İki koçtan ‘limitsiz’ hayatın yolları

KAYHAN ÖZTÜRK – FINANSGUNDEM.COM

Koçluk, son yıllarda iş dünyasında çok sık duyulan bir kavram. Danışanlara, kişi ya da kurum, ‘geleceğe yolculuk’ta eşlik ediyorlar. Güçlü sorularla başlıyorlar, yargısız bir dinleme alanı açarak ve güven ortamı sağlayarak destek oluyorlar. Peki, koç olmak kolay mı? Nasıl olunur? Kimler, neden, koça ihtiyaç duyar? Hangi dertlere devalar? Koç olmazsa ne olur?

Konu hassas, konu uzmanlık isteyen bir alan. Haliyle işin erbabına gidiyoruz. Sorularımızı, profesyonel çalışma hayatının kazandırdığı bilgi ve tecrübeyi yetenekle birleştirip, özlemle aradıkları yepyeni bir sahaya, ‘hayat kaşifliğine’ çıkan iki isme yöneltiyoruz. Zeynep Yetkin Yılmaz bankacı. 2012’de radikal bir kararla dev sektörü bırakmış. Deniz Hüsrev endüstri mühendisi. Kendi ifadesiyle hikayesi biraz farklı. ABD- Türkiye arasında mekik dokumuş, havacılıktan yapı grubuna atlamış. 2013’te ‘tamam’ demiş, ayrılmış.

Yaşam trafikleri birbirinden uzak Zeynep ve Deniz’in hayalleri ortak çıkınca kader onları ‘iş ortağı’ yapmış. İçinde biraz mucize ve tılsım olduğuna inandıkları Koçluk merakı, eğitim, tutku derken birlikte yola koyulmuşlar. ‘Limitsiz Koçluk’ böyle doğmuş.

3 yılda marka olan ikili değişimin anahtarını ellerinde tutuyor. Peki, bu anahtar hangi kilitleri açıyor, kapıları aralıyor? Profesyonel bir hizmet verdiklerini söyleyen, kişide öncelikle arzu şartını arayan Zeynep Yetkin Yılmaz ve Deniz Hüsrev Finansgundem.com’a anlatıyor. Her sorunun öyle bir yanıtı var ki hakikaten insanın kalbine, beynine ok gibi saplanıyor. Her faninin bilmesi, öğrenmesi, düşünmesi gereken sözler bunlar. Ne olduğuyla değil olmak istediğiyle yanıp tutuşanlara, “Ben niçin yapamıyorum?” diye kıvrananlara, “Benden çok iyi takım koçu, ilişki koçu olur?” diye düşünenlere öneriyorum: Bu röportajı mutlaka okuyun...

Hayatınızdan limitleri fırlatın, ‘limitsiz’ yaşayın...

112

BİZ KİŞİYE KENDİSİNİ BULDURTACAK GÜÇLÜ SORULARLA VE GÜVEN ORTAMI SAĞLAYARAK DESTEK OLUYORUZ

-Koçluk nedir? 

Zeynep Yetkin Yılmaz: Koç kelimesi İngilizceden geliyor ve anlamı aslında şehirlerarası yolculuk yaptıran otobüslerin ismi. Aslında kişilere yolculuk yaptırmaktan geliyor. Aslında bizim gibi koçların amacı değişime aracılık etmek. Değişim elçileri olarak kendimizi görüyoruz. Çünkü amacımız kişilerle beraber daha tatmin hissettikleri, mutlu oldukları ve daha başarılı oldukları bir hayata giderken onlara eşlik etmek.

Koçluk 1980 ve sonrasında ortaya çıkmış bir kavram. Biz bunu aslında basketbolda tanıdık. Herkesin gönlünde taht kuran bir basketbol koçu ile tanıdık. Spor alanında da kişileri hedefine götüren kişiler oluyorlar. Türkiye’de koçluk kavramı genel bir başlık altında anlamlandırılıyor. Oysa yaptığımız iş oldukça profesyonel bir iş. Özetlemek gerekirse yönlendirme ve yargılama olmadan kişiyi olduğu yerden olmak istediği yere giderken eşlik yolculuğu. Kişi burada nereye gitmek istediğine kendisi karar veriyor.

-Yolculuğu kendisi yapacaksa siz niye eşlik ediyorsunuz? 

Zeynep Yetkin Yılmaz : Kendi farkındalıklarımızı derinleştirmek için çok zaman ayırmıyoruz. Koçluk araçları kullandığımızda bedeninizde başka bir yere geçip bambaşka bir perspektiften baktığınızda gerçekleşebiliyor bu farkındalık. Aynı zamanda taahhütler vererek ilerlediğimiz bir yolculuk bu. Yolculuk dememizin sebebi uzun bir süreç olması. Bireysel koçluk süreci yaklaşık olarak 6 ay sürüyor. Kişilerin bazen belirli hedefleri oluyor. Fakat bu hedefler aslında bizim gerçek hedeflerimiz mi yoksa şirketimizden gelen hedefler mi? Genel kabuller mi yoksa bizim öz değerlerimizle ölçüşüyor mu gibi... Ben bu mesleği 20 yıl icra edebilirim ve o meslek aslında benim öz değerlerimle hiç ölçüşmüyorsa bir noktada çekip gitmek isteyebilirim. Ya da benim için başarı ne, toplum için başarı ne gibi kavramlar maalesef günümüzde oldukça karışmış durumda. Bu yüzden kişiler bazen gerçekten kendilerinden uzaklaşabiliyorlar.

