Dr. Artuğ Çetin, küresel hedef Bağımsız ve Milli Para Sistemi’ni anlatıyor

SERAP SÜRMELİ – FINANSGUNDEM.COM

Kitabevlerinin ‘finans’ rafları, şimdilerde çok çarpıcı bir eseri konuk ediyor. Yarattığı büyük ilgiyle okurların ofislerine, evlerine, çantalarına giren Nomisma, “Bağımsız ve Milli Para Sistemi”ni Türkiye’nin gündemine taşıyor. Başlayanın mola vermeden bir solukta yuttuğu paragraflarda, satırlarda, aralarda ne bombalar yok ki!

22 yılın emeği

Sistemin milliğinden, borç tuzağını bozacak olan milli paraya; “Ütopya mı?” tartışmasına son veren büyük hedefe; “Türkiye’de gerçekleşme şansı nedir?”den devleti şaha kaldıracak avantajlara kadar kafalardaki tüm soruları 22 yıllık emekle yanıtlayan, yeni kitabıyla farklı beyin fırtınalarına kapı açan Dr. Artuğ Çetin’le buluşuyoruz. Baharın sıcak bir esintisinde Four Seasons’un bahçesinde konuşuyoruz. Konumuz masanın üstündeki Nomisma…

Sivil toplum hareketi 

Dr. Artuğ Çetin, yeni kitabının her sayfasına damgasını vuran “Bağımsız ve Milli Para Sistemi”nin büyük bir sivil toplum hareketi olduğunu, kendisinin de Türkiye temsilciliğini üstlendiğini söylüyor.

Bankacılık bilançosunun dışına… 

İlk soru haliyle, “Nedir bu sistem?” oluyor. Basit gibi görünebilir ama yanıtı öyle değil! Öyle dolu geliyor ki, şaşırtıyor. Bugünkü para sisteminin ticari bankalara bağımlı olduğunu ifade eden Dr. Artuğ Çetin çok iddialı kelimelerle anlatıyor: “Bizim ortaya koyduğumuz çözüm ile ödemeler ve mevduat sistemini, bankacılık bilançosunun dışına çıkarıyoruz.”

Küresel otoritelerden onay

Bağımsız ve Milli Para Sistemi’nin iki büyük kuruluş IMF ve KMPG tarafından da test edildiğini belirten Çetin, sistemin ne kadar avantajlı olduğunun küresel otoritelerden de kabul gördüğünün altını çiziyor. Peki, sistem bir ütopya mı, bireysel bir düşünce mi ya da uluslararası bir hedef mi? Dr. Artuğ Çetin, “Bu sistem uluslararası bir hedef. Temel olarak global bir uyanış diye tanımlayabiliriz” şeklinde yanıt veriyor.

Halkın refahı yükselecek

Dinleyince anlıyorsunuz, aslında Nomisma’da görüyorsunuz, Dr. Çetin, Bağımsız ve Milli Para Sistemini ekonomi çevrelerine tanıtmayı kendine görev edinmiş. Misyon bilmiş! Tüm kalbi ve beyniyle üzerine titriyor. Bütün cevapları hesaplı, kitaplı… “Sistem sayesinde Merkez Bankası'nın kasasına girecek senyoraj gelirleri ile halihazırdaki devlet borçları 8-10 yılda kapatılabilmektedir. Borçsuz devlet, borca ödeyeceği finansal kaynağı refaha ve millete harcayacaktır, vergileri düşürecektir” diyor. Finali de, “Bu durum ise toplumun her kademesine sirayet ederek, devlet kanalıyla halkın refahı yükseltilecektir” sözleriyle yapıyor.

Dr. Artuğ Çetin, Bağımsız ve Milli Para Sistemi’nin tüm detaylarını Finansgundem.com’a anlatıyor.

29 Mayıs 2019 - 08:33
18

“BUGÜNKÜ PARA SİSTEMİMİZ TİCARİ BANKALARA BAĞIMLI DURUMDA”

- Bağımsız ve Milli Para Sistemi nedir? 

Dr. Artuğ Çetin: Ben 30 ülkede aktif, büyük bir sivil toplum hareketinin Türkiye temsilcisiyim. IMMR-International Movement for Monetary Reform olarak bilinen bu sivil toplum örgütü, paranın yaratılma ve tahsis edilme sürecini irdeleyen, toplumsal yarar adına değiştirmeyi hedefleyen uluslararası bir organizasyon ve her ülkede farklı bir adı var. Daha çok Pozitif Para olarak tanımlanan bu hareketin Türkiye’deki adı da “Bağımsız ve Milli Para Sistemi”. Bu sistemin dünyadaki temsilcileri içinde pek çok akademisyen, eski merkez bankası başkanları ve uluslararası ekonomi danışmanları yer alıyor.

Bakın; bugünkü para sistemimiz ticari bankalara bağımlı durumda. Bütün mevduat ve ödeme sistemimiz ticari bankaların bilançosuna bağımlı. Bugün dünyanın her yerinde mevduatlar ve ödemeler hep banka bilançoları üzerinden geçer. Banka battı mı, ödemeler ve mevduatlarda batar. Dolayısıyla devletler de onlara kol kanat germek zorunda kalırlar. Neden? Çünkü para sisteminin yüzde 90’ı ticari bankaların kredisi haline gelmiştir.

