Vergi indiriminden yararlanmak bu kadar zor olmamalıdır!

Ekrem Öncü 20 Nisan 2018, 12:01

 

Vergi indirimini de düzenleyen 6824 sayılı Kanun 08.03.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. 6824 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi ile Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri için vergi indirimi uygulaması mevzuatımıza girmiş oldu. Ancak, bu indirimden yararlanmak oldukça ağır koşullara bağlandı ve bazı konular ise ya göz ardı edildi ya da atlandı. İlk defa uygulamaya girecek olan bir düzenlemede aksaklıklar yaşanması normal karşılanabilir, ama özelikle ödemelerini düzgün yapan firmalara bir indirim sağlanmak isteniyor ise bu kadar çekingen davranmak ve uygulamayı sınırlamaya çalışmak mükelleflerde olumsuz bir algı yaratabiliyor. 

VERGİ İNDİRİMİNDEN KİMLER YARARLANACAKTIR?

- Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile,

- Finans ve bankacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri, emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonları hariç olmak üzere kurumlar vergisi mükellefleri yararlanabileceklerdir.

VERGİ İNDİRİMİNDEN YARARLANMA ŞARTLARI NELERDİR?

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin vergi indiriminden yararlanabilmeleri için;

1) İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şarttır.

İndirimden yararlanılabilmesi için mükelleflerin, indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu beyannamenin ait olduğu yıldan önceki son iki yıla ilişkin olarak Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken gelir veya kurumlar vergisi, katma değer vergisi, muhtasar gibi tüm vergi beyannamelerini kanuni süresi içerisinde vermiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerini de kanuni süresi içerisinde ödemiş olmaları gerekmektedir.

Ayrıca, kanuni süresi içerisinde verilen bir beyannameye ilişkin olarak, kanuni süresinden sonra düzeltme amacıyla veya pişmanlıkla verilen beyannameler vergi indiriminden yararlanılmasına engel teşkil etmeyecektir. Ancak, indirimden yararlanılabilmesi için bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması gerekmektedir.

Her bir beyanname itibarıyla 10.- TL’ye kadar yapılan eksik ödemeler, söz konusu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması şartının ihlali anlamına gelmeyecektir.

2) İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıl içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması gerekmektedir.

Söz konusu dönemler için haklarında ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunan mükellefler, tarhiyatın kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın, indirimden yararlanamayacaktır.

Öte yandan, söz konusu dönemlere ilişkin olarak ikmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyatların indirimin hesaplanacağı gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken süreden önce kesinleşmiş yargı kararlarıyla veya Vergi Usul Kanununun uzlaşma ya da düzeltme hükümlerine göre tamamen ortadan kaldırılmış olması ve diğer şartların da sağlanması kaydıyla vergi indiriminden yararlanılması mümkün olacaktır. Ancak, yapılan tarhiyatların kesinleşmiş yargı kararları, uzlaşma veya düzeltme hükümleri ile kısmen ortadan kaldırılması durumunda ise indirimden yararlanılamayacaktır.

3) Vergi indiriminin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması gerekmektedir.

Söz konusu 1.000.- TL’lik borcun hesabında Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerine verilmesi gereken vergi beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergi asılları ile vergi cezalarının (vergi ziyaı cezası, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları) toplamı dikkate alınacaktır. Söz konusu 1.000.- TL’lik borcun hangi döneme ait olduğunun önemi bulunmamaktadır.

4) Vergi indiriminin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan fiillerin işlenmemiş olması şarttır.

Vergi indiriminin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında Vergi Usul Kanununun kaçakçılık suçlarını düzenleyen 359 uncu maddesinde sayılan fiilleri işlediği tespit edilen mükellefler vergi indiriminden yararlanamayacaklardır.

VERGİ İNDİRİMİ UYGULAMASI NASIL YAPILACAKTIR?

Vergi indirimine ilişkin şartları haiz mükellefler, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinin %5'i oranında vergi indirimi tutarını hesaplayacaktır. Vergi indirimi tutarı, her hal ve takdirde 1 milyon Türk lirasından fazla olamayacaktır. Bu suretle hesaplanan vergi indirimi tutarı, öncelikle bu beyannameler üzerinden ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilebilecektir. Vergi indirimi tutarının ödenmesi gereken vergiden fazla olması halinde ise kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebilecektir. Bu süre içerisinde mahsup edilemeyen tutarlar red ve iade edilmeyecektir.

Ticari, zirai veya mesleki kazancın diğer gelir unsurlarıyla birlikte beyan edilmesi durumunda, gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı vergi indirimi tutarı, ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak tespit edilecektir.

GEÇİCİ VERGİ DÖNEMLERİNDE İNDİRİMDEN YARARLANMAK MÜMKÜN MÜDÜR?

Maalesef uygulama buna müsaade etmemektedir. Kanaatimce, uygulama Geçici Vergi beyannamelerini de kapsamalı idi. Geçici Vergi dönemlerinde vergi tahsil ediliyor ve Kurumlar Vergisi Beyannamesinde mahsup ya da başka vergi borçlarına mahsup söz konusu oluyor. SGK ödemelerinde olduğu gibi Geçici Vergi ödemelerinde de bu mahsup yapılabilmelidir, bu yöndeki bir uygulama daha işlevsel olacaktır.

ADİ ORTAKLIĞI BULUNANLAR KENDİSİ TÜM ŞARTLARI SAĞLAMAKLA BİRLİKTE ADİ ORTAKLIĞIN BORCUNU VADESİNDE ÖDEMEMESİ NEDENİ İLE BU İNDİRİMDEN YARARLANABİLECEKLER MİDİR?

Bir Kurumlar Vergisi mükellefi başka bir Kurumlar Vergisi mükellefi ile örneğin bir yol ya da inşaat işi yapmak için adi ortaklık kurmuş ise ve bu adi ortaklık KDV ve Muhtasar ödemelerini zamanında yapamamış ise (adi ortaklıkların Kurumlar Vergisi mükellefi olmaları söz konusu değildir) adi ortaklığın Kurumlar Vergisi mükellefi olan ortakları Kurumlar Vergi indiriminden yararlanamayacaklardır. Gelir İdaresi Başkanlığının sistemi buna müsaade etmemektedir.

Kanaatimce bu uygulama kanun ve tebliğ düzenlemesine aykırıdır. Ne kanunda, ne de tebliğ de buna yönelik bir kısıtlama bulunmamaktadır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı gerekçe gösterilebilir ancak adi ortaklığın ayrı mükellefiyeti söz konusudur ve iki ayrı tüzel kişinin oluşturduğu ortaklıkta ortaklardan birinin ödeme konusunda hassas davranmıyor olmasının faturasının diğer ortağa yüklenmesi hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Kaldı ki, ne kanunda ne tebliğde buna yönelik kısıtlayıcı bir hukuki düzenleme bulunmaktadır. Adi ortaklığın borçlarını zamanında ödememesi nedeni ile ortaklarının Kurumlar Vergisi indiriminden yararlanması engellenmemelidir. 

Sonuç olarak Kurumlar Vergisi bakımından vergi indirimi müessesesi vergisini düzenli ödeyen mükellefler için yerinde bir uygulama olmuştur ve aksaklıklar yaşanması normaldir.  Önemli olan bu aksaklıkların giderilmesine yönelik atılacak adımlardır.

Yorumlar

Diğer Yazıları