Şöyle düşünün, üniversiteden mezun olduğumuz kişiler değiliz çoğunlukla ve bunun farkına varamayabiliyoruz. Zaten koçluk sadece kariyer anlamında değil. Biz kişiye koçluk yapıyoruz, konuya değil. Kişiler kendi sorunlarını çözebilecek bütün çözümlere kendi içlerinde sahipler. Bir başkası onlara o çözümü önerdiğinde bu sürdürülebilir olmuyor. Biz kişiye kendisini buldurtacak güçlü sorularla ve yargısız bir dinleme alanı açarak ve güven ortamı sağlayarak destek oluyoruz. Ve tabi bunun yanında birçok koçluk aracı da kullanabiliyoruz. Bir çeşit kendisini keşfetme ve bir dönüşüm yolculuğu kesinlikle. Organizasyonel gelişim alanında da çalışıyoruz. Koçluk konuları oldukça geniş. Yeni yönetici olan biri için nasıl daha iyi bir yönetici olabilirim, bir öğrenci için sınava hazırlanmakta bir koçluk konusu olabilir. Ya da iş hayatına ara vermiş ama iş hayatına geri dönmek isteyen bir hanım içinde koçluk konusu olabilir. Biz konuya değil de bireye koçluk yaptığımız için konular çok değişken. Genellikle ya karar alıp vermek yada kişi bir değişim istiyor ama bir türlü o değişime adım atamıyor gibi.


212

KOÇLA DANIŞAN ARASINDA BİR HİYERARŞİ YOK, BİZ YAN YANA YÜRÜYORUZ

-Bireylerin ve kurumların koçluk ihtiyaçları neler oluyor? 

Deniz Hüsrev: Koçluğun aslında en önemli kısmı bu. Yanlışlarınızı bilip nasıl düzelteceksiniz veya nasıl harekete geçeceksiniz. Bunun için hiçbir zaman koçluk yönlendirici ya da mentörlük değil diyoruz. İşin içinde hep harekete geçmek var. Bizim yaptığımız yolculuk hep geleceğe bakan, hedefleri gözönünde bulunduran, hedef ne olursa olsun başarı olabilir, mutluluk olabilir, huzur olabilir ama hep ileriye gittiğimiz ve mutlaka adım attığımız bir süreç olması önemli.

Zeynep Yetkin Yılmaz: Bireyler ya bir karar aşamasında oluyorlar. Mesela iki tane iş teklifi var diyelim, birini seçmek istiyorsunuz ama hangisinin sizin için daha iyi olacağını bilmiyorsunuz. Veya değiştirmek istediğim bir davranışım var ve bunun farkındayım fakat bir türlü adım atıp değiştiremiyorum. Çünkü fark etmek yapabilmeyi getirmiyor.  

Bizim koçluk eğitimini aldığımız ekolde de hem kişinin duygu ve olma halini hem de nasıl adım atacağına dair araçlar sunan bir ekoldü. Dolayısıyla psikolojide o farkındalıkları derinleştirmek, daha çok ne hissettiğimize bakmak, olma halimize bakmak vardır ya aslında şu anda bakıyoruz, duygu durumun ne, neden etkileniyoruz, harekete geçmek için neye ihtiyacın var, kendinize koyduğunuz engeller neler gibi... Ve ilk seferde olmuyor bu. Sürekli bir şeyleri öteleyen bir insansanız ilk denemenizde başaramıyorsunuz, davranış değişikliği zaman alıyor ve bazen o yöntem de işe yaramıyor. Bu yüzden o yöntemi kişinin kendisine buldurtmak önemli. O yüzden ben yardım etmek fiilinden koçluğun tanımında kaçıyorum. Aslında yardım etmenin bir annenin çocuğuna kol kanat germesi vardır ya onun gibi. Biz eşlik etmek kelimesini kullanıyoruz. Yan yana yürüyoruz aslında. Koçla danışan arasında bir hiyerarşi yok mesela. Psikolog ile danışan arasında olduğu gibi. Biz koçlar olarak bir analiz veya tespit yapmıyoruz. Çünkü kişi o sırada kendisini analiz ediyor .

Şunun altını çizmek istiyorum bu profesyonel bir hizmet. Biz burada bir hizmet sunuyoruz ve bunu isteyen kişinin alması çok önemli.

