Eğlencenin kralını yaratan adam

Nıver Lazoğlu 11 Aralık 2017, 09:39

 

Bir seviyi anlamak

Bir yaşam harcamaktır,

Harcayacaksın.l…demiş Özdemir Asaf

Bazen kelimeleri bir araya getirmek birini tanımlamak anlatmak oldukça güç oluyor.

Nereden başlamalı nasıl anlatmalı sorgusundayken, bazen bir şairin dizileri, bazen bir tek kare, bazen ise müzik imdada yetişiyor değil mi?

Hayatın içinden masal kahramanları yaratmanın güçlüğünde,  gerçekler ışık tutuyor.

İstanbul’un üşütmeyen kışında sıcak hikayelerin yaratıcılarıyla buluşmanın keyfinde bu haftanın konuğuyla bir aradayız.

Hazır yeni yıla hazırlanıyorken, eğlencenin ustalarıyla konuşmanın vaktinin geldiği görüşünden hareketle, bu dünyanın ünlü ismi Kamo’s ile kahveleri yudumluyoruz.

Öylesi hassas ki daha yazıya dökmeden, nasıl yazacağımın sorgusunda.

Eski bir tanıdık olmasının artısıyla, gülümsüyorum.

Dinlemedeyim…

Kendi dünyasındaki yolculuğunu dile getirmeden önce, nasıl anlatırımın düşünce balonlarında  çok şey anlatası, bir o kadar da anlatmayası var.

Griye dönmüş uzun sakallarını eliyle karıştırırken, bir yandan da oturduğumuz mekanı eleştiriyor.

"Tepeden ısıtılıyoruz, beyinler pişiyor” diye söyleniyor.

Evet, başlayalım mı? diyorum.

İyi de nereden başlamak gerek diye başka bir soruyla yanıt buluyorum.

“Tersten başlayalım günden düne varalım. Yıllarca 50 yaşına varmayı bekledim. Hayat benim için yeniden şekillenecekti. İstediğim yaşama dair müthiş miraslar bırakmak. Hiç bir mutluluk sonuna kadar sürmez, ya da hiçbir mutsuzluk sonsuza dek sürmez. Her şeyin bir sonu vardır. Yapılan yanlışları doğru kılıyorum. Bugüne kadar yaptığımda bundan ibaret diyebiliyorum. Mevzu insan ruhuysa, ona mutluk sunmak, onu eğlendirmek, onun ruhunu dinleyebilmek ve anlayabilmek. Akıl yoluyla, kimse yenemedi, bundan sonra da yeneceğini düşünmüyorum. Çünkü basiti düşünebiliyorum ve bunu müzikte de böyle yaptım. Mekanları ortaya çıkarırken de böyle yapıyorum. Basitlik bizlere mutluluk veriyor. Benim formülüm bu. Birilerini eğlendiriyorsan, iyi müzik değil doğru zamanda doğru müziği çalabilmektir kıymetli olan. İnsanları kendi içlerindeki müzikle eğlendiriyorum. Hep bunu kullanıyorum. Asıl formüllerden biri de heyecan. Olanı sürdürmek yerine yeni yeni oluşumlarda yol almak keyif verici. Oradan aldığım hazzın karşılığı yok diyebilirim. Yeni bir şey yaratmanın heyecanıyla yol alıyorum. Bunların en ötesi ise cesaret. Hep olması gerektiği kadar para kazandım ve kazanıyorum.”

Öylesine bir örnekleme ile anlatıma başlıyor ki. Ne diyeceğimi bilemenin çaresizliğinde bakıyorum.

“Hayat felsefem, her şeyiniz tamam olduğunda korkun derim. Çünkü çok mutlu olduğunuz anda, hayat bir dengedir ve mutlak bir mutsuzluk çıkartacaktır. Ben de bunu evrene bırakmıyorum, kendi içimde mutsuzlukta mutluluk, mutlulukta da ufak mutsuzluklar yaratıyorum. Hayat o mutluluğun bedelini benden almadan ben kendim alıyorum. Bu arada tüm hayatım boyunca her zaman tek başıma yol aldım. Hiç bir yerde çalışmadım hiç bir baskı altında kalmadım. Ruhum hep özgürdü ve öyle de kalacak. Üretim ancak o zaman yaratıma dönüyor. Ve o zaman gerçek kalabiliyorsun. Hayata geçirilmesi zor hayalleri gerçek kılıyorum.”

 

“Kafamdaki sesleri toparlayamıyorum” diye ekliyor. Kamo’s yani Kamer Akdülgeryan’a soruyorum. O denli ünlü olmak mı düşün?

“Hayır, yaşanmışlıkta yılmaksızın yol alışlarımda herkesi ama herkesi mutlu kılmak ama finalinde ben de mutlu olmayı arzuluyorum.

Yıllarımı bu uğurda harcadım, şimdi farklı bir yol seçimindeyim. Müzik çalmasını bilmiyorum, DJ’lik yaptım, mimarlığı bilmiyorum, yeni yeni yepyeni mekanlar yaratıyorum. Ruhumun özgürlüğünde işlere imza atıyorum, ama işsizim.”

Böylesi bir aktarım noktasında kafalar karışıyor ve yaman çelişkilerin aktarımında kelimeler imdada yetişir mi? Bilememenin acizliğinde dün de neler yaptın, bugüne varış öykünü dinlesek olur mu?

“Daha anlaşılır kılmak adına şöyle özetleyeyim. Kumkapı’da dünyaya geldim.Her cemaat mensubu gibi okumak yerine Kapalıçarşı’nın tozunu yuttum. Ama çıraklık dönemim olmadan, mıhlayıcı oldum. Yaptığım işler, herkesi hayrete düşürdü. Nasıl yaptığımı bilmeksizin. Ardından Kanada’ya gittim. Oradaki bu işin ustası bir firmayla çalışmaya başladım. Ancak keyif vermiyordu. Ardından evimde partiler vermeye başladım. Müzikler çalıyordum. Sonrası yeniden Türkiye’ye dönüş ve Kınalıada. Eğlenmeyi çok seven biri olarak ev partilerini bu kez mekanlara taşımaya başladım. DJ kabine geçtim, gelenler birken bin olmaya başladı. Belki de Türkiye’nin ilk beach kulübünü yaptım. Sahilde yaktığım ateşin etrafı doluyordu. Gece yarısı parti başlıyordu sabahlara kadar devam ediyordu. Çaldığım parçalarda kişileri yakalayabiliyordum. Sonra da Nişantaşı’nda eğlence mekanları açtım işlettim. Ki bu çok önemli. Ben Nişantaşı’nda eğlence mekanı açtığımda binlerce kalabalığı topladım. Üstelik o semtte bunu ilk yapan kişiydim. Tüm yaptığım mekanlar daha önce herkesin bulunduğu yerler değil de, kimselerin mekan açmaya cesaret edemediği yerler oluyor. Ve orada bir piyasa oluşturuyorum. Belki yüzkere battım ama bin kere yeniden doğdum.”

Ha şimdi daha net durum. İsminin anlamıyla özdeş bir işi hayata geçirmek. Geceleri hiç uyumayan ve geceyi renkli ve anlamlı kılan bir isim olmak nasıl bir duygu?

“Ha doğru, ay durumu. Başka bir şey. Sistemin dışında kaldığım için insanların farkına varmadıkları detayları görüyorum. İnsanların yaptığım mekanlara gelme sebebi de bu. Bütün mutluklar basitliğin içindedir. Bu mükellef bir sofra değil, deniz kenarında ayağı kırık bir sandalyede oturmak çok daha büyük bir mutluluktur. Hep sonradan işe koyuluyorum, aklını kullanmamak, para odaklı hareket etmemek. Para işin içine girdiğinde duygu yok oluyor.

Kısa bir yanıt sonrası bu kez farklı bir cümleyle soruyorum. Şimdi neler yapıyorsun?

Bildiğin üzere 8 yıl önce şehirde ada sokakları yapmak üzere yola koyuldum. Gökdelenler arasında ufak sokaklar. İlk uygulamam Kamo’s My Konos’u Balmumcu’da hayata geçti. Herkes yokuş üstünde böyle bir yer tutmaz dedi. Ama inanılmaz boyutta ilgi var. Yirmi kişilik bir mekan, rezervasyonla müşteri alıyoruz. Garson yok. Her gelen mutlak bir daha geliyor. Hiç kasmayan bir mekan. Herkes gerçek oluyor ve herkes çok rahat ediyor. Ayrıca gelen sabahlara kadar gitmek istemiyor. Meze hiç dolaba girmiyor, hep taze. Önce ortam gerisi teferrruat kalıyor. Yaratım en önemli mesele sanırım. Sistemin bir parçası değil, kalıp yok, gelen misafir eski dolabı açıp istediğini kendi alıyor, kendi servis yapıyor, kendini kendi gibi hissediyor. Başında garson yok. Müzik ise gelen kişinin içindeki şarkıyı çalıyorum. Yani gelen her kimse onun müziğini yapıyorum.”

 

Mekanı yaşamış biri olarak diyebilirim ki yüzde yüz doğru. Başka bir ambiyans, başka bir ortam, başka bir keyif. Hazır konu bu noktaya gelmişken sorayım, benim müziğim neydi?

