Ferit Şahenk ‘yeniden vadelendirme’yi anlattı

Doğuş Holding Başkanı Ferit Şahenk, Capital Yayın Direktörü Rauf Ateş’in sorularını yanıtladı.

-Ferit Bey, şu anda ajandanızın ilk sırasında hangi konular yer alıyor, nelere odaklısınız?

-Şu anda iki önemli konuya odaklandım. Birincisi, toplumun gündeminde de olan, “vadelendirme” dediğimiz konuyu bir an önce tamamlayıp günlük hayatımıza dönmek. Bir numaralı önceliğim bu. Bir an önce bu konunun gerektirdiği tedbirleri alıp yeniden koşmaya başlamamız çok önemli. Bunu başarıyla tamamladık.

İkinci sırada ise Doğuş Grubu’nun kalıcı biçimde kurumsallığını geliştirmek geliyor. Girişimcilik ruhunu kaybettirmeden kurumsallığı kalıcı hale getirebilmek, bunu sürdürülebilir kılmak istiyoruz.

Ancak son dönemde tüm konsantrasyonumuz belirttiğim gibi vadelendirme üzerineydi. Bir an önce bu işi halledip kendi işlerimize dönmek istiyorduk. Tamamladık ve şimdi işlerimize odaklandık.

-Peki niye böyle bir tabloyla karşılaştınız? Siz de hata yaptığınızı kabul ediyorsunuz o zaman? 

-Bir kere yaptığımız bazı yatırımlar, hareketler oldu. Finansman tekniklerinde de hatalar yapmışızdır. Bizim de hatalarımız vardı. Bunu görmek lazım. Yoksa faiz şöyle oldu, kur buraya gitti ile gelinen durumu açıklamak mümkün değil. Bizim de grup olarak öngörülü olmamız gerekirdi.

Ama şu andaki sunduğumuz yapı ve plan, bu sorunları rahatlıkla geçeceğimizi gösteriyor. Belki de bu kararlarla grubumuzun 5 yıl sonra alması gereken stratejik ve organizasyonel kararları erkene çekmiş de olabiliriz.

-Bu kararların hayata geçmesiyle birlikte 6 yıl sonra yeni bir dönem başlayacak diyorsunuz.

-Evet, öyle düşünüyorum. Yapmasaydık, belki geç kalabilirdik. Organizasyonu, stratejisi, vizyonu, insan yapısı ve eğitimiyle bunu bugün yapmak daha doğru oldu diye düşünüyorum.

Eylül 2001’de New York’taki saldırı gerçekleştiğinde, Garanti Bankası’nın İtalyan Intesa’ya satışı iptal olmuştu. Ben o gün demiştim ki “Bir gün inşallah İtalyanlar pişman olacak. Daha büyük rakamlara gelecekler. Hayat devam ediyor.” Öyle de oldu. Garanti Bankası için her şey daha iyi oldu. Şimdi de bizim grup için daha iyi olacağım düşünüyorum.

01 Eylül 2018 - 17:15
110

BANKALARDAN KESİNTİ İSTEMEDİK

Biz, yeniden yapılandırma kavramını kullanmıyoruz. Diğer uygulamalardan farklı. O nedenle biz “yeniden vadelendirme” tanımını tercih ediyoruz. Çünkü, biz bankalardan herhangi bir indirim talep etmedik. Sadece vadelerde, ana para ödemesinde taleplerimiz oldu. Hüsnü Bey (Akhan) ve arkadaşlar konuyu iyi yönetti ve Ağustos ayı içinde tamamladı. 9-10 banka var, 3 banka eş liderlik üstlenmiş durumda. Ne krediden ne de faizden iskonto, kesinti istemiyoruz. Biz, piyasa koşullarına göre “2 artı 4”, yani iki yıl ana para ödemesiz, sadece faiz ödeyelim diyoruz. 4 yıl ise hem ana para hem faiz olacak.

Üstelik şu anda bu kredilerin bir kısmının teminatı yoktu. Bu anlaşmayla birlikte aile de imza verdi. Yüzde 150’ye yakın teminat koyuyoruz. 2,3 milyar Euro düzeyinde, 5 şirketin kredisinden söz ediyoruz. Doğuş Holdingin bütün kredi portföyünün yüzde 42’sini kapsayacak bir anlaşma olacak. Bunun için vereceğimiz teminatın tutarı ise 3,6 milyar Euro’yu buluyor. Burada hem teminat hem Aile’nin imzası çok önemli. Rahmetli babam Ayhan Şahenk, “Sen inandığını göster ki herkes göstersin, inansın” derdi. Babamın sözü çok önemli... Biz bu anlaşmada bu inancı da göstermek istiyoruz.

01 Eylül 2018 - 17:15
210

CHİEF TALENT OFFİCER ADINI KULLANACAĞIZ

-Son konuştuğumuzdan farklı bir grubu yönetiyorsunuz. Yönetim anlayışınızda nasıl bir farklılık var?

-Artık şöyle bir gerçek var dünyada: 2l’inci yüzyılın şirketleri cephede yönetiliyor. Yani bugün siz oturup restoranları, otelleri bir merkezden yönetemezsiniz. Eskiden bir holding merkezi vardı, büyüklerimiz babalar orada otururdu. Her şey oradan gider, gelirdi. Şimdi farklı bir yapı var.

Biz de bu yapıya adapte oluyoruz. Bizim grupta, sadece coğrafyaya göre değil, işin özüne göre de yapılanma mevcut. Bu noktada yabancı istihdamı zorunlu hale geldi. Mesela eskiden biz personelci derdik, sonra insan kaynakları oldu. Kurumsallaşma adına “yetenek yönetimi” dediğimiz konu çok önemli. Bu noktada da yeni bir anlayışla birkaç ay sonra grupta insan kaynakları bölümünün adını değiştireceğim.

-Yeni dönemde ne olacak?

-Chief Talent Officer adını kullanacağız. Yeni dönemde çalışanın erkek, kadın, Türkiye’den ya da yabancı olması hiç önemli değil. Artık kim en büyük katkıyı yapacaksa onunla devam etmek gerekiyor. İşin güzel tarafı artık Türkiye expat’lar için cazip bir memleket olmaya başladı. Bugün Dubai’ye giden bir yöneticiyi buraya rahatlıkla getirebilirsiniz. Bir İngiliz rahatlıkla Türkiye’de çalışabilir.

-Yönetim organizasyon yapısını da değiştiriyor musunuz?

-Yönetimin, işlerin özelliğine göre değişmesi gerekiyor. Daha akıcı, daha rahat karar alabilecek yapıya yöneliyoruz. Ben merkezden uzaklaşmaya, insanların yetkilendirilmiş olmasına inanmaya başladım. Mesela bu otelin patronu, bu otelin genel müdürüdür. Onun holdingde, turizm grubunda rapor ettiği insanlar olmamalı. Onların yardımcı birimler, destek bölümler olması lazım. Bir defa burayı bilmiyorlar ki? Bu otel uzaktan nasıl yönetilebilir?

-Bu hızlı tempo içinde genel müdürlere ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz?

-Liderlerle olabildiğince bir araya gelmeye çalışıyorum. Mesela bayramı birkaç farklı otelimizde geçireceğim, onlarla birlikte olup dinleyeceğim. İlgili bölümlerdeki arkadaşlar her türlü raporlamayı yapıyor zaten.

Benim işim hesap sormak değil. Benim işim insanlara vizyonumuzu aktarmak, aynı noktada durduğumuzdan emin olmak. Grupla ilgili eksik bilgileri varsa onları tazeleyebilmek. Arkalarında her zaman adaletli bir liderlerinin olduğunu hissettirmek... Desteğimi, ihtiyaç halinde bana ulaşabileceklerini göstermek istiyorum. Kendilerini güvenli bir yerde hissetmelerini sağlamaya çalışıyorum.

01 Eylül 2018 - 17:15
310

EN BÜYÜK EKSİĞİM, ESKİ HOBİLERİMİ BIRAKMAK

-En son sanıyorum 2014 yılında söyleşi yapmıştık. O günden bu yana işiniz, faaliyet alanınız değişti. Seyahat süreniz, uçakta geçen zamanınız arttı mı? 

-İlk başta çok seyahat ediyordum. Şimdi teknoloji sayesinde video konferansı çok kullanıyorum. Bu, aslında tasarruf için de çok önemli... Mesela toplantı için Madrid’e gitmem lazım. Eskiden giderdim. Şimdi oraya da bir video konferans sistemi kurduk. Ancak bir de dokunmaya, insan ilişkilerine ihtiyaç var. Bunu da illa yönetim kurullarında yapmanız gerekmiyor. Ben eşimi, kızımı alıyorum. Birlikte seyahat ediyoruz. Doğuş Grubu’nda Rahmetli Ayhan Bey’den gelen bir aile sıcaklığı geleneği var. Kısmen işin başındaki liderleri de alıp tatile giderim.

-Çok çalışıyor musunuz, kendinizi nasıl sınıflandırıyorsunuz?

-Ben kendimi çalışıyor gibi görmüyorum. Bu benim zaten hayat stilim. Onun için gocunmuyorum. Sabah kalkarım, yaşarım, aklıma bir şey takılır, onun notunu alırım. Her zaman, her yerde olmam gerektiğine de inanmıyorum. Yeterince çalışıyorum.

Fakat en büyük eksiğim, eski hobilerimi bırakmak. Fotoğraf çekmeyi çok severim, eskiden vakit de ayırırdım. Şimdi onun eksiğini kapatmak için ne yapıyorum? Ara Güler Hocam * ile olan müze projemizde onun uzaktan enerjisini hissediyorum. Fotoğrafla olan bağımı koparmamış oluyorum.

-Kızınız Defne’ye vakit ayırabiliyor musunuz? Yoksa onunla da video konferans mı yapıyorsunuz?

-Maalesef biraz öyle... Onu da telefonla video görüşmesi yaparak gerçekleştiriyorum.

Şaka bir yana, yüzde 100 zaman ayırıyorum. Hiç tartışmasız. Ben 2001’den sonra uzun süre kızıma yeterince vakit ayıramadım. Kızım 10 yaşına gelene kadar bu eksikliğim oldu. Sonra bir gün bana, “Beni üniversite bakmaya sen götüreceksin. Mutlaka seninle gideceğiz” dedi. Biliyorsunuz çocuklar çok açık, direkt söylüyorlar. O günden sonra değiştim, kızıma, aileme daha çok vakit ayırıyorum.

01 Eylül 2018 - 17:15
410