Dolar ne olacak?

Hikmet Baydar 28 Kasım 2016, 12:44

 

Son zamanlarda hemen hemen her gün ve sık sık bu soruyla karşılaşıyoruz. Sorun dövizin seviyesi değil aslında. Sorun ne olacağı. Mayıs 2014 ayında 2,07 TL seviyelerinden işlem gören USD son günlerde neredeyse 3,50’ye dayandı. Yani Türk Lirası’nda neredeyse %100’e yaklaşan bir değer kaybı söz konusu. 2014 yılına göre neler değiştiğine bakalım;

Enflasyon geçen senenin altında Ekim 2016 ayında yıllık %7.16, 2013 aralığında %7.40 idi. Yani o dönemlere göre kontrol altında bir enflasyon var. Cari işlemler dengesi 2015 yılından bile daha iyi, kısa vadeli dış borç stoğu daha da düşmüş, yani borçlar daha uzun vadeye yayılarak istikrarlı bir yapıya kavuşmuş. Bunun gibi bir sürü örnek bulmak mümkün.

O zaman sorun nerede? Döviz neden beklentilerin ötesinde hareket ederek piyasanın belirsizleşmesine neden oluyor? Neden şimdi böyle bir alım geliyor? Bu alım için TL nerelerden bulunuyor? Bu şekilde bir sürü sorulara doğru ve objektif cevap bulamazsak sonuç da yanlış olacaktır.

Teknik analizde bazı risk göstergeleri çıkışın aşırı riskli konuma geldiğini söylese de ( biz de bu sinyallere bakarak aman dikkat dedik) sinyalleri hiç tınlamayan döviz adeta yabancı yatırım kuruluşlarının koyduğu hedefleri bir emir kabul edip derhal yükseldi. Bu arada hedefler beklenen zamanda önce kırıldı bile. Çok ilginç değil mi? Evet trend göstergeleri yukarı demeyi bir aydır sürdürse de her trendin bir sonu var. Bu sinyalleri de risk göstergeleriyle yakalamaya çalışırız. Bu göstergelerden birisi RSI göstergesidir. 70 olunca satış potansiyeli çok artar ve bizler de alım yapmayız. Oysa 28/11/2016 günü USDTL günlük grafiğinde bu değer 90’a dayanmış durumda. Bir yerlerde normal olmayan bir şeyler olduğu kesin.

Şimdi bakalım nerelerde sorun var. Çünkü bu sorunlar bitmeden tansiyon düşmeyecektir.

1-Kuzey Irak ve Suriye’deki sıcak savaş; Türk ordusu barış amaçlı ciddi operasyon yaparken YPG’ye destek verdiği açıkça belli olan ABD bundan son derece rahatsız. Bunun yanında PKK operasyonları nedeniyle de PKK yanlarında yer alan Almanya (zaten tüm Avrupa büyükelçileri HDP grup toplantısına katılarak PKK saflarında yer almışlardı) Türkiye’ye internet hesaplarını engellemeye kadar her türlü engeli çıkarmaya çalışmıştır. Almanya’nın yasal haklarını ard niyetle kullandığı ilk olayı değil. Zaten kendi içinde PKK ile özdeşleşmiş görüntü veriyor. Bu arada Türk askeri Suriye tarafından da bombalanınca ortalık iyice karıştı. Sanırım Rusya ikincisine izin vermeyecek gibi. Aksi halde Suriye ile resmen savaş durumu olacak. Bu arada ABD yanlısı merkezi Irak hükümeti de bazen çıkışlar yapabiliyor. Kısacası konuşturuluyor. Buralarda kimlerin çıkarına dokunulursa onlar da kendi sempatizanları Türkiye ekonomisini zaafiyete uğratmak için bu yolu kullanacaktır.

2- Avrupa Parlamentosu AB üyelik sürecinin dondurulmasını tavsiye etti. Bu AP’nin ilk ayıbı değil. Yanlı ve siyasi kararlar alan bu parlamento her fırsatta Türkiye aleyhine çığırtkanlık yapıyor. O yüzden bu konjonktürde kendisine yakışan iğrençliği yaptı. Bunun yansıması ise gerginlik. Başka da bir gücü yok. Asıl Türkiye AB’nin yararlarını sorgulamalı. Halk artık pek önemsemiyor. Dünya AB den büyük görüşü hakim. Bu kapışmalar da tansiyonu yüksek tutan nedenlerden biri.

3-Global dalgalanma. Global piyasalarda kurlar ciddi dalgalanmalar gösteriyor. Bunun sebebi daha çok forex müşterilerini dolandırma amaçlı. Anlık büyük hareketlerle sisteme inanan birçok yatırımcı bir anda parasını kaybediyor. Ortalık forex mağdurlarıyla kaynıyor. Bence bu sistem Türkiye için sorgulanmalı ve kaldıraç sınırı getirilmelidir. Hem de ciddi boyutta. Döviz piyasalarının dalgalanmasında bu sebep çok önemli.

4- Brexit gibi önemli dış gelişmeler nedeniyle Avro değer kaybetti. Avroyla beraber TL de değer kaybetti. Hatta Avro’ya karşı bile.. Bu oynaklıklar 2017’de de ciddi boyutlarda olabilir gibi görünüyor. Oynanan rakamlar milyar dolarlar bazında ve belli kişilerin kontrolünde olduğundan piyasa serbest piyasa değil daha çok kartelleşmiş.

Yukarıdaki saydıklarıma daha birçok sebep ekleyebiliriz. Bunlarda risk iştahını artırıcı gelişmeler olmadıkça gerginlik ve buna bağlı sıkıntı devam edecektir.

Gelelim biz hangi noktadayız; daha düne kadar dövizde oyunun içerisine düşürülmeye çalışıldığımız iddiasıyla oyuna girmek istemiyorduk. Döviz aldı başını gitti. Gelen açıklamalar da global piyasalarla alakalı olduğu ve krizin söz konusu olmadığı yönünde. Şimdi reel sektör artan döviz kredi riski nedeniyle teminat tamamlamakla meşgul. Bunu anlamak için reel sektörün bu durumunu iyi analiz etmek gerekiyor. Daha sonra sahneye TCMB çıktı ve faiz artırdı. Hem de beklentilerden daha yüksek. Oysa konu faizlerin yetersizliği değildi. Piyasa önünü göremediği gibi bir manipülasyon vardı. Buna tedbir almalıydı. Tabi yanlış teşhise yanlış tedavi sonuç vermedi. Dövizde tansiyon hala yüksek.

Maalesef yukarıda belirttiğimiz belirsizlikler ve Türkiye’yi köşeye sıkıştırma hamlelerine karşı ekonomi yönetiminin ağır ve kayıtsız kalması döviz sepetini buraya taşıdı. Umarız dört elle işe koyulurlar da artık piyasaları kontrol altına aldıklarını icraatlarıyla belli ederler..

Son söz bu gemi hepimizin batırmamak bizim görevimiz..

Saygılarımla,

Yorumlar

  • misafir06 Aralık 2016 15:47Sayın yazar yapılanı (faiz artırımı, ağırdan alma) eleştirip aslında ne yapılması gerektiğini yazmamış. Sıralanan hususlar zaten malum..

    (%0) (%0)
  • Halil Yıldız28 Kasım 2016 22:35Aydınlatıcı yorumunuz için teşekkürler.

    (%0,00) (%100,00)
  • sağduyulu28 Kasım 2016 14:22Rasyonel tespit, elinize sağlık...

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları