatif getirili tahvillerin değeri 4,5 trilyon dolar azalarak 12,5 trilyon dolara indi. Bu tahviller Türkiye gibi ülkelerin kredi risk primleri azaldıkça eurobondlarına ilgisinin artmasına neden olacak.

Avrupa Merkez Bankasının bölgedeki borç krizi ve 2008 mali krizini takiben 2014 yılında ilk kez oranları sıfırın altına düşürdü. AB, İsveç, Danimarka, İsviçre ve Japonya dahil olmak üzere birçok ülke ECB’nin ayak izlerini takip ederken kısa süre sonra oranları sıfırın altına çekti.

Ancak gelinen aşamada uç veren yönelim yatırımcıların artık negatif faiz almak istemedikleri yönünde.

Dünya genelinde negatif faizi destekleyen önemli nedenlerden biri olarak emeklilik fonlan gibi kurumsal yatırımcıların likidite gereklilikleri nedeniyle tahvil almaya devam etmeleri gösteriliyor. Düşük risk önceliği, daha başından para kaybetmeyi göze alarak tahvile yönelimi destekliyor. Ancak yatırımcıların kendilerini eskiye göre daha güvenli görmeleri negatif getirili tahvillerde oluşan köpüğün sıyrılmasına yol açıyor. 86,4 milyar dolarlık servetiyle dünya ölçeğinde ülkelere giriş çıkışlar yapan Warren Buffett, “insanlar sürü halinde korkarlar. Güven ise teker teker gelir.” diyor. Yatırımcıların korkuyla sarıldıkları tahvillerden kopuş birden gerçekleşmese de kopan parçanın az olmadığını da kabul etmek gerekiyor. Reel getiri arayışı yeni yönelimleri beraberinde getiriyor. Son üç ay içerisindeki eğilim daha riskli varlıklara yönelimlerin yaşandığını gösteriyor. Buffett, eğer haklı ise ilerleyen süreçte gelişmiş ülkelerdeki negatif faizli tahvillerden kopuşun daha da arttığını göreceğiz.

Gelişmiş ülkelerdeki gerek tahvil gerekse mevduat hesaplarındaki negatif faizin ardındaki temel düşünce tüketimi teşvik edebilmek. Ekonomik zayıflık belirtileri ile karşı karşıya kalan merkez bankaları ekonomilerini canlandırabilmek için faizleri negatife döndürmeyi göze alıyor. Eğer tasarruf sahipleri paralarını saklamak için ödeme yapmak zorunda kalırlarsa, ideal olarak bunun yerine tüketime yönlendirmeleri daha olası kabul ediliyor. Ancak tüketimin mevcut birikimi daha hızlı erittiğini gören yatırımcılar daha önce eksi getiriye razıyken zorunlu olarak cesaretlenme sürecine girdikleri gözleniyor. Bu da pozitif getiri arayışlarını daha üst perdeden sürdürmelerine olanak tanıyor. Bundan gelişmekte olan ülkelere ne boyutta bir fon aktarımı olacağını ise ilerleyen süreçte göreceğiz.

NEGATİF FAİZ ORANINA SAHİP ÜLKELER

Beş merkez bankasının faiz oranları sıfırın altında bulunuyor:

•    Danimarka: % -0.75

•    İsviçre: % -0.75

•    İsveç: % -0.25

•    Japonya: % -0.10

•    Avrupa Merkez Bankası: % 0.00

Gelişmelere bakıldığında yatırımcılar daha fazla güven istiyor. Bu durumda psikolojiyi yöneten ve güven veren ülkeler kazanacak gibi görünüyor. (Zeynep Aktaş / Fortune Turkey)

Yorumlar