Üniversite mezunu olmalı mı, olmamalı mı?

Gökhan Ugan 22 Şubat 2016, 10:14

 

Bir zamanlar bir ülkede bir baba ile iki oğlu yaşarmış. Baba kocayıp ölüm döşeğine düşünce oğullarını yanına çağırıp onlara vasiyetini açıklamış: “Oğullarım, duvardaki kasada tam 200 bin TL var. Bu parayı alıp bölüşün, geçiminizi sağlamak için gereken yatırımı yapın. Benim de gözümü arkada bırakmayın” demiş ve son nefesini vermiş. Oğullar babalarını defnettikten sonra parayı vasiyetteki gibi bölüşmüşler ve birbirleriyle vedalaşıp ayrı yönlere doğru yola koyulmuşlar. Lise mezunu olan iki oğuldan büyük olanı mirastan aldığı payla ticarethane açmış, küçük olan ise bilgisinden para kazanmak için üniversiteye gitmiş. 25 yıl sonra sizce kim daha fazla kazanmış? Gelin bir bakalım.

Büyük oğlan şirket kurup ilk yıl payına düşen 100.000 TL ile mal almış ve üzerine %20 kâr koyarak 120.000 TL kazanmış. Her yıl aynı şekilde ticaret yaparak 25 yıl sonra babasının kendisine bıraktığı 100.000 TL ile birlikte tamı tamına 600.000 TL biriktirmiş.

Küçük oğlan dört yıl boyunca üniversiteye gitmiş ve her yıl hiçbir gelir elde etmeden babasının kendisine bıraktığı paradan 25.000 TL harcamış. Beşinci yıl bilgisini satmak üzere şirket kurup hizmet sektörüne girmiş. O da kardeşi gibi yılda 20.000 TL kazanmış. Her yıl aynı şekilde iş yaparak geri kalan 21 yılın sonunda 420.000 TL biriktirmiş.

25 yılın sonunda ticarete atılan kardeşin 180.000 TL daha fazla kazanmış olduğunu görüyoruz. Bu farkın iki sebebi var: Birincisi, ticarete atılan kardeş üniversiteye gitmek yerine dört yıl fazladan çalışıp ekstradan 80.000 TL kazanmıştır. İkincisi, babasından kalan parayla mal aldığı ve malı sattıkça parayı yerine koyduğu için mirastan elde ettiği 100.000 TL hala cebindedir. Küçük kardeş ise babasından kalan parayı üniversite eğitimi almak için harcamıştır, ayrıca çalışma hayatına 4 yıl daha geç atılmıştır.

25 yılın sonunda küçük kardeşin büyük kardeşle aynı parayı biriktirebilmesi için kardeşinden %43 daha fazla kazanması, yılda 20.000 TL yerine 28.571 TL gelir yaratması gerekir. Diğer bir ifadeyle, üniversiteye giderek iş hayatına daha geç atılmanın ödülü yüksek gelir olmalıdır. Eğer üniversiteden mezun olduktan sonra yüksek gelir elde edilemiyorsa ya da bırakın yüksek geliri, iş bulunamıyorsa o zaman üniversiteden mezun olma olgusu yeniden tartışmaya açılmalıdır.

Aslına bakarsanız üniversite eğitimi zorunlu değil, isteyen gidiyor. Ancak ekonomimizdeki istihdam yaratma kapasitesi o kadar yavaş artıyor ki, artan işsizlik gençleri iş bulma şanslarını artırmak adına üniversite eğitimine itiyor. Üniversitelere olan talep her ilde devlete ve özel sektöre ait eğitim kalitesi tartışılan üniversitelerin mantar gibi bitmesine sebep oluyor.

İş bulma umuduyla üniversitelere para harcayan kitleler, mezun olunca görüyorlar ki yine iş bulamıyorlar. Çünkü artık lise mezunlarının yapabileceği işlerde çalışmak için bile üniversite mezunu olma şartı getiriliyor. Bankalar gişe görevlilerini üniversite mezunlarının arasından seçiyor. Günümüzde gençlerimiz üniversiteye artık daha yüksek eğitim almak için gönüllü olarak değil, üniversite mezuniyeti işe alım kriteri haline geldiği için zorunlu olarak gidiyor. Üniversite mezunlarımız iş bulamazken şirketlerimiz nitelikli eleman bulamamaktan şikâyet ediyor. Bu sistemden özel üniversiteler ve dershaneler olmak üzere en çok eğitim kurumları kazançlı çıkıyor.

Bu sistemi tersine döndürmenin ilk kuralı, tabii ki istihdamın artırılmasıdır. Ancak bence daha önce yapmamız gereken şey mesleklere olan bakış açımızı değiştirmek ve çalışana saygı duymayı öğrenmek olmalıdır. Her meslek hakkıyla yapılıyorsa kutsaldır. Üniversiteden mezun olmak, bizi diğer insanlardan daha üstün yapmaz. Çocuğumuz üniversiteden mühendis olarak mezun olup evde otururken evi boyatmak için bulduğumuz usta bize iş yoğunluğu sebebiyle bir ay sonraya randevu veriyorsa bazı şeyleri oturup bir kez daha düşünmeliyiz. Devlet işgücü ihtiyacını belirlemeli, üniversite kontenjanları ona göre oluşturulmalıdır. Nitelikli işgücü yetiştirmek için meslek yüksekokulları yaygınlaştırılmalı, buralarda verilen eğitim daha kaliteli hale getirilmelidir. Nasıl ki generallerden oluşan bir ordunun savaş kazanması mümkün değilse, üniversite mezunlarından oluşan işsiz kitlesiyle de ekonomik büyüme sağlanamaz.

İş bulamayan üniversite mezunlarımız artık mastır yapıyor. YÖK dışarıdan doçentliğe izin verdiğine göre bu sistem böyle giderse yakın bir zamanda sokakta simit satan doçentlere rastlayabiliriz. Simitçinin de en az doçent kadar emeği için saygı gördüğü ve takdir edildiği bir toplumda yaşamak dileğiyle.

Saygılarımla,

Yorumlar

  • murat a20 Mart 2016 11:16Bütün özel üniversiteler kapatılsın. Hepsi yüksek lise zaten.

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları