Tepeden tırnağa turizmci... İşte büyük aşk!

Nıver Lazoğlu 30 Ekim 2017, 10:03

 

Sonbaharın yaprakları renk coşkusunda havalar  ufak ufak üşütse de yürek ısıtan hayat öyküleri anlam katıyor hayata.

Her hafta başka bir kahraman başka bir başarı. 

Umut ekiyorlar yarına dair. 

Dünü bilince gün daha da iyi anlayabiliyoruz. 

Mesleği aşka dönüştürenlerin finalde başarıya atılan imzaları çok kıymetli değil mi? 

Bu haftanın konuğu Aykut Bakay da hayat yolculuğunu içtenlikle aktardı. 

Meraktaydım, buluşacağımız yere önce vardım. 

Ellerinde çiçeklerle geldi Aykut Bakay, öylesi şaşırdım öylesi sevindim ki anlatamam. 

Ne kadar ince bir hareket değil mi? 

Gülümsemelerim tanışmadan kocaman oldu. Teşekkürüm ise dilime pelesenk.

Hayat hengamesinde böylesi incelikleri unutur olduk maalesef. 

Bunu unutmayanları görmek ise büyük mutluluk. 

Crowne Plaza İstanbul Oryapark Genel Müdürü Aykut Bakay ile sohbete çiçeklerle başlıyoruz, yanında olmazsa olmazım kahvenin miss tadında. 

Otel kapısı nasıl çalınır? diyor Aykut Bakay, 

Nasıl diyorum. 

“3 kere çalacaksın. Ama her çalış sonrası içinden 10’a kadar sayacaksın.  Ondan sonra içeriye gireceksin.” 

Hizmet sektöründe olmak, ne kadar da zor değil mi? 

Soru bu kez benden değil konuğumdan gelince. Daha da bir hoş oluyor, konuşmak. Ama bu arada konuğum turizme ilişkin bilgi birikimini kendi internet sitesinden ve kendi internet sayfasında paylaşıyor.  Bana yönelttiği soru yazdığı bir paylaşımın başlığıymış. 

O halde yazan bir iş adamıyla görüşmenin farkındalığında soruyorum. 

Neleri neleri bileceksin. 

Siz nasıl seçtiniz böylesi zor bir mesleği. 

“Çok ama çok küçük yaşta o aşk başladı diyebilirim. Kartpostal satarak bu sahaya adım attım. Çocukluğum Kariye Müzesi’nde geçti. Gelen turistlerle İngilizce konuşmak için çabalıyordum. O esnada İngiltere’de yaşayan bir çift ile tanıştım. İngiltere’ye götürmek istediler beni çok sevdiler. Sonrası onlara yazışmak için İngilizce öğrenme arzusu doğdu içimde. Yıllarca onlarla yazıştım. Hayatımın dönüm noktası ise rahmetli Çelik Gülersoy ile tanışmam oldu. Bu mesleği seçmemdeki en önemli etken oldu. Onunla tanışınca bana turizmci ol gel yanıma seni işe alacam dedi. Sonrası 9 Eylül Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümünü kazandım ve oradan mezun oldum.” 

Evrenin işleyişi ne de güzel. Hayat yolculuğunda yol alışlarda tesadüf yoktura iyi bir örnek sanırım. Kader çizgisinin önemli virajlarında karşılaştığımız isimler.  Şimdi başka bir merakla dinlemedeyim Aykut Bakay’ı. 

 Otellerde çalışmaya ne zaman başladınız? 

“Üniversitede okurken staj yapmak amacıyla İzmir Efes Otel’de  bellboy olarak işe başladım. Nokta nöbeti tutuyordum. Staj dönemim işimde iyi olduğu için uzatıldı. Bu işin en önemli noktalarından biridir. O dönemde öğrendiklerim bugüne taşındı diyebilirim. Kapı nöbeti tutabilmek.” 

Ne ilginç değil mi? Dünden güne varış. Soluksuz aktarıyor Aykut Bakay. 

