Yeniden kavuşmak çok güzel

Mustafa A. Aysan 14 Temmuz 2015, 18:04

 
Son iki ayın önemli bölümünü ciddi bir sağlık sorunu ile boğuşarak geçirdiğim için, sizlerle söyleşilerime ara vermek zorunda kaldım.  Şimdi sağlığımla birlikte size de yeniden kavuştuğum için çok mutluyum.  

Çevreyi şöyle bir gözden geçirince, dünyada ve ülkemizde koşulların fazla değişmediğini görüyorum:  ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya gibi gelişmiş ülkeler, yıllık % 1,5-2,5 oranındaki düşük büyüme hızlarını yükseltmek için, sıfıra yakın faiz oranları ile bile, büyüme hızlarını yükseltmeyi sağlayamamaktadırlar.  Bu ülkeler arasında yatırımları ve büyüme hızlarını yükseltebilmek için, ekonomilerin korkulu rüyası olan yüksekçe yıllık enflasyon hızına izin vermeye razı olan hükümetler bile böyle bir başarı (!) elde edememiş bulunmaktadırlar.

Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya ve Türkiye gibi, tam gelişmiş olmamakla birlikte, orta gelir grubundan, yüksekçe büyüme hızlarıyla, gelişmiş ülkelere yetişmeye çalışan ülkeler de, uzunca bir süredir yüksekte tutulması sağlanmış yıllık büyüme hızlarının düşmesini önleyememektedirler.  Daha da önemlisi bu büyük ekonomiler, hızlı büyümenin yarattığı enflasyon gibi, uluslararası finansal pazarlardan borçlanarak yüksekçe gelirler elde etmeye çalışmanın yarattığı yeni sorunlar yumağı ile boğuşmak zorunda kalmış bulunmaktadırlar.

Yunanistan, son günlerde ulaşılan uzlaşma ile biraz zaman kazanmış bulunsa da, yılın ilk yarısında ve önceki 5 yılda, AB ve Euro bölgesinin kurallarına uyum sağlayamadığı için, büyük bir dış borç sarmalı içinde kıvranmaktadır.  Yılın ilk yarısında ülkeyi yönetmeye başlamış olan Yeni Yunan Hükümeti’nin, üzerinde uzlaşmaya varılan programı uygulama konusu belirsiz bulunmaktadır.  Üstelik, dış borcu yıllık Milli Gelir’ inin iki katına yakın olan komşumuzun, bu zor uygulamalara yönelirken kullanabileceği bankacılık sistemi de güçlükler içindedir.    

Türkiye’miz, sanki 7 Haziran seçimlerini yapmamış gibi.  Kısır  siyasal tartışmalar içinde, seçimden önceki hükümeti ve uygulamalarını sürdürmeye çalışmaktadır.  Etkili siyasetçilerimiz, yeni seçim sonuçlarına  uygun bir hükümetin kurulmasını ikinci plana iterek, seçmen çoğunluğunun onaylamamış bulunduğu eski bozuk düzeni sürdürmeye çalışmaktadırlar. 

Bu koşullar altında yoğun bir “Anayasa Değişikliği” tartışması, gündemin ön sıralarına oturmuştur.  Yeni TBMM Başkanımız bile “teşekkür konuşmasını, şimdi en önemli işimiz yeni bir Anayasa yapmaktır” biçiminde sonlandırmıştır.  Anayasa değişiklikleri ve tartışmaları, 13 yıllık son iktidar döneminde bol bol yapıldı ve belki de son seçimde iktidar partisinin % 60 oranında onaylanmamış olmasının önemli nedenleri arasında yer aldı.  Böyle giderse biz de konuyu yeniden ele alabiliriz.  Dünya ülkelerindeki deneyimler, sık değişen anayasaların ülkelere hayırlar getirmediğini göstermektedir.

Son iki ayın bu ilk yazısı genel izlenimlerle ilgilidir.  Aslında kamu yönetimimizin, ekonomimizin ve toplum yaşamımızın büyük ve önemli sorunları vardır.  Ama onları ele almayı da daha sonraki yazılara bırakmak zorundayız. 

Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, hepinize, sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimi sunarım.

Yorumlar

Diğer Yazıları