Gülümsüyor, “Yıllar önce çalmıştım, ama şimdi ne bilmiyorum. Ama hatırladığım kadarıyla. Bulutsuzluk Özlemi, “Sözlerimi geri alamam, yazdığımı baştan yazamam” ve Ajda Pekkan”dan “Aynen öyle”…Ve  Ahmet Kaya, “Yazamadım”  vazgeçilmezindi. Elbette Parios...”

Ne ilginç değil mi? Kişileri tanımadan içindeki müziği dışa vurabilmek. Bu bile başlı başına müthiş bir durum.

Neyse kişiselleştirmeyelim değil mi?

Bu mekanın devamları da geldi değil mi?

“Evet, Beşiktaş’ta Roma Aşk Çeşmesi’ni yaptım. Mekan müthiş oldu. Ardından Haydarpaşa Tren Garı’nı bir mekanda hayata geçirdim. Klasik otomobil düşkünü birinin hayalini mekanda adeta canlandırdım. Ve inan ki bunların nasıl oluştuğunu bile bilmeden. Hep son resmi görüyorum. Kendiliğinden oluşuyor. Ne kitaptan öğrendim ne de okulundan. Kendimi İstanbul sokaklarına vuruyorum, günde 25 bin adım atıyorum. O esnada zihnimde bir şeyler oluşmaya başlıyor. İlham gelmiyor, ben ilhama gidiyorum. Tamamıyla yaratıcılık diyelim. Kişilerle bir şekilde karşılaşıyorum,  o kişi tanımadan en büyük hayalini hissediyorum ve sonrası o hayalini gerçeğe dönüştürüyorum. Üstelikte kişiyi mekana iş bitinceye dek de asla sokmuyorum. Finalinde ise hep karşılaştığım mutluluk gözyaşları oluyor. İşte en büyük haz bu.

 

Doğrusu bu kadar röportaj yaptım, ama böylesi bir boyutla hiç karşı karşıya kalmadım. İş yapmanın özüne ters bir durum. Kalemsiz kağıtsız şiir yazmak misali mekanlar oluşturmak.

Yaptığım her şeyde, akıl geride kalıyor, tamamıyla duygularımla yol alıyorum. Sanırım bundan ötürü ederi hep biraz eksik kaldı. İşte bir ömür yaşanmışlığında, şimdi yaptığım işlerin ederi de var olacak. Kafamdakileri dışa vurumumda hep biraz kıt kalıyorum. Ama mekanın yaratım süreci sonrası ‘işte bu’ diyebiliyorum. Bundan sonra da şehir içinde farklı farklı sokak mekanları yaratmayı planlıyorum. Ama bunun için şu ya da bu demiyorum. Hayatın getirisinde ruhumun özgürlüğünde,  sokakları arşınlamanın ilhamı yakalama süreci her şeyi tayin edecek, sanırım.”

Yeni yılın yeni coşkularla karşılamanın arifesinde gerçekleştirdiğimiz söyleşide yaratımıyla farkındalığıyla, hep “vay be” dedirten, yaptığını iş olarak addetmeyen ve yetisini tanımlarken hep biraz eksik kalan bir isim Kamo’s.

Gecelere ışık saçan, kendi dünyasında ise bir ömür harcayıp, bir seviyi anlama lütfuna erişen biriyle konuşmak keyifli olduğu kadar zordu. Anlatılanları anlaşılır kılabilmek adına.

Kişinin derinliklerine ayna tutabilmek, bir kitap misali okuyabilmek ve içindeki müziğin ritminin bulup bunu dinlenir kılmak, bilinen tüm kalıpları yıkmak ve sistemin bu kadar içindeyken, bu kadar dışında kalıp yaşamı ve yaşayanları mutlu kılmak.

Sanırım herkesi harcı değil.

Gece karanlıkta kişiyiyi görebilmek, gün gibi.

Türkçe’den İngilizce’ye, arabeskten popa, Rumca’dan Arapça’ya birbirinden farklı müziklerin karmasını geçişlerini doğru yapıp, günde haydi hoppa dansı sırasında hüzün denizinin kaptanı olarak yol aldırmak. Zor bir o kadar da farklı bir zanaat.

Tek bir cümle kuruluyor, “Hiç kimsenin düşünemediği kadar basit düşünüyorum"

Dünde tanıdığım bir ışığın gündeki yansımasından bana düşenler bunlar oldu.

Umarım sizler de geceyi gündüz kılan, renkli dünyanın parıltısını görebilmiş ve bir nebze de olsa hissedebilmişsinizdir.

Yeni bir hafta yeni bir umut yeni bir ışık.

Hep ışığınız parlasın, yüreğin coşkusunda...

Yorumlar

  • Kinar papazian11 Aralık 2017 18:10Yine super bir insan ve super bir yazi!!! Yuregine kalemine saglik yazarim

    (%33,33) (%66,67)

Diğer Yazıları