“Üniversiteyi bitirir bitirmez soluğu Çelik Gülersoy’un yanında aldım. Meşhur Yeşilev’de garson olarak işe başladım. Rahmetli bana verdiği sözü tuttu ve beni işe aldı. Çok ama çok kıymetliydi hem benim için hem de Türkiye’ye için. Ardından resepsiyona geçtim. Araya askerlik girdi, dönüşte yine Yeşilev’de önbüroda işe devam ettim. Ardından da Soğuk Çeşme Sokağı’nda  aynı görevi sürdürdüm. Körfez krizi sonrası başka bir sektöre adım attım, biraz da zorunlu olarak.” 

Başka sektöre geçmek büyük adım büyük karar misali. İşinize bu kadar aşk beslerken…

“Hayatın getirileri bazen farklı seçimlere yöneltiyor. Yeni saham bankacılık oldu, açılan sınavlara girdim ve Vakıfbank’ta işe başladım. Oldukça farklı bir sektörde olmak ama içinizdeki aşk hiç bitmediği için bu sektörde genel müdür aşamasına geldiğimde yeniden ilk aşkıma geri döndüm. Bu kez Polat Rönasans Otel’de resepsiyonist olarak işe başladım, ardından ön büro müdürlüğü yaptım. Yani diyeceğim o ki, vazgeçilmiyor bu kadar çok sevince işinizi. Yaklaşık dört yıl aynı otelde çalıştım.” 

Hep 5 yıldızlı otellerde görev almışsınız diyecek oluyorum ama Aykut Bakay, "yok yok butik otellerde genel müdür olarak görev aldım. Blue House  Otel’inde" diyor. 

Başlangıç Yeşilev, sonrası Maviev yine bir tesadüf diye mi algılamak lazım. Enteresan geldi. 

"Daha ilginci de var” diye gülümsüyor Aykut Bakay,  “Yıllar önce garson olarak başladığım Yeşilev’e geri döndüm, bu kez TURİNG”in genel müdürü olarak.” 

Oooo diyorum ünlem büyüterek.  

“Evet öyle oldu, Çelik Gülersoy’un muazzam bir mirasının başında görev almanın gururunda, sonrası yaşanan krizlerin getirisi noktasında tek tek kapanan yerlerin zorunluğunda bu kez Turing’e bağlı Sarıç Restorant’ın müdürlüğünü yaptım. Turizmin her sahasında bulunmanın büyük keyfiyle aktarabilirim.” 

Günü varış öyküsü hayli ilginç Aykut Bakay’ın.  Ardından Ümraniye’deki Crowne Plaza Otel’e İşletmeci Genel Müdür olarak başlıyor. Üstelikte projenin inşaat aşaması itibariyle. Ardından verilen emeklerler sonrası doluluk oranını yüzde yüze taşıyor ve müşteri memnuniyetin büyük artısıyla yurtdışı tarafından ödüllendiriliyor. İstanbul Anadolu Yakası’nın en önemli otelleri arasına taşıyan ve uluslararası bir zincirin halkası olarak müşteri memnuniyeti yüzde 92”e ulaştıran  Aykut Bakay’ı tanımak büyük mutluluktu. 

Düne dair anıların gündeki filizlerini paylaştığımız sohbetin sonunda bana geçen en güzel boyutu ise “samimiyet ve işine duyulan aşk” oldu. Sevgiyle sarılınca işe varılan nokta kaçınılmaz bir başarı olarak ortaya çıkıyor. Ne yaşını ne de titrini göstermiyor Aykut Bakay, ama yeni nesle ışık olabilmek adına tüm verilerini kendi blogunda sunuyor. 

 Diyeceğim o ki, böyle hikayelere de böyle hikaye yazanlara da hepimizin çok ihtiyacı var. 

 Ha hikaye dediğime bakmayım, tas tamam yaşanmışlık ve gerçeklik var. 

 Masal kahramanı değil iş dünyasından bir kahraman. 

 Hep iyi kalın...

Yorumlar

  • Kinar papazian 30 Ekim 2017 19:27Super

    (%0,00) (%100,00)
  • Şule Altıntaş30 Ekim 2017 11:27Mütevazilik ve sabır sizi özetleyebileceğim kelimeler. İyi ki sizinle tanıştım Aykut Bey. İyi ki yollarımız kesişti.

    (%14,29) (%85,71)

Diğer Yazıları