500 büyük sanayi kuruluşunun performansı ve enflasyon

Dursun Akbulut 27 Haziran 2016, 11:34

 

2015 yılı için 500 büyük sanayi şirketinin faaliyet sonuçları değerlendirildiğinde, bu 500 büyük arasında bulunan şirketlerin ağırlıklı olarak emtia’ya dayalı üretim yapan şirketler olduğu görülecektir. Bunlar petrol , enerji, metal, endüstriyel kimya, madencilik ve gıda ürünlerinden oluşmaktadır. Bu şirketler, ağırlıklı olarak hammadde veya ara mamül maddelerini yurt dışından ithal  yoluyla temin etmektedirler. Yine  bu şirketler ağırlıklı olarak YP cinsinden kredi kullandıkları için kurların arttığı dönemlerde, bu şirketlerin finansman giderleri artmakta ve bu da genel olarak şikayet konusu olmaktadır. İstanbul Sanayi Odası tarafından yayınlanan ve aşağıdaki tabloda sunulan veriler yakından incelendiğinde kurların arttığı dönemlerde bu şirketlerin finansman giderlerinin arttığı, buna mukabil brüt karlarının (dolayısı ile brüt kar marjlarının) ve diğer faaliyet gelirlerinin de artmış olduğu görülecektir.

Tablodan görüleceği gibi kurların sürekli olarak arttığı dönemler olan  2013, 2014 ve 2015  yıllarında brüt kar marjı %15 ila %17 seviyesine ulaşmış ve ayrıca 2013 hariç diğer faaliyet gelirlerinde de önemli bir artış olmuştur.

Bunun nedenini aşağıdaki gibi açıklayabiliriz;

Kurlardaki artış, satılan maliyetini artırmakta ancak muhasebesel olarak bu kur artışları  satılan malın maliyetine (SMM) güncel olarak yansımamaktadır. Ham madde maliyeti satın alındığı günün kuru ile maliyet hesaplarına girdiği için mamül hale geldiğinde olması gereken kuradan daha düşük kurla maliyet hesaplarına yansımaktadır.

Diğer taraftan satış için fiyatlama yapıldığında SMM güncel duruma getirilmekte yani  güncel kurla değerlendirilmektedir. Sanayici zarar etmemek için mümkün olduğu kadar satış fiyatını da güncel kura göre ayarlama yapmaktadır. Bu nedenle brüt kar ve brüt kar marjı sanal olarak artmaktadır. Diğer bir değişle muhasebesel olarak  SMM eski kurdan muhasebeleştirildiği için SMM düşük kalmakta , satış fiyatı ise güncel kura göre ayarlandığı için brüt kar marjı yüksek  oluşmaktadır.

Ayrıca  yapılan vadeli satışlarda kur farkı ve vade farkı da tahsil edildiğinden  bu gelirler diğer faaliyet gelirlerinin içinde yer almakta ve diğer faaliyet gelirleri de kurdaki artışa bağlı olarak artmaktadır. Bu durumda aslında finansman giderlerinin önemli bir bölümü, satış gelirlerinin yani brüt karın  ve diğer faaliyet gelirlerinin içinde yer almaktadır.

Bu nedenle finansman giderlerinin yüksekliğinden çok  vergi öncesi karın toplam satışlar içindeki payına bakmakta fayda vardır.

Son dört yılda 2013 yılı hariç (bu yıl herşeyin tepe taklak olduğu yıldır) bu oran hep %6 larda kalmıştır.

Kurlardaki artış ister istemez satış fiyatlamalarındaki artış yolu ile enflasyona neden olmuş bunu ise bütün toplum ödemiştir.

2012 yılı ise bunun tam tersi olmuştur kurlar düştüğü için brüt kar marjı ve finansman giderleri düşmüş ancak sanayici için  vergi sonrası karın satışlara oranı yine %6 civarında kalmıştır. Bu dönemde enflasyon düşük kalmış bundan da  bütün toplum faydalanmıştır.

Bu kısır döngüyü kırıp  kurları  ve faizi düşük tutmak içinde hepimizin birlik içinde çalışıp rekabetçi bir ortamda ülkemizi her yönüyle cazibe merkezi haline getirmemiz gerekmektedir.

Yorumlar

  • Can Öztürk15 Aralık 2016 07:07Sağlık

    (%0,00) (%100,00)

Diğer Yazıları