Biz ortaya koyduğumuz çözüm ile ödemeler ve mevduat sistemini, bankacılık bilançosunun dışına çıkarıyoruz. Birincisi, bir anda ticari bankalardan bağımsız hale geliniyor. İkincisi, milli. Çünkü merkez bankalarının kimi ülkelerdeki para hacmi payı yüzde 1’lere düşmüş durumda. Mesela İsveç. Yüzde 1’lere 10’lara düşmüş olan para hacmindeki söz sahipliği merkez bankasının ve maalesef kendi para politikasını uygulayamaz hale getirmiş. Dolayısıyla bir milli para politikası yok.

Bugün merkez bankası ve devletin yapması gereken, dijital paraları merkez bankasının uhdesine dahil etmesidir. Eğer ticari bir banka kredi verecekse merkez bankasından alsın o parayı. O dijital parayla versin krediyi. Ve oradan doğan senyoraj gelirini de faiz olarak merkez bankasının, yani halkın cebine girsin. Geçmişte yapılmış bir işlem aslında, biz yeniden uygulayın diyoruz.

29 Mayıs 2019 - 08:33
28

“PARANIN SAHİBİ MERKEZ BANKALARI DEĞİL”

- Neden para? Sizi 23 yıldır bu araştırmaya iten sebep ne? Vardığınız sonuç şaşırttı mı yoksa bekliyor muydunuz? Size nasıl etkiledi?

Dr. Artuğ Çetin: Avusturya’da hem çalışıp hem lisans eğitimi alırken biraz para biriktirmiştim ve o paraları bankaya yatırdım. Bir gün bankadan paramı çekmeye gittim, ama “Paranı alamazsın” dediler. “Niye?” diye sordum? “Şu an o kadar paramız yok” dediler. Çok rahatsız oldum, mücadele ettim ve sonunda istediğim hızda olmasa da paramı almayı başardım. O sırada bankada çalışan biri, “Kısmi Rezerv Bankacılık Terminolojisi”ni anlattı. Bunu duyduğum an, “Piyasada var olduğunu zannettiğimiz para, misliyle kaldıraçla aslında şişirilmiş bir balon mu?” diye sorgulamaya başladım. Arkasından araştırmaya başladım, araştırdıkça bu sistemin ne kadar karşılıksız olduğunu gördüm ve para üretiminin kredi vermekle aynı şey olduğunu veya tersten söyleyelim isterseniz, kısaca kredi vermenin para üretmek olduğunu gördüm. Ticari bankaların otomatikman para ürettiğini, para hacminin manipüle edildiğini ve para hacmine hükmettiklerini gördüm. Tabi, “Merkez bankaları ne işe yarıyor?” diye düşündüm. Bütün bunlar bende şunu uyandırdı, demek ki paranın sahibi merkez bankaları değil. Merkez bankaları olmadığına göre o zaman devlet de değil. Devlet değilse millet hiç değil. “Paranın sahibi kimdir?” dedim.

10 yıl önce araştırma yaparken, uluslararası çerçevede bu işe soyunmuş, bazı ülkelerin merkez bankaları başkanlarının da içinde bulunduğu bir sivil toplum hareketinin halihazırda var olduğunu ve bu çalışmaların parayı daha özgürleştirmek için yürütülen küresel bir reform hareketi olduğuna dair ilk tespitimi yaptım. Bunun üzerine bu kurumla bağlantı kurdum ve kurucusu Profesör Joseph Huber’le irtibata geçtim. 22 yıldır para sistemleri üzerine çalıştığımı anlattım. Gerçekten Türkiye’yi temsilen içinde bulunduğum IMMR ile bugüne kadar dünyada pek çok farklı ülkede zirveler, toplantılar yaptık. Bu konuyu akademisyenler, ekonomistler ve tüm uzmanlarla tartıştık. Türkiye’de bu konuda yazılmış ilk eser olan “Nomisma-Bağımsız ve Milli Para Sistemi” kitabım ile konuyu ülkemizde de gündeme getirdik. Geçtiğimiz aylarda Frankfurt’ta yapılan Para Zirvesi’nde gerek Türkiye’den gerekse Almanya’dan pek çok basın mensubu ile bir araya geldik.

29 Mayıs 2019 - 08:33
38

“SİSTEM HATALI İŞLİYOR”

- Günümüzde kullanılan para bağımsız ve milli değil mi, neden bir ‘borç tuzağı’ diyorsunuz, sistem mi hatalı işliyor?

Dr. Artuğ Çetin: Sistem hatalı işliyor, çünkü sistem bugün parayı üretip piyasaya sürerken kredi olarak sürüyor. Neden? Bugün araştırırsanız göreceksiniz ki, ülkelerdeki para hacmi ve kredi hacmi aynıdır. Çünkü paranın özünde kredi var artık. Borçlanılmadan para üretilmiyor. Ve sitemin yanlışı budur. Borcu siz piyasaya sürdüğünüz zaman, o borç ödenmek zorundadır. Eğer ödenmezse sistem çöker. O yüzden 1974 yılından bugüne 425 tane finansal kriz yaşanmış dünyada. Bunun da temel sebebi para sistemidir. Bu para sistemi ekonomilerdeki varlık fiyatlarını şişiriyor. Şişen varlık fiyatları da patlıyor. Dolayısıyla varlık hacmi bir varlıktan başka varlığa geçiyor. Onun için bir gün bono krizleri, bir gün hisse senedi krizleri, bir gün de Mortgage krizleri yaşanıyor maalesef.

29 Mayıs 2019 - 08:33
48