312

TANIŞMA SEANSINDA KİMYAMIZIN UYUP UYMADIĞINA BAKIYORUZ

-Peki, bu sürekli alınması gereken bir hizmet mi? 

Deniz Hüsrev: Aslında koçluk almak amacınıza göre değişken bir şey. Ve uluslararası koçluk federasyonunun önerisi genelde belli bir konuda 8 ya da 10 seans arasında çalışmak. Federasyonumuz bile 12 saatten fazla çalışacaksanız ‘Ya bir ara verin kendinizi geri çekin veya yeni bir koç ile çalışın’ der. Her seans bir saat. İki hafta aralıklarla oluyor genelde. Biz koçuz ve biz de koçluk hizmeti alıyoruz. Çünkü hayat bitmiyor, hareket etmeye devam ediyorsunuz.

12 saat koçluk aldıktan sonra tekrar almak gibi bir zorunluluk yok. 8-10 olmak zorunda da değil. Tamamen kişiye özel aslında. İlk başta bir tanışma seansı yapıyoruz danışanlarla. Tanışma seansı tamamen ücretsiz bir seans, kimyamızın uyup uymadığına bakıyoruz. Çünkü tamamen yargısız alan oluşturmak için koç olarak ta danışanı yargılamamız gerekiyor. Benim özverimle tamamen çatışan birisine yargılamaya daha meyilli olabilirim. Benim adalet duygum çok yüksek ve bahsedeceğim konu ve kişi çok adaletsiz bir insan. Bu yüzden onu yargılamadan dinlemem çok mümkün değil. O zaman başka bir kişiye yönlendiriyoruz. Ya da o beni hiç sevmediği birisine benzetebilir. Bu yüzden açık olmasını engelleyecek bir faktör varsa eğer onu görmek adına tanışma seansımız var. Bir de koçluğu anlatıyoruz ama yaşayınca farklı bir etkisi oluyor.

Zeynep Yetkin Yılmaz: Mesela bana şöyle bir şey denk gelmişti; Deniz de bende takım koçluğu ve ilişki koçluğu eğitimi aldık. Organizasyonel sistemde ilişki koçluğu diye geçiyor. Ve benden bireysel koçluk alan bir danışanım “Senden eşim ile beraber ilişki koçluğu almak istiyorum” dedi. Ve ben şöyle bir ikileme düştüm; acaba bunu kendisi mi istiyor yoksa, eşini ikna edip mi gelmeyi düşünüyor. Bireysel olarak zaten benden koçluk alıyordu. Koçluk mesleğinde etikleri bozmamak çok önemli bir şey bizim için. Amacının ne olduğunu tespit edip bunu doğru zamanda mı talep ettiğini anlamak çok önemli. Bu yüzden ben de “Önce seninle olan sürecimizi daha sonra gerçekten gerekli görüyorsanız beraber konuşalım ve ondan sonra değerlendirelim” dedim. Burada belli çatışmalar olabiliyor bazen. Bana şunu hissettirdi: “Ben çok değişmek istemiyorum, değişmesi gereken eşim onu da getireyim de o da duysun.” 

Deniz Hüsrev: Koçlukta çaba ve istek en önemli şey. Çünkü faydayı sağlayabilmesi için istekli olması gerekir değişime. Hiç kimse sihirli değnek dokundurtamıyor. Mesela çok sarmala giren bir danışanımla ben koçluk ilişkisini bitirdim. Hep aynı konuyla geliyor ama seans sırasında birçok farkındalık yaşıyor ve bunu çözmeye dair kendisi yollar üretiyor ancak bir sonraki seansa kadar hiçbir şey yapmıyor, aynı duygu durumunu girerek geliyor. Ona, “Koçluğun sana hizmet ettiğini düşünmüyorum, sen ne düşünüyorsun?” diye sordum. Çünkü bütçe ve zaman ayırdığın bir şey. Eğer hizmet etmiyorsa hiç yapmana gerek yok. Belki farklı bir yol olabilir izlemek istediğin daha sonra tekrar deneyebiliriz ya da seni başka birine yönlendirebilirim diye sonlandırdım.   

Zeynep Yetkin Yılmaz: Biz sorumluluk hep danışanda deriz çünkü maalesef elimizde sihirli bir değnek yok. Bazen insanlar bunun olmasını çok istiyorlar ama yok.  

-Sonuç alınıp alınmadığına kim karar veriyor? 

Zeynep Yetkin Yılmaz: Danışanın kendisi veriyor.

Deniz Hüsrev: 12 seanslık bir hizmetse eğer değerlendirmeler yapıyoruz. Ben 4 ve 8 seanslık süreçte soruyorum “Koçluk nasıl hizmet ediyor sana, başladığın noktadan bugüne ne değişti senin hayatında, nelerin farkındasın?” diye. Özellikle tek bir hedefle gelmediyse de yapıyorum mutlaka. Çünkü bazen her seansa farklı bir konuyla da gelebiliyor danışan. 

412