Seçim yaklaşıyor; ekonomi bozuluyor

Mustafa A. Aysan 15 Nisan 2015, 18:00

 

Seçim yaklaşırken hükümet ekonominin iyi gittiği konusunda izlenim vermeye çalışıyor. Bu doğal karşılanmalıdır; çünkü özellikle seçime giderken ekonominin bozulduğunu söyleyen hükümet, halk oyuna dayanan siyasal rejimlerde hiç görülmüyor.

Bununla birlikte, hükümet tarafından ekonomik gerçeklere uymayan, ya da onların iyi görüntülerini vererek halka gerçek-dışı izlenimler vermenin sonuçları vardır. Tüm bu iyimser değerlendirme çabalarına rağmen ekonomik göstergelerdeki kötüye gidiş durdurulamıyor; göstergeler ortada:

Hükümetin ve Merkez Bankası’nın tüm iyimser değerlendirmelerine rağmen, dolar fiyatındaki yükseliş (TL. ’sının değerindeki hızlı düşüş) bir türlü durdurulamamaktadır. Çünkü TL.’sındaki 15 aydır süren değer düşüşü, sadece ABD’deki bazı gelişmelerden, ya da içerdeki faiz düşürme çabalarından, Avrupa Merkez Bankası’nın finansal pazarlara para pompalamasından kaynaklanmıyor; bu gelişme, ekonomik dengelerimizin ekonomik, siyasal ve sosyal politika uygulamalarından kaynaklanan denge bozukluklarıyla ilgilidir. İki yıla üç seçim sıkıştıran, bu seçimleri kazanmak için, Anayasa’nın yürürlükten kaldırılmasına, hukuk ve yargılama düzenimizin alt-üst edilmesine, iç güvenlik düzenimiz ile silahlı kuvvetlerimizdeki olağan üstü gücünün zayıflatılmasına, eğitim sistemimizde aşırı dinci değişikliklere göz yuman kamu yönetimi, toplumumuzun tüm değerlerini değiştirmeye yönelmiştir. Bu ortam içinde ekonominin iyiye gitmesi, enflasyonun düşmesi, ekonomik dengelerin kuruması ve büyümenin hızlanması olanağı yoktur.

Aksine, Tüketici indeksi aylık yükseliş oranı Mart’ta 1,2’ye gelince, gelecekte yıllık hızın %20’nin üstüne çıkması olasılığı yükselmiştir. Önceki 12 ayda indeksin % 7,55 artmış olması, geçmişte olup bitmiş bir olaydır. Geçen yılın düşük enflasyon hızıyla ilgilidir. Oysa Mart’taki enflasyon hızı, gelecek 12 ayın fiyat artış hızını belirleyecektir. Aylık enflasyon hızı, gelecekteki 12 ay için buna yakın bir artış hızının habercisidir. Enflasyonu azaltıcı önlemler alınmazsa, aylık enflasyon hızı daha da artacaktır. İçinde bulunduğumuz günlerde, fiyatları düşük gelişen ürünleri seçerek, “çekirdek enflasyon düşme yönündedir” biçimindeki söylem, yanlıştır.  

Kötüye giden diğer ekonomik göstergeler de ekonomide tüm dengelerin bozulmuş olduğunu göstermektedir: İşsizlik geçen yıla göre artmış ve artma yönünde gelişiyor. Dış ticaret açığı artma yönünde. Milli Gelir’deki yıllık artış hızının %3’ün altına inmiş olması, dünya ülkelerinin tümü de az büyüyor görüşü ile teselli konusu yapılmamalıdır. T.C. Merkez Bankası’nın döviz fiyatındaki artışı durdurmak için tüm çabasına rağmen, doların 2,65’in üstünde dolanması, tüm ekonominin kötüye gitmekte olduğunu gösteriyor. Bu koşullar altında, “Döviz açığı milli gelirimizin %5’ine düştü; döviz açığı sorunumuz kalmamıştır!” denemez.

Ekonominin temel derdi ve enflasyon hızlanmasının asıl nedeni, yetersiz yerli tasarruf oranlarıyla borçlanarak devlet harcamalarının hızla arttırılmış olmasıdır. Büyük projelerle devlet harcamalarını kontrolsüz arttırırken, vergilerin ve borçlanmanın üst sınırlara gelmiş olması, önümüzdeki seçimden sonra ekonominin bir hızlı enflasyon dönemine girmek üzere olduğunun göstergesidir. Yapılan yüksek harcamaları bitirmeden bu gidişi durdurmanın bir yolu yoktur.

Bu koşullar altında, faizleri biraz düşürüp, döviz fiyatlarını da artırarak ekonomi yönetmek olanağı yoktur. Temel ekonomide (harcamalar, yatırımlar, üretim, gelirler v.b.) tüm yanlışları yaptıktan,  devletin tüm olanaklarını ve baskı yollarını kullanarak seçimde oy alma sağlanabilir; ama ekonomideki kötü gidiş durdurulamaz. Bu durumda, “vergi gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre % 13 oranında arttı” diye sevinmek yerine, iki yılın döviz fiyatlarıyla düşmüş olmasına üzülmek gerekir.

Hayvancılıkta, tarımda, sanayide, ticarette, hizmet kesimlerinde büyük ekonomik yanlışlarımız vardır. Örnek olarak, hala giderilememiş olan elektrik kesintilerinin temel nedeni o alanda yapılmış özelleştirme yanlışlarıdır. Üretim ve iletim ağını devlete yükleyerek, kar edecek ve yeni yatırımlar için fon yaratacak dağıtım birimlerini özelleştirmek, elektrik üretim ve iletişim alanlarında yapılması gereken zorunlu yatırımları azaltmıştır; gelecekte azaltmaya devam edecektir. Elektrik, üretim, iletim ve dağıtımının tümünü hep birlikte özelleştirmenin yolları varken, zarar eden bölümleri devlette bırakarak, nakit ve kar yaratan bölümlerinin özelleştirilmesi yolu ile elektrik alanındaki sorunların çözülmesi olanağı yoktur. Geçmişte bu yol denenmiş ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ekonomilerinde bu yolu deneyen ülkelerin hepsi de bu başarısız yoldan dönmüştür; bizim ekonomimizi yönetenler, başarısız olduğu kanıtlanmış bu yolu yeni keşfetmiş görünüyorlar. Bu yol özelleştirmeyi kolaylaştırıyor; ama uzun sürede elektrik üretim ve iletimini çıkmaza sokuyor. Teknolojisi yüksek ABD’de de ENRON ile denenmiş bu yolun başarısızlığı kanıtlanmıştır. Bu konuda karar vermekte olanlar bu örneği iyi incelemelidirler.

İktidar çevreleri sanki açık artırmaya çıkmış: “%2,9 büyüme (2014’ün açıklanan hızı) hızı, durmak demektir! En az % 4 ve hatta % 5 büyümeliyiz” deniyor. Bir başkası çıkıp “% 7’nin üzerinde büyümeliyiz” diyor.

Oysa hesap etmeleri gerekir: Milli Gelirin % 7 oranında büyüyebilmesi için, Milli Gelirin % 21-22’si oranında yatırım yapılmalı, bunun için de Milli Gelir’in %25’i oranında iç tasarrufumuz olmalı. Oysa son yıllarda biz Milli Gelir’in % 23’ü oranında yatırım yapıyor ve fakat ancak % 12-13 oranında tasarruf yapabiliyor, aradaki farkı da borç ile karşılıyoruz. Ama bu hızlı borçlanmanın bir sınırı vardır: Onlara bunun için yüksek fiyat (faiz) ödemek gereklidir. Biz 2015’in ilk yarısında bu sınırları zorluyoruz. Dış borcumuzun yarısını her yıl yeniden borçlanmak zorunda kalıyoruz. İşte bizi zorlayan durum, ekonomimizi yönetenlerin bu sınırı aşmış olmalarıdır. Yukarıdaki çarpık yatırım-tasarruf ilişkileri düzeltilmedikçe biz döviz fiyatının hızla artmasıyla bu yanlışın bedelini ödemek zorunda kalırız.

Durum budur. Seçime kadar bu durumun düzeltilmesi olanağı olmadığı için, seçime yüksek döviz fiyatı+ yüksek faiz kısır döngüsü içinde gireceğiz; ondan sonra neler olacağı yeni kurulacak hükümete ve onun uygulayacağı ekonomik politikalara bağlıdır.

 

Yorumlar

Diğer Yazıları